YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Ağlayan Musluk” kitabıyla tanıdığımız “Gözde Göktaş” var.
Merhabalar Gözde Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhabalar, öncelikle nazik davetiniz için ben teşekkür ederim. Ben Gözde GÖKTAŞ, Özel Eğitim Alanında Uzman Öğreticiyim, aynı zamanda Okul Öncesi Öğretmenliği mezunuyum. Günlük hayatımda çocuklarla çalışıyor, onların gelişimine katkıda bulunmaya odaklanıyorum. Bunun yanı sıra çocuk edebiyatına olan ilgim beni yazmaya yönlendirdi. Çocukların dünyasını, onların merakını ve öğrenme sürecini destekleyen hikâyeler yazmayı seviyorum. Özellikle doğa, enerji tasarrufu, su kaynakları gibi çevresel konulara dikkat çekmek ve çocuklara bu konularda farkındalık kazandırmak benim için önemli. Bunun dışında edebiyat, sanat ve yaratıcı etkinliklerle ilgileniyorum. Hem eğitim hem de yazın alanında üretmeye ve gelişmeye devam ediyorum.
“Ağlayan Musluk” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
“Ağlayan Musluk” çocuklara su tasarrufunun önemini eğlenceli ve öğretici bir hikâye ile anlatan bir kitap. Hikâyede musluğun aslında mesaj vermeye çalıştığını fark eden bir çocuğun macerasını anlatıyorum. Kahramanımız, musluğun neden ‘ağladığını’ anlamaya çalışırken suyun hayatımızdaki değerini keşfediyor ve küçük yaşta büyük bir fark yaratabileceğini öğreniyor. Kitap, çocuklara bilinçli su kullanımı alışkanlığı kazandırmayı amaçlarken, aynı zamanda onların hayal gücünü geliştiren sıcak ve samimi bir hikâye sunuyor. Eğitici olduğu kadar keyifli bir okuma deneyimi vadeden “Ağlayan Musluk”, çocukların doğaya karşı duyarlılığını artırmayı hedefliyor.
Çocuk kitaplarında, hikâye kadar önemli olan bir diğer unsur da resimler diyebiliriz. Kitaplarınızı resimleyen Sevgi Mülayim ile nasıl bir çalışma yürüttünüz?
Kesinlikle, çocuk kitaplarında görseller en az hikâye kadar önemli. Çocukların ilgisini çekmek, duyguyu ve mesajı pekiştirmek açısından resimler büyük bir rol oynuyor. Sevgi Mülayim ile çalışmak benim için çok keyifli ve ilham verici bir süreçti. Hikâyemin ruhunu en iyi şekilde yansıtacak çizimler oluşturmak için sık sık fikir alışverişinde bulunduk. Karakterlerin duygularını en iyi şekilde yansıtmak için özenle çalıştık. Sevgi Hanım’ın çizimleri hikâyeye hem duygu hem de hareket kattı. Çocukların kitaba bağlanmasını sağlayan büyüleyici illüstrasyonlar ortaya çıkardığını düşünüyorum.
Alanınızda uzman birisiniz ve birikimlerinizi yazıya döküp okurlarla paylaşıyorsunuz. Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?
Yazmak benim için bir keşif ve paylaşım yolculuğu. Çocuklarla çalışan biri olarak, onların dünyaya nasıl baktığını, nasıl öğrendiğini ve hayal gücünü nasıl kullandığını yakından gözlemleme fırsatım oluyor. Yazmak, bu gözlemleri hikâyelere dönüştürerek çocuklarla ve ebeveynlerle bağ kurmamı sağlıyor. Aynı zamanda eğitici ve farkındalık kazandıran içerikler üretmek, bilgiyi kalıcı ve keyifli bir hale getirmek için harika bir araç. Yazarken hem kendimi hem de okuyucularımı yeni dünyalara davet ettiğimi düşünüyorum. Çocukların bir hikâyede kendilerinden bir şeyler bulması, öğrendiklerini hayatlarına yansıtması benim için en büyük motivasyon. Yazmak sadece kelimeleri bir araya getirmek değil, aynı zamanda duyguları, deneyimleri ve hayalleri paylaşmak demek.
“Dijitalleşmenin “edebiyata” etkisi nedir? İyi ve kötü yanlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Dijitalleşme edebiyatı birçok yönden dönüştürdü. İyi yanlarına baktığımızda, kitaplara ulaşımı kolaylaştırdığını, yazarların daha geniş kitlelere erişmesini sağladığını ve edebi üretimi çeşitlendirdiğini söyleyebiliriz. E-kitaplar, sesli kitaplar ve dijital platformlar sayesinde okuma alışkanlıkları değişti ve içeriklere her an, her yerden ulaşmak mümkün hale geldi. Ayrıca sosyal medya aracılığıyla edebi eserler hakkında daha fazla tartışma ortamı oluşuyor, bu da edebiyatın daha dinamik bir yapıya kavuşmasını sağlıyor.
Ancak dijitalleşmenin bazı olumsuz etkileri de var. Özellikle dikkat süremizin kısalması, derinlemesine okuma alışkanlıklarının azalması gibi durumlarla karşı karşıyayız. Hızlı tüketilen, yüzeysel içerikler bazen nitelikli edebi eserlerin önüne geçebiliyor. Ayrıca, basılı kitapların sunduğu dokunsal deneyim ve okuma ritüeli dijital ortamda tam olarak sağlanamıyor.
