TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİNDE TÜRKÇE
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN DİL İNKILABI İLE TÜRKÇE GELİŞMİŞ, BİLİM VE KÜLTÜR DİLİ OLMAYA BAŞLAMIŞTIR
Türkçe’miz resmi dil olmasından (13 Mayıs 1277) bu güne gelişmiş ve zenginleşmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyetinde dil ve tarih, Atatürk’ün de en çok değer verdiği konulardan olmuştur. Önce 1931’de Türk Tarih Tetkik Cemiyeti kurulmuş ardından da millet olmanın en önemli temellerinden biri olan dilin geliştirilmesi düşüncesi ile Atatürk’ün önderliğinde sonradan adı Türk Dil Kurumu’na çevrilecek olan Türk Dil Tetkik Cemiyeti 12 Temmuz 1932’de kurulmuş, Türk Dil Kurultayları düzenlenmiştir.
Atatürk’ün dil konusundaki şu sözleri de dilin bir milletin varlığı ve devamı için önemine işaret etmektedir.
“Millî his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî hissin gelişmesinde başlıca müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkelerinin, yüksek İstiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”
Atatürk’ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940’larda yayın hayatına çıkabilen Divânu Lügati’t-Türk ve Kutadgu Bilig gibi yapıtlar üzerinde yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü’yle ilgili çalışmalar da Atatürk’ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme sözlüğü Anadolu ağızları ile oluşan kelimelerden bir sözlüktür.
TÜRK DİL KURUMU VE TÜRK TARİH KURUMUNUN GİDERLERİNİN KARŞILANMASININ KISA HİKAYESİ
Kurtuluş Savaşı yıllarında Hindistan Müslümanları bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN hesabına 26/12/1921 den 1923 ün Aralık ayına kadar Türk Milletine yardım için para gönderirler. Bu yardımın büyük bir bölümünü Milli Mücadele yıllarında harcar. (Bununla ilgili resmi belgeler Cumhurbaşkanlığı arşivleri, Genel Kurmay Başkanlığı arşivleri, Askeri Tarih ve Stratejik etüt Başkanlığının ATATÜRK bölümünün 107 nolu dosyasında ayrıntılı bir şekilde açıklanmaktadır.)Az bir kısmı Atatürk’ün kendi hesabında kalır. O para ile Türkiye İş Bankasının kurulmasına hisse alarak katkı sağlar. Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin ekonomisini geliştirmek için Milli bir banka kurulmak istenir. Türkiye İş Bankası diye bir şirket kurulur. Bu şirketten 1000 Tl. peşin ödenerek 100 hisse alınır.( Bu hisselerin bu günkü İş Bankasında ki payı %28,09 kadardır.) Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası (Türkiye İş Bankası) Atatürk’ün direktifleriyle İzmir İktisat Kongresi›nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu.
İş bankasının % 28.09’ u, bu bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup Atatürk, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun giderlerini karşılamak amacı ile vasiyeti ve yasal mevzuat gereği İş Bankasındaki hisselerine karşılık İş Bankası temettü gelirlerini Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Bu bırakmış olduğu hisselerin temsil yetkisini CHP bırakır. İş bankasını Yönetim Kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından oluşmakta, 4 üye de CHP tarafından temsil edilmektedir. (Ayrıca İş Bankası bu 28,09 Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna gönderilen yani ATATÜRK hisselerinden kar payı da almaz) İş Bankası’nda kararlar 6 üyenin oyuyla kabul görmektedir. Bu gün Türkiye İş Bankasından 28,09 oranında gelen temettü gelirleri Türk Tarih ve Türk Dil Kurumuna aktarılmaktadır.
RESMİ KURUMLARDA VE OKULLARDA 26 EYLÜL TÜRK DİLİ BAYRAMI OLARAK KUTLANIR
12 Temmuz 1932’de kurulan Türk Dil Kurumu (TDK) (o zamanki adıyla Türk Dili Tetkik Cemiyeti)’nun “Türkçe Kurultayı” adı verilen ilk genel kurulu 26 Eylül 1932 günü Dolmabahçe Sarayında yapıldı.
Ülkenin her yanından ve her meslekten kişilerin, saz şairleri ile yemenili köylü kadınlarının katılımı, toplantının ulusal özelliğini göstermişti.
Kurultayın amacı, Türkçeyi ulusal dil düzeyine çıkarmak, yazı dili ile halk dili arasındaki ayrılığı gidermek olup, bu amaca da ancak halkın katılımıyla ulaşılabileceği katılımcıların çeşitliliği ile ortaya konmuştur..
