UÇKUR ELDE, DON TOPUKTA…
Fethiye Özer Olgun Kültür Merkezi’mizde geçtiğimiz Perşembe günü hoş bir etkinliğe katılmış olduk. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bünyesinde çalışmalarını yürüten Çağdaş Türk Halk Müziği Topluluğu’nun “Küçük Gelin” müzikalini, ülkemizde Türk Kadını’na Seçme ve Seçilme Hakkı’nın 5 Kasım 1934’te verilişinin 85.yıldönümü nedeniyle düzenlenen bir etkinlik idi.
Müzikalde görev üstlenenlerden Ağa oyuncusu olan emekli eğitimci kişi Ali Kaya bey bizim dost-arkadaş çevremizdendirler. Eşi Zuhal hanım, eşimi bir bayan arkadaş olarak yanında müzikalde görmek istemiş. Ben de öylelikle eşimin yanında yer aldım; müzikali birlikte izledik.
Günümüz eğlence çeşitliliği eskilerde olmayınca gecelerin tekin durulamayan boyutu hâliyle cinsel dürtülere; bugünün kanıksanan değişi ile temel içgüdülere kalıyordu. O gidişatın önü alınamaz sonucu da nüfus patlamasına yol açıyordu. Bir yakın bayan büyüğüm o aile çoğalmasına; çocuk artışına, istem dışı yapılmış çocuklar için, kendince, gece bereketleri de, der.
Yukarıda, başlıkta okuduğunuz “uçkur elde, don topukta” deyimi ise, bizim yaş kuşağımızın çocukluklarında ve öncekilerin yetişkinliklerinde yaygın olarak konuşulan bir cinsel içerikli bir deyimdir. O eski yaş kuşağı, bizlerin günümüzde kullandığımız gibi lâstikli iç giyim henüz kullanmıyorlardı. Onun yerine iç giyimlerinde lâstiğin yerini tutan, adına uçkur denilen ince şerit biçiminde bir bez bağ kullanıyorlardı. O uçkur bağına da göbeğin üzerinde düğüm atılırdı. O düğüm çözülüp bağlanarak kişi gereksimlerini ancak giderebilirdi. O deyimden kastedilen ise cinsel ilişkiye hazır olma hâlini dillendirmektir. Özellikle yasal olmayan birlikteliklerde kişilerin bir mekânda birarada, yarı giyinik, yarı çıplak görülme; basılma hâlleri için böyle bir deyim hâlen söyleniyorsa ilk çıkış kaynağı yukarıda anlattığım gibidir.
Bizim temel içgüdümüz ve diğer hayvan türü canlılarınki, nesillerin sürmesini sağlayan başat etkendir. Ne yaparsak yapalım, ne üretirsek üretelim… şarap, rakı, votka, uyuşturucu… her tür eğlence… adına artık ne derseniz deyiniz… hiçbiri bizim o temel içgüdümüzün yerini tutamaz. O nedenledir ki, dünün varsıl erkekleri, ağaları, şöyle ya da böyle harem kurma yoluna gitmeyi kendilerine bir hak olarak görmüşlerdir. O konuda öyle de ileri gitmişlerdir ki, yeni yetme küçücük kız çocuklarını bile o keyiflerine alet etmekten çekinmemişlerdir.
Bizim de o izlediğimiz “Küçük Gelin” müzikhali yukarıda tanımlamaya çalıştığım olgu üzerine kurulmuş. Günümüz çağdaş anlayışıyla hiç de bağdaşmayan bu hareket başarıyla yansıtılabilinmiş. Tüm oyuncular ile çalıp söyleyen kişiler, özveriyle hareket ettikleri çok açık. O nedenle biz izleyeciler onları sık sık alkışladık.
Gerek Türk Halk Müziği Topluluğu, gerekse müzikalin her bir oyuncusu, kendileri İstanbul- Kadıköy Müjdat Gezen Sanat Merkezi‘nde eğitim almış kişilerce çalıştırılmışlar. O yüzden de, bir hevesle hareket eden oyuncuları müzikale hazırlayan Tiyatro yönetmeni Evrim Aktaş, Türk Halk Müziği Topluluğu’nu çalıştırıp hazırlayan Şef Pınar Güzel Mezireli ortaya duygu yoğunluklu, hisli, hoş bir seyirlik müzikal ortaya çıkartmışlar.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Dernek Başkanı Tuğrul Yılmaz da ülkemizde çocuk gelin ile kadının siyasetteki yeri konusunda bir konuşma yaptılar. Konunun önemine değindiler. Dernek olarak destek oldukları üniversite öğrecilerini yanlarına alarak birlikte görüntü verdiler.
Müzikalde yer alan oyuncuları, saz heyetini, türkü söyleyenleri, emeği geçen herkesi kutluyor, başka başarılara da imza atmalarını diliyoruz.
İyi haftalar…






















