“ Kim olursan ol, Neye inanırsan inan, çok yakında her şey değişecek”
Başlangıç-Dan Brown
Bu iddialı cümlelerle reklamı yapılan “Başlangıç” kitabı piyasaya çıkar çıkmaz, hatta çıkmadan önce ön sipariş alıp sattığım bir kitap. Dan Brown iyi bir yazar mıdır? Bunu ilerleyen satırlarda irdelemeye çalışacağım ama reklamını çok iyi yaptığı yadsınamaz.
Bir çok okur gibi ben de Dan Brown’ı “Da Vinci’nin Şifresi” kitabıyla tanıdım. Bu romanın konusunu kısaca özetlersem; Roman kahramanımız.Harvard Üniversitesi’nde sembolizm-simgecilik alanında uzman Profesör Robert Langdon. Romanın başında R.Langdon’un
dostu olan , Paris-Louvre Müzesi müdürü J. Sauniere öldürülüyor. Bizim kahramanımıza da düşen geride kalan notlar ve çizimlerden bu cinayeti çözmesi. Elbette devreye güzel bir kadın da girer; müdürün torunu ve kriptoloji uzmanı Sophie. Düğümleri çözmeye çalışırken ilk durakları Mona Lisa tablosu olur. Devamı bildiğiniz aksiyon filmi gibi. Sonunda Dan Brown’ın Vatikan’ı kızdırdığı söylenen bir sonuca ulaşılır. Sanırım bu kitabı okumayan kalmamıştır . Bu nedenle sonunu da açıklayabilirim. Sonunda İsa Peygamberin soyunun devam ettiği ve Sophie’nin İsa peygamber soyundan geldiği ortaya çıkar. Peşine düştükleri kutsal kase ne oldu derseniz inanın hatırlamıyorum. Bu kitapla ilgili aklımda kalanlar bunlar. Daha sonra filmi ni de seyrettim. Kitabı çok beğenmeme rağmen filimden hoşlanmadım. Tom Hanks iyi bir oyuncu ama filimden daralarak çıktım. Bunda sanırım karanlık sahnelerin bol olması ve benim aydınlığı karanlığa tercih etmem etken oldu. Reklamını iyi yapıyor demiştim, bu kitapta da çok güzel bir pazarlama taktiği uygulandı. Uzunca bir süre kitap çok satanlar listesinde kaldı. Tam ilgi sönümlenmişken ciltli, resimli özel baskı diyerek tekrar piyasaya sürüldü. Ben bile elimde kitabım olmasına rağmen bu özel baskıyı da aldım. Deterjan reklamı gibi oldu biraz, önce normal deterjan piyasaya sürüldü sonra da matik deterjan…
Gelelim Dan Brown’ın yazarlığına.. İyi yazar mı? Çoksatar olmak iyi yazarlık derseniz evet. İyi araştırmacı olmak iyi yazarlık derseniz, yine evet. Tarzı biraz Ahmet Ümit’in tarzına benziyor aslında. Ahmet Ümit’in de kitaplarında araştırmacı yönü baskındır. Sevdiğim bir dostum Beyoğlu Rapsodisi’ni okuduğu zaman tüm Beyoğlu’nun gözünde canlandığını, Ahmet Ümit’in tasvirlerinin çok gerçekçi olduğunu ve bu nedenle kitaplarını çok sevdiğini belirtmişti. Şimdi düşünüyorum da Beyoğlu Rapsodisi kitabı da böyle resimlerle özel bir baskı olarak piyasaya çıksa o da güzel satar. Fakat asıl sorun ;Da Vinci şifresinde anlatılan mekanlar sapasağlam dururken İstanbul’da anlatılanların ne kadarı ayaktadır ?
Her neyse, Dan Brown iyi bir yazar. Da Vinci’nin Şifresi romanıyla ünlenince tüm polisiye-gerilim okurları gibi ben de diğer kitaplarına büyük bir iştahla saldırdım. Dijital Kale- Melekler ve Şeytanlar-İhanet Noktası- Kayıp Sembol-Cehennem
Bu kitaplardan Dijital Kale yazarın ilk kitabıdır. Bu kitabında yazarın diğer kitaplarında bolca kullanacağı bir çok öğeyi görüyoruz. Olağanüstü yetenekli özel bir bilgisayar var mesela, kriptoloji uzmanı güzel bir kadın var. Tüm ülkenin kaderi bir tek kadının çabasına bağlı.
İhanet Noktası Dijital Kale’den daha iyi ama orda da değişen pek bir şey yok; başkanlık yarışındaki bir senatörün kızı Nasa’nın bir dümenini fark ediyor. Ve elbette çok dürüst olduğu için babasının aleyhine olacağını bile bile gerçekleri açıklamaya çalışıyor bir yandan da Delta Gücü adı verilen gruptan kaçıyor. Bunun dışındaki kitapları ayrıca değerlendirmek istedim. Zira Melekler ve Şeytanlar, Kayıp Sembol , Cehennem kitaplarında da Robert Langdon başrollerde. Her üç kitapta da din konusu üzerinden gidiliyor. Birinde bir cinayet sonrası Roma sokaklarında İlluminati örgütünün izini sürerken ,dğerinde dini semboller peşinde mason locasının elinden arkadaşını kurtarmaya çalışıyor. Üçüncüsünde de yine İtalya sokaklarında başlayan koşuşturma İstanbul Yerebatan Sarayı’na kadar geliyor.
Başlangıç kitabına gelirsek , elbette Robert Langdon yine güzel bir kadınla birlikte.Yine cinayete kurban giden bir arkadaşı var. Yine kilise ve din adamlarını kızdıracak açıklamalar var. Bu kitap piyasaya yeni çıktığı için konusunu daha fazla anlatmayacağım. Fakat sizlerle komik gelecek bir düşüncemi paylaşacağım. Zaman zaman söz ettiğim gibi bazı kitap ve filimlerin belirli güçler tarafından ısmarlama yaptırıldığını düşünüyorum. Bana Dan Brown’ın kitapları da biraz öyle geliyor. Filimlerdeki kafası komplo teorilerine takık çatlak tipler gibi oldum sanırım. Dan Brown’ın kitapları hiç satmazken bir anda çoksatar oluyor. Bunu araştırınca karşıma sürekli bir memur ciddiyetiyle çalışan bir yazar portresi çıkıyor. Karısı da onunla birlikte yıllarca mücadele edip değişik reklam fikirleri üretiyorlar. Bunlar takdir edilesi çalışmalar elbette. Fakat Da Vinci Şifresi kitabının ardında sadece iki kişinin değil çok daha etkili bir grubun lobisini hissediyorum. Romanlarında buram buram din öğeleri bulunuyor, karşı çıkıyor gibi görünse de Hıristiyan öğretilerini gayet ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Bir arkadaşımın şu saptaması çok doğru geldi bana; Dan Brown evanjelistler tarafından kullanılan bir yazar, hedefi de Katolik mezhebi.. Bunların amacı ne olabilir? Hıristiyanlığı Müslümanlığa yaklaştırmak mı? Dinlerin temellerini sarsmak mı?
Kafamda deli sorular dolaşıyor. Diğer taraftan da böyle çalışkan bir adamı takdir etmemek ayıp geliyor. Düşünsenize tatil yapmayan, çalışmalarını kum saatiyle yapan, noel’de tatil yapmayan, çalışırken arada baş aşağı durup beynine kan gitmesini sağlayan disiplinli bir adam.. Takdir edelim , değil mi?
|
|
“İnadına Kitap,İnadına Aydınlık..”

































