TEMEL
Kamyon şoförü Temel, rampadan aşağıya doğru giderken, fren patlamış, tam gaz gidiyor…Bir yol ayrımına gelmiş. Bakmış sağda bir çocuk oynuyor, sola giden yolda ise pazar kurulu, insan kalabalık. Sağa gideyim de ölürse bir çocuk ölsün demiş… Kırmış direksiyonu sağa… Olacak bu ya, çocuk pazar kurulan yola doğru kaçıvermiş… Ertesi günü Temel’i 30 kişiyi telef etmekten yargıç önüne çıkarmışlar. Yargıç Temel’e, Temel demiş, çok adam öldürmüşsün, anlat bakalım olay nasıl oldu? Temel: Hakim bey demiş, her şey sokakta oynayan çocuğun pazarın kurulu bulunduğu sokağa doğru kaçmasıyla başladı…
*****
Güzelim ülkemin bu yıllardaki durumuna bakınca yukarıdaki fıkra aklıma geliyor.
Evet, Temel’ den değilse; her şey AKP’ nin yıllar önce iktidara gelmesiyle başladı…
Ama biz bunu hak ettik. Hatta bize az bile yapıyorlar…
**********
Sevgili okurlar, bu ne iştir tanrı aşkına?
Bizim futbolculara bakıyorum da; bir grup hacının yurda dönmekte olduğunu düşünüyorum.
Yaaa, siz genç adamlarsınız. Çoğunuzun harçlığı da vardır hani…
Adam gibi saçınızı sakalınızı kesin, sinek kaydı çıkın sahaya be…
Şöyle zevkle izleyelim sizleri. Hoş… izlenecek futbolumuz da yok bu yıllarda ama…
Beşiktaş’ı halleden adam, federasyon başkanlığına gelirse olacağı budur haliyle de…
Adam sporcu değil, futbolcu değil de, birçok TV kanalında boş laf eden “bilmem ne hoca efendi hazretlerinden” birisi sanki.
(Onlara da bayılıyorum haaa. Bakalım ne diyecekler diye bazen kanalı açıp dinliyorum. Tanrım, bir insan sabahtan akşama “boş” nasıl konur yaaa? Onları dinleyince niçin tam anlamıyla tırlatmadığımıza şaşıp kalıyorum)
Bunlar yakında futbol sahasında toplu ibadete başlarlarsa şaşmamak lazım.
**********
Bir zamanlar bu ülkede Mesut Yılmaz adında bir başbakan vardı…
Bir gün dedi ki; “AB’ ye giden yol, Diyarbakır’ dan geçer”
O’ ndan değilse, bizi komşularımızla iyi ilişkilere götüren yol; İran’dan geçer bize kalırsa.
Ama o yol haritasını çizecek siyasi iktidar nerede..?
Esasında bunu tarihçi İlber Ortaylı hocaya sormak lazım da…
Bizdeki Siyasi İktidar her şeyi çok iyi bildiği için, daha doğrusu bu gidişiattan rahatsız olmadıkları için kimseye bir şey sormazlar.
İran ile bizim tarihsel, kültürel ve sosyal bağlarımız var. Ortak yan ve yönlerimiz var.
İran ile politik ilişkileri düzeltip sonra da diğerlerini sıraya almak belki doğru olur.
Bir de şu konu var:
“Kandil” lafını kırk yıldan bu yana dinliyoruz ya…
Yok Kandili bombaladık, yok uçaklarımız Kandili yerle bir etti, yok Kandil’ de şu kadar teröristi etkisiz hale getirdik, bilmem ne…
Eğer; Kandil denen yer, İsrail’e karşı bir hareket içinde olsaydı, O’na zarar veren bir nokta olsaydı var ya (Ahmet Çaçaron’un kulakları çınlasın. O “var ya” der hep) İsrail, orasını bir günde toz duman eder, ondan sonra da işine bakardı.
Biz; yıllardır “bombalıyoruz” bakalım ne zaman işi bitireceğiz.
Dış politika bir bilimdir, ince bir iştir, bir denge işidir.
Matematik bilmek gerekir.
Tarih, coğrafya bilmek gerekir.
Politik kültür gerektirir.
Çok yönlü bir iştir yani…
Efelenmekle yürümez…
**********
Aşağıdaki anekdotu devamlı yazacağız sevgili okurlar.
Kusura bakmayınız. Tam da bizim bu yıllarımızı anlatıyor…
**********
“Batılılar geldiklerinde onların ellerinde İncil, bizim ellerimizde topraklarımız vardı.
Bize gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler…
Gözümüzü açtığımızda, bizim ellerimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı”
Kenu Kenyattu
(Bir Afrika Ülkesi olan) Kenya kurucu devlet başkanı






















