UYANDIRILMIŞ TOPRAK(*)
İstanbul’a yolum seyrek de olsa düşer. Günümüzde hele bir de havayolu olayı da var ki, aylar öncesinden de yer ayırtıldığında İstanbul kapı komşunuz olup çıkacak kadar kısa bir süreçte adımladığınız kent, gezip tozduğunuz yerlerden sayılabiliyor.
Eskiden böyle değildi. Gittiğinizde de eliniz boş gelmiyordunuz. Hele benim için kitaplarla dönmek apayrı bir sevinç, mutluluktu. İstanbul Üniversitesi çevresinde eskiden yer tezgâhlarında satılan kitaplar şimdi o çevrede bir pasaja sıkışıvermişler. Öyle de olsa ben oraları kat kat çıkıp dolaşmadan edemem. Çıkıp giderken de elimde torbalar içinde seçtiğim kitaplar olur. Birkaç kez orasından burasından derken bütününü izlediğim “Doktor Jivago(**)” adlı sinema filminin dev romanını da öylelikle bulduğumda almışımdır. Elbette, romanıyla yapılan filmi arasında dünyalar kadar başkalık var. Olması da oldukça olağan karşılanmalıdır. Her iki güzel sanatlar dalının dili değişiktir. Yine de romanına büyük ölçüde sadık kalındığı anlaşılıyor.
Bir de benim delikanlılık yıllarımda çulsuzluğum nedeniyle ulaşamadığım Rus yazar Mihail Şolohov’un dev çalışması “Uyandırlmış Toprak” da ellerimde taşıdığım torbalarda yer alan kitaplardan biriydi(***). Kitaplığımda uzun süre gözümün önünde durmasına karşın, onu okumam yenidir. Araya onca kitap girmiş olduğundan ona sıra gelmemiş olmalıydı. Neyse ki ben, yine de Şolohov’dan o delikanlılık yıllarımda bir başka romanını okuduğumu biliyorum.
Rus yazar Mihail Şolohov, 1965 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’yle haklı olarak yüceltimiş. Kendisinin seri halinde yayımlanmış romanları vardır. Beni elimdeki çalışması da sersinin ilk cildi. Kitapçıları gezdim dolaştım, ikinci cildine rastlayamadım. Aklıma geldiğinde bir de o ilk cildini basan yayım evinine sorup araştıracağım.
Bütün bunları şunun için yazmaya koyuldum: Bizim kuşağımız, dünyada, birbirinin zıddı konumunda iki ayrı dev gücün olduğuna tanıklık etti. O konuda yapılan “Soğuk Savaş”ın vardığı boyutu da gördü. Yapılan tartışma ve kavgaların ana ekseni de zaten bu içerikle oluyordu. Özgür Dünya ve onun zıddı olan Demir Perde Ülkeleri. Biri ne kadar işveli ve nazlı ise diğeri bunun bize gösterildiği biçimiyle tersiydi; oldukça ciddî ve asık yüzlüydü. Daha da açıkçası bizim ülkemizin bulunduğu kamp, bunu böyle yansıtmayı zorunlu görüyordu. Başka türlüsü de zaten akılla bağdaşmazdı.
İşte o yüzden “Uyandırılmış Toprak” romanının içeriği bütünüyle gerçekçi olsa da yaygın olarak tartışılamamıştır. Bu benim kanım. Bugünün tüketim çılgınlığının yanı sıra, yaşanan önleri çıkarılmaktan gizlenmiş dev bir yoksulluk da söz konusudur. Yaldızı, cilâsı dökülmüş sanal bir serbest girişimcilik, çoktandır ayrımına varılmış sıkıntılar silsilesi yaşamakta. Tüm veriler, sürdürülemeyen bir büyümenin raporlarıyla doludur.
Eğer yukarıda andığım olumsuz gerçeklikten çıkılacaksa, karşıt çözüm olan öngörülmüş yatırımlar ve çalışmalar silsilesine el atılabilmelidir, derim. Uzun süre sürdürülmüş olan, 5 yıllık dönemler halindeki Öngörülmüş Karma Ekonomik Kalkınma Yöntemimizde de bu yönde adımlar atıla gelmekteydi. Ta ki, şimdiki bu yönetime kadar.
“Uyandırılmış Toprak” adlı çalışmanın özü de yok yoksul kesimlerin bu sıkıntılarına kesin çözümler getirilmek için yola çıkıldığı anlaşılmaktadır. İşçi Sınıfının Altın 25 Binliği, olarak nitelenen önder işçilerinin biri taşrada partinin buyruğu ile işe koyulur. Savaş zengini kesimlerin mülklerine ve varlıklarına el konulur. Hedeflenen “Kolhoz” adı verilen çok üyeli, dev devlet işletmeleridir.
Öylelikle ekim işine başlarlar. Üye olan herkes işin içindedir. Köstek olanlar sürgüne, çalışma kamplarına gönderilir. Yan gelip yatmaya son verilir. Herkes gücü oranında çalışmaya sevk olunur. Mülkiyetin efendiliğine fırsat verilmez. Devlet yönetiminde de zaten bu temel düşünce esas alınmıştır. Açık seçik olarak, (!) onlarınkisi. Ne kadar güç olsa da hedeflenen bu ilkedir.
Oysa her aşamada köstek olunmayı kafasına koymuş karşıtlar da eksik değildir. Hiç kimsenin dikensiz gül bahçesi yoktur. Zorluklar aşıla aşıla amaca varılır. Kitapta tüm bu aşamalar dile getirilmektedir. Okumanızı öneririm.
İyi haftalar.
____________
NOT: Seydikemer’den beri tanıştığımız, eski komşumuz, saygıdeğer dost Faruk Kaya’nın ilçemiz Milli Eğitim Müdürü olmasını kutluyor ve başarılar diliyoruz
(*) ŞOLHOV/UYANDIRILMIŞ TOPRAK Cem Yayınevi-1. Cilt 445 Sayfa-1973 Basımı
(**) Bu köşemde, o sinema filmi ve romanıyla ilgili günümüzde ortalığa saçılan gizli belgelerde, konunun ürkütücü boyutu daha iyi anlaşılsın diye, ABD istihbaratının özel ilgi gösterip her iki çalışmayı da öne çıkarttığını, konu alan bir yazı yazdığımı da biliyorum.
(***) Ben, o kitabı 8Aralık 1976’da almışım.





















