TÜRK KADINI
8 Mart Türkiye’de de “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanıyor, anılıyor.
Feminist hareketlere dönüştürmeye çalışan, kadını hedef haline getiren her türlü kadını simgeleştiren Batı, her yıl, halkın ilgisini çekmeye, kadınları çok çeşitli etkinliklere yönlendirmeye çalışıyor.
O Batı ki, “Kadına şiddetten”, “emekçi kadınlardan” ya da “Kadının kurtuluşundan” ‘feminizmden” kadın cinayetlerinden, “kadın haklarından” sürekli söz eder ancak, Avrupa’da ki sömürülen kadına, öldürülen kadına, haklarını alamayan kadına, sokakta ki kadına sahip çıkamaz, onların sorunlarına çözüm bulamaz.
AB-D Köy Enstitülerini yıkmak için her şeyi yaptı. Karma eğitimle, muhteşem bir toplumun şekillenmesini, Atatürkçü düşüncenin köklenmesini, kadının eğitimli olmasını hiç istemedi.
İş birlikçilerle her şeyi yaptılar.
Bize sadece içi boşaltılan “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” nü onların istediği şekilde anma/kutlama dayatmaları kaldı.
O Batı ki; “tarihte eşi benzeri olmayan Atatürk ve Türk Devrimi’nden hiç söz etmez.
Türk Devrimiyle, Cumhuriyet, kadını nerden alıp nereye getirmiştir, dünya milletlerine nasıl ilham vermiş örnek olmuştur hiç dile getirmez.
Bu gerçekleri öncelikle Kadını ve erkeği ile Türk Ulusu görmelidir.
Türk kadını kendinin farkına varmalıdır.
Türk kadını atasının kendisine kazandırdığı hakları korumalıdır.
Türk kadını; atasına, tarihine kültürüne, geleneklerine sahip çıkmalıdır.
Türk kadını modernleşme, Avrupalılaşma adına değerlerinden vazgeçmemelidir.
8 Mart Emperyalizmin, küresel sermayenin kadın üzerinden söylemlere dönüşmemelidir.
Ebru Oğuzhan Yeter






















