SÖZDE PARTİLİLERE DAHA NE DENEBİLİR?(*)
Dürüstlüğü, çalışkanlığı, alçakgönüllüğü ve efendiliği ile bilinen CHP Genel Başkanı, Trabzon’da, ses verdi; “zülfü yareye” dokundular; örgüt içi en dişe dokunur eleştirilerini yaptılar.
Kitapçıda karşılaştığımız bize tanıtılan bir subay emeklisi ise “o çıkışa” çok tepkiliydi.
Ben, doğru buldum; ne yazık ki, sözde partililer, seçmen nazarında yapacakları çalışmayı, rakı sofralarında kendi aralarında yapmaktan vazgeçmiyorlar; gerçek tablo bu.
Pek çoğumuzun yaygın olarak kullandığı toplumsal iletişim ağında, sıkça rastladığımız söz konusu resimli görüntüleri, ben de yakın zamanda eleştiren bir paylaşımda bulundum. Dedim ki, Sevgili dava ve yol arkadaşlarım, bu toplumsal iletişim ağında gösterişli yeme içme resimleri paylaşımlarınızı doğru bulmuyorum. Anma, defin, resmi törenlerde, kara güneş gözlükleriyle orada bulunulmasını da onaylamam.
Bu değindiğim hareket ve davranışa ilişkin eleştirim, yalnızca benim düşüncemin olmadığı; sözümün başında da değindiğim boyutla paralellik taşıdığı ortadadır. Sorumluluk üstlenen örgüt üyelerinin, davranış ve tutum birliği içinde olmalarını önemsiyorum. Bir davaya baş koymanın belli kuralları olmalıdır. Herkes bildiği gibi hareket etmemelidir. Zaten en başta bu gönüllü bir görev alma, takım arkadaşları oluşturma çabası değil midir?
Merkezin aşırı sağında yer alan parti önderinin, taşra gençlik yandaşlarında süregelen giyim kuşam dağınıklığının önüne geçilebilmesi için kesin buyruklar verdiğini ve sonuç alındığını da, konuya duyarlı pek çoğumuz bilirler.
Partide önemli görevlerde bulunmuş arkadaşımla Kordon’daki bir yürüyüşümüzde oralarda oturan birileri kalkıp selâm verdi. Biz de aldık. Kişi, o arada kendisinin partili olup bir de İl Delegesi olduğunu övünçle söyledi. Benim ise masalarına gözüm ilişti. Gördüğüm içki bardakları sonrası da bozum oldum. O sıfatla görüntüyü çelişkili buldum. İçimden, bari parti ve delege konumundan söz etmeseydi, dedim.
Bir başka karşılaşmam da vardır. Masa başı, kısa söyleşide, kendisinin, ta gençliğinden beri partili olduğunu dile getiren yeni tanıştığım bir kişi de, o günlerden beri nice badireler atlata geldiklerini belirterek, asıl sıkıntıyı, güçlüğü yaşayanların, kendileri olduğunu, dile getirmişti. O an için, iyi hoş; gerçekten taş gibi partilidir; ne diyeyim, diye düşünmüştüm… Günler sonra, öyle bir yerde karşılaşmıştık ki, o kişi bir hareketini gizleme derdine düşmüş, ben de, o hareketini ayırt edip üstüne varmamayı yeğlemiştim. O, yanında bir arkadaşıyla, yol kıyısı ve de işlek, dip bucak yerdeydi. İçki de yudumlayıp yarenlik ediyordu. Ayağa kalkıp saygılı davranmak isterken elindeki kadehi arkasına almayı akıl etmişti. Bir dava adamının yakışık almayan konumundaydılar.
Ergenokon’dan(!) bir süre içeride tutulan, eski 1. Ordu Komutanı da, çıktığında, elinde rakı bardağı; özlemişim, derken, boyalı sarışın ve kara gözlüklü eşiyle, karşıt gazetede resmi çıkmış; ben, o zaman da bozum olmuştum…
Bir davaya gönül vermek başka, o davanın neferi olmak daha da başkadır.
Geçmiş seçim çalışmalarında birlikte olduğumuz arkadaşlarla ya da aday olarak yola çıkmış arkadaşlarımızla bir arada olduğumuzda, bir çift söz bana da söz düşmüşse, diyeceğimi diyorum; mal mülk zenginliği, işadamı kimliği olanlarla yola çıkmayı doğru bulmam. Lüks aracıyla caka satıp duranların adaylığını onaylamam. Değil mi ki, biz mağdurun, mazlumun yanında; sosyal demokrat bir partiyiz; öyleyse o boyutun da gizli saklı olmayan hareket ediş biçimi vardır ve ona uyulmalıdır.
Kısacası, söylemle eylem örtüşmelidir.
Seçim üstüne seçim kazanan partinin önemli ilgililerinden bir bayan, çıktığı tv. ekranında konuşuyor; nasıl çalıştıklarını anlatıyor. Diyor ki, bizler, alanımızın akademisyenlerine soruyoruz. Ne gibi kusurlarımız var, nasıl hareket edersek daha da başarılı oluruz, diye danışmalarda bulunuyoruz; onların görüş ve önerilerini alıyoruz.
Çok da doğru yapıyorlar. Asıl etkili olan bizim hal ve hareket tarzımızdır. Parti tüzükleri bir yere kadar etkilidir. İngilizlerin yazılı bir anayasalarının olmadığından söz edilir. Adamların hangi konuda eksik giden bir yanları var? Yazılı olmayan kurallar silsilesiyle de bir yaşam biçimi oluşturulabilir. Belki böylesi daha doğrudur.
İyi haftalar.
_________________________________
(*) En iyi siyaseti rakı sofralarında yapanlar için…
Not: Geçtiğimiz hafta içinde eşini kaybeden Ünal Şöhret Dirlik üstadımıza baş sağlığı, rahmetli eşi için de ışıklar altında yatsın, dileklerinde bulunuyorum.





















