Saatcı “Büyükşehir Yasası Değil, Türk Belediyeciliğini Yıkım Yasası!”
Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, geçtiğimiz günlerde Özel Kalem dergisine bir röportaj verdi. Başkan Saatcı, Büyükşehir yasası ile ilgili açıklamalar yaparken, ses getirecek ifadeler kullandı.
İşte o röportaj:
“TÜRK BELEDİYECİLİĞİNİ YIKIM YASASI!”
Sizce Büyükşehir Yasası’na neden ihtiyaç duyuldu?
1- Büyükşehir yasası hükümetin ihtiyaçtan değil, bazı mercilere vermiş olduğu sözden dolayı Türkiye’yi eyalet sistemine götürmenin alt yapısını oluşturmak, elinde bulundurduğu İstanbul, Ankara gibi metropol şehirlerde tek yetkili bir belediye başkanı oluşturmak, ayrıca kırsal kesimlerden gelecek muhafazakar oylarla daha fazla belediye kazanmak (Antalya, Balıkesir) için çıkardığı bir yasadır. Bu yasa hiçbir ön hazırlık yapılmaksızın, Fransız Siyaset sosyoloğuMaurice Duverger dediği gibi, “Seçilmiş krallar oluşturmak” için halka sorulmadan Türkiye’nin ihtiyaçları belirlenmeden, oldu bittiye getirilerek çıkarılmış bir yasadır” Halka ve hali hazırdaki belediye başkanlarına sorularak çıkartılan bir yasa olsa, ölü doğmazdı.
Büyükşehir Yasası ile hedeflenen faydaya ulaşılabildiğini düşünüyor musunuz?
2- Kesinlikle hayır. Türk belediyeciliğine ve hizmet verdiğimiz Türk halkına en ufak bir katkı sağlamamıştır. Ve sağlama ihtimali de yoktur.
Büyükşehir Yasası’ndan olumsuz etkilenen personel oldu mu?
3- Bir defa personel arasında ikilik çıkartmıştır. Büyükşehir veya ilçe belediye personeli gibi. Personelimizin aidiyet duygusunu yok etmiştir. Çift başlılık oluşmuştur. Siyaseten şişirilmiş kadrolarla çalışma mecburiyetinde bırakılmışızdır. Bu da personelimizin sorumluluk duygusunu, motivasyonunu, iş disiplinini ve sahiplenme içgüdüsünü felç etmiştir.
Büyükşehir Yasası ile belediye başkanları açısından hangi işler zorlaştı?
4- Yanılmıyorsam kastettiğiniz Büyükşehir‘e bağlı ilçe belediye başkanlarının pozisyonu.
Anlatayım;
Bu yasa çıktıktan itibaren, büyükşehire bağlı hiçbir ilçenin belediye başkanı, başkan değildir. Büyükşehir şube müdürüdür. %60 gelirleri azalmış. Yetkileri elinden alınmış, hele bizim gibi çok geniş bir coğrafyada hizmet etmeye çalışan şube müdürleri için, yeni bağlanan köyler ve beldelerle sorumluluğumuzun ve nüfusumuzun artmasına rağmen hem yasal yetki, hem de ekonomik katkı anlamında geriye gitmişizdir. Zaten ülkemizde koordinasyon konusunda ciddi bir sıkıntı varken, yatırımcı kuruluşlar olarak değerlendirebileceğimiz, başta Telekom ve Aydem gibi kurumlarla koordinasyonu sağlayamamışken, bir de başımıza Büyükşehirle olan sıkıntılar eklenmiştir. Belediyecilik alt yapı işidir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yoktur. Alt yapısı olmayan yerlere, üst yapı yapmak, reklamdan öte bu milletin parasını çar çur etmektir. Göz boyamaktır. Şuan bu yasayla bize yaptırılmak istenen budur.
Büyükşehir yasasının iptali için anayasa mahkemesine başvuran CHP’nin, sahip olduğu büyükşehir belediyelerinde, paylaşımı unutarak ve kendi partilerinin bu yasanın iptali için dava açtığını umursamaksızın, bu yasaya körü körüne bağlı hareket etmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. Maalesef ülkemizde gücü elinde tutanın partisi olmuyor. Hepsi aynı davranıyor.
Belediyecilik aynen piyade askeri gibidir. Postalının basmadığı yer senin değildir. Ortada ne basacak postal, ne basılacak toprak var. Bu yasa Türk belediyeciliğinin yıkım yasasıdır. En büyük zararı, hizmet verdiğimiz kesim, yani “efendi” dediğimiz, “halkımız” çekmektedir. Yasanın verdiği sıkıntıların dışında, kendini seçilmiş kral sanan Büyükşehir belediye başkanları da, yapmış olduğu uygulamalarla, bu yasayı tamamıyla içinden çıkılmaz hale getirmiştir.
