TOPLUMDA BİR DİK DURUŞ – DAVUT FEN
Onca yol gittik, ilçemize varıyoruz. Sınırlarımıza dayandığımızda sorunlar da baş gösterdi. Yolumuzun son 50 km. yamalı asfalt. Her dört ya da beş yamalı yerden biri yeniden çukurlaşmış. Dönemeçli yolda o çukurlardan göremediklerim oluyor. O yüzden de yanımdaki sevgili eşimden arada bir zılgıt yiyorum,
İlçemize vardığımda ilk aradığım kuruluş karayolları oluyor. Çukurların giderilmesini istiyorum. Tren İstasyonu ile ilçemiz arasındaki yolda da çukurlar oluşmuşmuş. Pazara giderken gördük. Geri dönüşümüzde ise yama yapıldıklarını görerek sevindik.
Balıkesir’e CHP Genel Başkanı’nın konuşma yapacağı eyleme gittim. Gidişimi bir gün öne çektim. Erken saatlerde kurulan Pazar Pazarı’nı görmek de istemiştim. İkinci el ya da Bitpazarı’nı gezip dolaşma hesabındayım.Erken saatte pazarın meyve-sebze bölümü başında çalışır durumda Zabıta aracını gördüm. Çevreye bakındım, ilgilileri göremedim. İlerleyip gideceğim de içimdeki güdü izin vermiyor işte. İlle, git, nedenini öğren, diyor. Geri geldim ilgili yere başımı uzattım. Meğer içerde dipteymişler. Ne istediğim, soruldu. Aracın çalışır durumda oluşunu merak etmiştim, dedim. Araç akü dolum sıkıntısındaymış. O yüzden öyle bırakılmışmış. İyi açıklama, dedim. İlgili kişi de, teşekkür ederim, dedi. Arkadaşımı aradım, buluştuk. Bana, telefonda, yakın bir köyün, yemekli etkinliğine, komşularını götüreceğini, söylemişti. Ben de gelebileceğimi, belirttim. CHP Eylemi’ne kadar dönebileceğimiz anlaşılmıştı. Üç kadın, üç de erkek olduk, gittik. Geniş bir alanda yemek verilecekti. Tente altına masa ve sandalyeler yerleştirilmişti. Çok kalabalık olacağı söylenmişti. Araç park sıkıntısından söz edilmişti. Alan genişse de düzen yoktu. Denildiği gibi gelen sayısı beklenildiği çok oldu. Araçları doğru yerlere bırakabilmeyi akıl etme gereği doğdu. Jandarma da oraya gelmiş, yerini almıştı. Yemek sonrası inanç boyutlu etkinliler yapıldı. Eski bir imam ise o boyutta sıktı, bayağı bir uzattılar. Üç kez yakarı yapıldı. Ortalıkta ilgi çekici giyim-kuşam örnekleri de vardı. Ortalığı dolaşmaya çıktık. Gördük ki araç hareketliliği keşmekeşe dönmüş. Jandarmaların yanına gittim. İstiyorum ki görevlerini yapsınlar; çözüm üretsinler. Arkadaşımda benim oralı olmama şaşıyor. Altı Jandarma var; hepsi de açmışlar akıllı telefonlarını, gözleri hep orada. Dedim ki, ötelerde araçlar hareket edemiyor, yollar tıkandı. Kalkın, çözüm üretin; benim gazeteci kimliğim var; sizi böyle resimlemeyeyim, dedim. Oradan uzaklaştık. Ötelerden, başımı, geriye çevirip baktım. O, dört jandarma yerlerinden kalkmışlar, yolda hareket edemeyen araçların arasına yönelmişlerdi. Bizde yeterince kalıp dönmeye karar verdik. Gördük ki, Jandarmalar, ortalığı baya bir yatıştırmışlar, hareketi sağlamışlar, görevlerini yapıyorlardı. Biri türban üstüne kep giymiş olan ile bir diğer erkek jandarma ise geride ortalık yerde dolanıyorlardı. Arkadaşım, mesleğinin başında iken, işten el çektirilmiş eski bir kolluk görevlisiydi. Küskün, kırgındı. Güçte olsa şimdilerde iyi durumdaydı. Balıkesir’i sallayacağımız eyleme katılmak yanlısı değilse bile ona baya bir dil döktüm, sonunda da birlikte eylem alanına gittik. Birkaç tanıdığa da denk geldik. O kalabalıkta karşı cinsten eski bir okul arkadaşım, çıkmış, beni tanımış ve adımla seslenmişti. Yanında eşi de vardı. Eskilerden azıcık anlatıverdik. Ben kendisini tanıyamazdım. Kolluk görevlisi eskisi arkadaşım, eskilere göndermede bulunmadan edemedi, tepkimi merak etti; beni sınadı.
İkinci günün sabahı trenle dönüyorum. Biletlere bakan görevli ilgilimi çekti. Kravatını bayağı bir gevşetmiş idi. Oysa hava daha sıcak bile olmamıştı. Ona da sözümü sakınmadım; kravatınızı çok gevşetmişsiniz, dedim. O, benim bileceğim bir iş mi, dedi, yoksa o bana kalmış mı, dedi, pek anlayamadım!İyi haftalar…





















