Dezenformasyonla Mücadele yasa teklifi Meclise geldi. Bu yasa Meclisten geçer ve kanunlaşırsa yanıltıcı haber paylaşan kullanıcılar 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecek. Yalan ne doğru ne buna kim karar verecek? AKP iktidarında neyin yalan neyin doğru olduğu hiçbir zaman belli olmadı. Bir gün cemaat oldu bir gün fetö oldu. Oysa her zaman fetöydü. Neyin ne oldu AKP’nin menfaatine göre belirlendi. Bugün vatandaşlarımız ekonomik krizi iliklerine kadar hissediyor. Oysa AKP’ye göre ekonomik kriz yok. Ekonomik kriz var derseniz AKP’ye göre yalan söylemiş olacaksınız. Daha somut olarak TÜİK’in verdiği enflasyon rakamlarını doğru kabul etmek zorunda kalacağız, aksini yazarsak yalan söylemiş olacağız. Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı sığınmacı ve kaçaklar hakkında bariz yalan söyleyen bir hükümet var. Çünkü biz doğruları söylediğimizde İletişim Bakanlığı gerçeği belirleme hakkına sahip olacak ve bizim yalan söylediğimizi söyleyecek oysa yalanı kendileri söylüyorlar. Bu yasa Meclisten geçerse yapacağınız en basit gözle görülür tespitler nedeniyle yalan ve yanıltıcı bilgi vermekten dolayı yargılanacaksınız.

SADECE AKP’NİN GERÇEKLERİ HAKİM OLSUN İSTENİYOR
AKP Kuzey Kore sansür yapısını Türkiye’de de oluşturmak istiyor. Böylelikle korku ve korkuya bağlı suskunluk sarmalı oluşturacaklar seçimden önce. Zaten ana akım medyada sağlanan baskı ve sansür artık sosyal medyada yaşanacak, kalan tek özgürlük alanı da yok edilecek. Herşeyden evvel seçimden önce sağlanan bu şartlarda seçimlerde sesimizin çıkartılmaması isteniyor. Halk susturulmak isteniyor, gençlik susturulmak isteniyor. Sadece AKP’nin gerçekleri hakim olsun isteniyor.
YURT DIŞINDA BİLE SANSÜR ARTIK ERDOĞAN ÖRNEKLEMESİ İLE ANLATILIYOR
AKP bu yasayı gündeme taşırken iktidar yanlıları Almanya’daki bir yasayı örnek gösteriyor. Ancak bu yasa Almanya’nın en tartışılan yasasıdır, bunu gizliyorlar. Almanya’da bu yasa sert şekilde eleştiriliyor. Hatta Erdoğanizmin vücut bulmuş hali olduğunu belirtiyorlar. Ayrıca, Almanya’da herşeye rağmen bağımsız ve tarafsız bir yargı var, Türkiye’deki gibi parti yargısı yok. Milletvekilleri AKP teşkilatlarında çalışıp istifa ederek hakim olmuyorlar. Yurt dışında bile sansür artık Erdoğan örneklemesi ile anlatılıyor. Biz böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz. Türkiye’de tam bir otoriter yapı oluşmuşken şimdi seçim öncesindeki baskının Kuzey Kore totalitarizmine dönüştüğü bir sürece girmiş durumdayız.
Ayrıca, bu yasa teklifinde gazetecilere de rüşvet vermeye kalkıyorlar. Buradan tüm özgür basının kıymetli temsilcilerine sesleniyoruz; Araya serpiştirdikleri birkaç madde ile sizleri kandırmaya çalışıyorlar. AKP tarihi boyunca hep bunu yaptı, basın kartı meselesini çözeceklerini söylediler. Ancak basın kartını baskı ve özgürlüğü kısıtlama aracı olarak kullanmak isteyecekler.
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ’NÜN PAZARLIĞI OLMAZ
Bu arada sarı muhalefet ile pazarlık yaptıklarını duyuyoruz. Muhalefet bu yasa konusunda iktidar ile pazarlık yaptı ise kendi celladı ile görüşmüş demektir. İfade özgürlüğünün pazarlığı olmaz. Ülkeye Kuzey Kore tipi bir sansür rejimi getiren birileri ile neyin pazarlığını yapacaksınız???
ZAFER PARTİSİ OLARAK BU SANSÜR YASASINA KARŞI BÜTÜN TEŞKİLATLARIMIZ İLE MÜCADELE EDECEĞİZ
Zafer Partisi demokrasiyi, hukuk devletini ve ifade özgürlüğünü savunuyor. Gelin hep birlikte bu yasaya karşı direnelim. Son kalan özgürlük adasını hep birlikte savunalım. Zafer Partisi olarak bu sansür yasasına karşı bütün teşkilatlarımız ile mücadele edeceğiz.
Sevgili genler, gördüğünüz gibi iş başa düştü yine, sizlere kaldı. Elinizdeki bütün imkanlar ile direnin. AKP’ye oy veren anne ve babalarınıza bu konuyu anlatın ve protestoya sevkedin.
İnternet gazetecileri, yayıncılar, içerik üreticileri, fenomenler … hepiniz bu yasaya direnmelisiniz. Lütfen bu sansür yasasına tepkinizi koyun. Çünkü bugün tepki vermezseniz yarın isteseniz de veremeyeceğiniz bir Türkiye oluşturulmak isteniyor.






