Kurultayda, ayrıca, Türk Dil Kurumu’nun tüzüğü üzerinde çalışılmış ve derneğin amacı da şöyle belirlenmişti:
“Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, Türk dilinin öz zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.”
Kurultayın son gününde oy birliği ile kabul edilen 26 Eylül’ün “Dil Bayramı” olarak kutlanması önerisi ile her yıl 26 Eylül’ü, “Türk Dili Bayramı” olarak coşkuyla
kutluyoruz. Bir kısım aydınlarda Türkçe’nin Karamanoğlu Mehmet Beyin 13 Mayısta resmi dil ilan etmesini Türkçe Dil Bayramı olarak kabul eder.
Türkçe dil bayramını ister 13 Mayıs’ta ister 26 Eylül’de kutlayalım, önemli olan TÜRKÇE’ye sahip çıkılıp geliştirilerek yaşatılmasıdır.
TÜRK DİL KURUMU (TDK) NUN SON DURUMU
Türk Dil Kurumu 1955’ten başlayarak çeşitli dallarda ödüller verdi. Ödüller her yıl 26 Eylül Dil Bayramı’nda Ankara’da yapılan törenle sahiplerine verilir. Ödül verilen dallar farklı yönetmeliklere göre zaman zaman değişir. 1983’te T.C. Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesine alındıktan sonra Türk Dil Kurumu ödülleri kaldırıldı.
Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığının bir bölümünü Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’na bırakmıştır. Fakat Atatürk’ün vasiyetnamesi 1983’te bu kurumlar devletleştirilerek çiğnenmiştir.
Türk Dil Kurumu, 1940’ta Bakanlar Kurulu kararıyla “kamu yararına çalışan dernekler” statüsü kazandı. 1951’de Demokrat Parti iktidarının bütçe görüşmeleri sırasında kurumun ödeneğinin kesilmesine karar verildi.
Bir başka önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982’de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınarak devletleştirilmiş ve dernek tüzel kişiliklerine son verilmiştir.
TÜRKÇE MİLLİ KİMLİĞİMİZİ AYAKTA TUTAN DAYANAĞIMIZDIR. TÜRKÇE’MİZE SAHİP ÇIKALIM
“Dil, insanları bir araya getiren, kültür birliğini sağlayan, milli karakter ve kimliğinin temelini oluşturan bir çimentodur. Dil birliği millet olmanın en önemli göstergelerinden başında gelir. İnsanlar ancak kelimelerle düşünürler dil aracılığıyla konuşup, anlaşabilirler, bir birlik oluşturabilirler. Aidiyetten, milletin kıymetlerinden uzak bir dil, ruhunu kaybeder, yabancı dillerin istilasına uğrar.
Dilimizin korunması, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi için siyasetçilerimizden bilim adamlarımıza, sanatçılarımızdan, medya mensuplarımıza kadar tek tek hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir
Dünyanın sayılı dillerinden biri olan, kökenleri tarihin çok eski dönemlerine uzanan Türkçe’miz, milletimizi bir arada tutan manevi değerlerimizin ve kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılmasına imkan sağlayan en kıymetli hazinemizdir.
Türkçenin her alanda doğru kullanılması, yabancı kelimelerin istilasından korunması, sosyal medyada özensiz ifadelerin engellenmesi, yer ve mekan adlarında görülen yaygın kirliliğin önüne geçilmesi, dilimizin sanat, edebiyat, bilim ve eğitim dilleri arasında daha yükseklere taşınması ve kamuoyunda köklü bir dil bilincinin oluşturulması amaçlanmalıdır.
Çalışmaları ve eserleriyle topluma rehberlik yapan Türk Dil Kurumu’nun, eğitim kurumlarımızın, eğitimcilerin, yazar ve şairlerin, bilim adamlarının, sanatçıların, aydınların ve medya kuruluşlarının, dilimize sahip çıkma şuurunun toplumda yerleşmesi amacıyla gayretlerini sürdürmelerini dilerim.
Bugün Türkçemiz dünya dilleri arasında 5’nci, ana diller arasında 3’ncü sırada yer almaktadır. Dünyada yaklaşık 400 milyon kişi Türkçe konuşmaktadır.
Türk Dil Bayramı’nın ister 743 cü Yıl dönümü ister 88 ci Yıl dönümü olsun TÜRK DİL BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
Alim YÖRÜK
Tarih Öğretmeni