Ben dijitalleşmeyi edebiyat için bir tehditten çok, doğru kullanıldığında büyük bir fırsat olarak görüyorum. Geleneksel kitap sevgisini koruyarak, dijital araçları edebiyatı daha geniş kitlelere ulaştırmak için kullanmak önemli. Bu dengeyi sağlayabilirsek, hem okuma kültürünü güçlendirebilir hem de yeni nesilleri edebiyatla buluşturabiliriz.
En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?
Özellikle çocuk edebiyatı, psikoloji ve kişisel gelişim kitapları okumayı seviyorum. Çocuklarla çalışan biri olarak, onların dünyasını daha iyi anlamak için hem klasik hem de çağdaş çocuk kitaplarını yakından takip ediyorum. Bunun yanı sıra edebiyatın farklı türlerinden beslenmek de benim için önemli. Roman, deneme ve biyografi türlerinde de severek okuduğum eserler var.
Yazarlar konusunda ise, çocuk edebiyatında José Mauro de Vasconcelos, Roald Dahl, Behiç Ak ve Feridun Oral gibi isimleri takip ediyorum. Klasik edebiyat ve modern anlatılarda Stefan Zweig, Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli ve Ayfer Tunç gibi yazarların eserlerinden ilham alıyorum. Özellikle, hikâyelerinde güçlü bir anlatım dili ve derinlik barındıran yazarlar ilgimi çekiyor. Okuduklarım, yazılarıma da ilham kaynağı oluyor ve bakış açımı genişletiyor.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Kesinlikle, yazmak cesaret gerektirir çünkü insanın iç dünyasını, düşüncelerini ve hayallerini paylaşmasını sağlar. Yazmaya başlamak isteyenler için en önemli tavsiyem, mükemmel olmayı beklemeden yazmaya başlamaları. İlk cümle, ilk hikâye belki tam istediğiniz gibi olmayabilir ama yazdıkça geliştiğinizi göreceksiniz.
Öncelikle, bol bol okumak çok önemli. Farklı türlerde kitaplar okuyarak anlatım tekniklerini, kurguyu ve dili daha iyi kavrayabilirsiniz. İlham aldığınız yazarları takip etmek, onların yazma süreçlerini incelemek de faydalı olur.
İkinci olarak, düzenli yazma alışkanlığı kazanmak gerekiyor. Günlük tutmak, kısa hikâyeler yazmak ya da sadece düşüncelerinizi kağıda dökmek bile büyük bir adımdır. Ne yazacağınızı bilmiyorsanız, gördüğünüz bir manzarayı, bir anınızı ya da basit bir hayali betimleyerek başlayabilirsiniz.
Üçüncü olarak, iç sesinizi dinleyin ve özgün olun. Hikâyelerinizin, anlatmak istediklerinizin size ait olması çok değerli. Başkalarını taklit etmek yerine kendi anlatımınızı keşfetmeye çalışın.
Son olarak, eleştirilmekten korkmayın. Yazdıklarınızı güvendiğiniz insanlarla paylaşın, geri bildirim alın ve gelişime açık olun. Yazmak, sürekli öğrenilen ve geliştirilen bir süreçtir. Önemli olan başlamak ve devam etmektir.”
Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?
Ülkemizde kitap okuma oranlarının istenilen seviyede olmadığını söyleyebiliriz. Ancak son yıllarda özellikle genç nesilde kitap okuma alışkanlığının arttığını gözlemliyorum. Sosyal medyanın da etkisiyle kitap önerileri daha hızlı yayılıyor ve gençler arasında edebiyat üzerine tartışmalar daha fazla görülüyor. Bu umut verici bir gelişme.
Ancak hâlâ kitap okuma kültürünü yaygınlaştırmak için daha fazla çaba göstermeliyiz. Kitaplara erişimi kolaylaştırmak, okuma alışkanlığını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak ve aileleri bu konuda bilinçlendirmek önemli. Eğitimin her aşamasında okumanın bir zorunluluk değil, keyifli bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğine inanıyorum.
Genç nesil, teknolojiyle iç içe büyüyor ve bu durum onların dikkat süresini kısaltabiliyor. Ancak aynı zamanda bilgiye ulaşma hızları da artıyor. Onları edebiyata ve kitaplara yönlendirebilmek için farklı ve yaratıcı yollar denemek gerekiyor. Dijital platformları etkili kullanarak kitap sevgisini aşılamak, interaktif okuma yöntemleri geliştirmek ve gençlerin ilgisini çekecek içerikler üretmek önemli bir adım olabilir.
Özetle, gençler öğrenmeye ve keşfetmeye açık bir nesil. Onlara doğru kaynakları sunduğumuzda ve okuma kültürünü desteklediğimizde kitaplarla daha güçlü bir bağ kuracaklarına inanıyorum.
Değerli Gözde Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Beni konuk ettiğiniz için ben teşekkür ederim. Sorularınız sayesinde düşüncelerimi paylaşma fırsatı buldum. Yeni eserlerim için de heyecanlıyım ve umarım yakın zamanda sizlerle buluşturabilirim. Okuyucularımın geri dönüşleri her zaman çok değerli. Tekrar teşekkürler ve bir sonraki projelerde görüşmek dileğiyle.






















