SAYGIDEĞER KADINLARIMIZ’A…
8 Mart Dünya Kadınlar Gününde ilkyazımı kaleme alarak, siz değerli okurlara ulaşmaktan dolayı mutlu ve gururluyum. Yazıma başlamadan önce, yıllardır hayalini kurduğum köşe yazısı yazma fikrini hayata geçirmemde bana destek olan sayın Erkan İlik’e ve Fethiye Gazetesi’ne teşekkür ederim. 1987 yılında Fethiye’de doğdum. 2009 yılında mimarlık bölümünden mezun oldum. Annemin deyimiyle “altın bileziği” koluma taktım. Ailelerimizde, genç nesillerin, eğitim durumu olarak kendinden önceki kuşaktan daha iyi olması beklentisi var olmuştur. Rahmetli babaannem, okumayı ne kadar istediğini, ancak zorla evlendirilerek okuma hayallerinin nasıl yarım kaldığını bana ders alınası bir masal gibi yıllarca anlattı. Sesi çok güzelmiş, okumaya hevesliymiş. Edebiyat klasikleri gibi benim de klasiklerim arasındaki hikâyelerden yalnızca biridir bu yarım kalmış hikaye. Annem ise, kendi aile ve akrabalarında Fethiye dışına meslek lisesi okumaya gönderilen ilk kız çocuğunun kendisi olduğundan, dedemin ceketini satma pahasına onu okutacağına söz verdiğinden bahsederdi. Cesaretlendirici bir şekilde başlayan bu hikâye mutlu sona ulaşmış, annem on sekiz yaşında hemşire olmuştu. İşte, küçüklüğümden beri bu hikâyeleri dinleyip hafızama kazıyarak büyüdüm. Teyzelerim, halalarım okumuş mesleklerini ellerine almışlar; mühendis, öğretmen, hemşire olmuşlardı. Ben de mimar olmakla onların devrettiği bayrağı onurla taşımak için kendimce büyük ama insanlık adına küçük bir adım atmıştım. Ailemizdeki eğitim çıtasını yükseltme çabasının hep içgüdüsel olduğunu düşünmüşümdür, belki de yaşanan olayların bir senteziydi bu. Benim hikâyem ise şöyle gelişti; öncelikle mimar oldum, henüz “ben mimarım” deme fikrine alışamadan yüksek lisans sınavlarını kazandım ve eğitimime başladım. O dönem hem mimar hem de öğrenciydim. Yaklaşık iki yıl bu fikre adapte olamadım. Ne zaman bir ofiste çalışmaya başladım, duygularım iyice karmaşık bir hal aldı. Dışarıdan bakıldığında mimardım, okulda öğrenciydim, evde ise daha mezun olmadan yüksek mimar olmuştum bile. İşte tüm bu aşamaları sindirmek toplamda üç yılımı aldı. Okudum, çalıştım bir yandan tez yazıp mezun olma hayallerine yaklaşmak için çabaladım. Nihayetinde yüksek lisansı tamamladım. Fethiye’de bir restorasyon şantiyesinde mimar olarak görevimi yapmaya başladım. Üç yıl kadar burada çalışmayı sürdürdüm. Buradaki görevimden ayrıldıktan sonra, çalıştığım süre boyunca bir türlü üniversiteye gidip alamadığım yüksek lisans diplomamı sonunda elime aldım.”O an” elime aldığım kağıt parçasında gördüm ki, babaannemden süregelen okuma hayalinin bayrağını artık ben taşıyordum. Elimde duran o kağıt neydi? hayallerdi, zamandı, sabırdı, emekti. Bugün, Fethiye’de faaliyet veren bir mimarlık firmasının kurucusuyum. Memleketime, aileme, sevdiklerime, kendime verdiğim sözleri yerine getirmek için hayallerime bir adım daha yakınım. Çalışan kadınların arasında artık ben de varım… Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun…





















