SANİYE SIFIR AMA TOP HAVADA
Gündemin son dakika gelişmeleriyle değiştiği ülkemizde bu günlerde yaşanan anlardan biri de Rio Olimpiyat Oyunları’dır. Bayrağımızı göğsünde taşıyan her sporcuyu görür görmez yüreğimizin heyecanla attığı bir zaman dilimidir olimpiyatlar. Türk sporcularının ne zaman ekranda yer alacağını takip ederek gözlerimiz TRT 3 ekranında, gönlümüz onların yaptıkları ile dolu, zihnimiz onlarla beraber yarışmaktadır.
Olimpiyatlardaki gururumuzdan biri de potanın perileridir. Özellikle küçük çocuklarla reklamlarda görülmesi birçok kız çocuğu için ilham kaynağıdır. Bu kızlardan biri de on yaşındaki kızımdır. Reklamı görür görmez Işın Alben’i gösterip onun gibi olup olimpiyatlarda oynamak istiyor. Bu duyguyu veren potanın perilerine çok teşekkür ederim.
Ben de çocukluğumda Galatasaray’ın Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı final oynadığında radyodan çıkan sesle coşup takımın on birini ezbere sayıp rüyalarımda topu tutuşumu hatırlarım. Bir başarıydı bu. Birçok çocuk/genç için geleceğin rüyasıydı/ hedefiydi. Oysa zihnimize “bizden adam olmaz” gibi sözler kazınırken ya da bu gibi sözler dillerde pelesenk olurken Nasuh Mahruki diye bir Türk’ün dünya çapındaki tırmanışları ile gururlandık. Milenyum çağıyla beraber önce Galatasaray UEFA kupasını kaldırdı. Ardından 2002 yılında her dakikasını hop oturup hop kalktığımız dünya kupası üçüncülüğünü Şenol GÜNEŞ ile aldık.
“Bizden adam olmaz” denilen Türklerin ayak sesleri duyuluyordu. Her başarı bir sonraki başarının çıtasını yükseltiyordu aslında.
On iki dev adam olarak nitelenen Milli Basketbol takımımız, Avrupa atletizm şampiyonu olan Süreyya Ayhan, Eurovision Şarkı Yarışması’nda birinci olan Sertap Erener, yayınladığı her kitabı ile gündem olan ve Nobel Edebiyat ödülünü alan Orhan Pamuk ve adını sayamadığımız birçok kişinin/takımın başarısı ile zihinlerde yapılamaz denilen birçok şey/ iş yapılıyor ve Türk’ün ayak sesleri yeni binyıl da daha güçlü çıkıyordu. Bu başarılar yeni nesil için birer model oluyordu.
2016 Rio olimpiyat oyunlarından yer alan Potanın Perileri’ni kızımla birlikte izliyorduk. Reklamdaki küçük ama yürekleri büyük Türk çocukları, olimpiyatlardaki büyükleri örnek alıp bir gün onların yakaladığı başarıyı geçecektir.
Brezil’ya ile yapılan maçta son saniye basketi uzatmalara götürürken yapılan son İspanya maçında saniyeler sıfırı gösteriyordu ama top İspanyolların elinden çıkmış havada süzülüyordu. Her şey sıfırlanmıştı. Yeniden başlanacak denilen maçta bir an duran oyuncular saniyenin içindeki saliseleri görememişti. An sıfırlanmıştı. İşte o an durup yeniden başlamak için harekete geçmek gerekiyordu. Durdu saniye ama salise durmuyordu. Top havada süzülüyordu. “An”ın durduğu gözlerin potaya çevrildiği o anda gözler hakemin el işaretinde idi.
Üç saniye önce beraberlik sayısı yakalanmış artık maç uzatmaya gitti derken sporcular durmuş seyirciler sevinç ile coşarken top havada süzülüyordu. Seyircilerden sevinen taraf birden yer değiştirmişti. Ekran başında ise bizi ağustos ayının sıcağında buz kesmişti. Saniye sıfır ama top havadaydı. Olsun, göğüslerindeki Türk bayrağı ile elinden geleni yapmışladı. Çünkü kızım o bayrağı alıp taşımak istiyordu.
İşte çıta yükseltmek budur. Teşekkürler potanın perileri ve olimpiyatlarda bizleri temsil eden tüm sporcular. Ülkemizin başarılı sporcularının başarılarını çocukların saatlerce izlediği çizgi film kanallarında ara ara gösterip onların hayallerini süsleyen birer kahraman haline getirmeliyiz. “Ne olacaksın?” sorusu karşısında, izlediği o sporcunun ismini söylemesi çocukların ufkunu genişletecektir.
Önce zihin dünyamızdaki olumsuzluklardan kurtulup yapılan her başarının, güzel işin bir sonraki nesle miras bırakılacağını düşünüp kendimizin üzerine düşen vazifeyi yapmalıyız. Çünkü “bizden adam olur.”
Aydın Adnan GÜMÜŞ




