Şöyle ki;Bir ilçede seçime girip kaybeden bir aday, Büyükşehir Belediyesi’nin bağlı olduğu siyasi partiden ise, o ilçenin başına büyükşehir koordinasyon sorumlusu olarak atanmakta ve o ilçede iki başlılık oluşmaktadır. Vatandaş hangi kapıya gideceğini şaşırmaktadır. Bunun adı tamamıyla, ceza yasasıdır. Belediye yasası değil. Yasalar, hali hazırdaki yasanın eksiklerini tespit edip, daha güzel işler yapılması için çıkarılır. Bu yasa siyasi bir yasadır. İhtiyaçtan doğmamıştır.
Büyükşehir Yasası’nın sizce olumlu ve olumsuz yanları neler?
5- Zaman geçmiş değildir. 1 Kasım’da genel seçim vardır. Her şeyin belirleyicisinin sandık olduğunu iddia eden, girmiş olduğu tüm seçimleri kazanan ve 13 yıldır da ülkemizi idare eden siyasi anlayışın, sandıktan korkmadan, özellikle yeni büyükşehir yapılan illerde, genel seçim sandığının yanına “büyükşehir yasasından memnun olup olunmadığı” konusunda bir referandum sandığı koyması, bütün soru işaretlerini giderecektir. Halkın iradesine hiç kimsenin ipotek koyma hakkı yoktur. Yerel yönetimler, Türkiye’de demokrasinin uygulandığı tek kurumdur.
Köy kültürü, Türk kültürünün ana ögesi ve kültürümüzü besleyen en büyük damarlardan bir tanesidir. Köylerimizin, mahalleye dönüştürülerek şimdi fark edilmese bile, 2019’dan sonra devreye girecek yeni yaptırımlarla kültürü yok edilecektir. Ve köylümüz o zaman, birçok vergi, harç ve yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.
Türkiye’nin turizmde tanıtım objeleri olan Kekova, Kalkan, Ölüdeniz, Göcek, Dalyan, Gökova gibi beldelerimiz, sözde mahalleye dönüştürülerek ve bir ilçeye bağlanarak bütün sorunları çözülecek gibi değerlendirilmiştir. Bu anlayış çok sakat bir anlayıştır. Bu beldelerimiz, bizim uluslararası fuarlarda tanıtım yüzümüzdür. Bu beldeleri mahalle yaparak, hiçbir sorunu çözemezsiniz. Aksine bu beldeleri, Turizm Bakanlığı ile irtibatlandırarak daha özel bir konuma taşımalıyız. Başta alt yapı olmak üzere, eksiklerini giderme, ihtiyaçlarını tamamlama yoluna gidilmesi en akılcı çözümdür.
Bu yasayla Türk belediyeciliği merkezileştirilmiştir. İlla olumlu bir yön bulmak istersek, metropol şehirlerde(Ankara, İstanbul) kanalizasyon, su, arıtma, çöp deponite, proje ve planlamanın tek merkezden yapılması doğru bir uygulamadır. Banliyöleşmenin gerçekleştiği, ilçeler arası sınırların sadece tabela olarak ayrıştığı bu metropol şehirlerde, uygulamaların, bir ucundan bir ucu 400 km Muğla, 680 km Antalya ve Avrupa’daki birçok devletten yüzölçümü olarak büyük olan Konya gibi illerde başarılı olacağını düşünmek, göle maya çalmaktan daha öte, bir beklentidir.
Avrupa’da büyükşehir uygulamasını en başarılı şekilde yürüten ülke Almanya’dır. Genellikle model ülke olarak gösterilir. Büyükşehir yasası Avrupa’da 1. dünya savaşı sonunda başlamış, sanayi devriminin getirdiği hızlı büyümenin kontrol edilmesi ve savaşın yaralarının sarılması için ortaya çıkmıştır. Ancak Almanya’nın eyalet sistemi ile yönetiliyor olması büyükşehir yasasının uygulanmasını kolaylaştırmıştır. Almanya’daki başarının altında yatan en önemli faktör coğrafi yapıdır. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yüz ölçümü kadar olan alanda Köln, Düsseldorf, Bochum, Essen, Duisburg, Oberhauen şehirleri vardır. Bunlar Almanya’nın ön önemli maden, otomobil, demirçelik, kimya sanayi şehirleridir. Hepsi iç içe geçmiş (İstanbul – Kocaeli gibi) dümdüz ovada kurulmuş şehirlerdir. Böyle eyaletlerde büyükşehir uygulamasına karşı tabi ki çıkılmaz. Bizim coğrafyamızda Büyükşehir’in başarılı olacağını söylemek artık abestir.
Bu yasa hizmet kalitesini düşürmüş, hizmet maliyetini en az üç katına çıkarmış, halkı iki kapılı yapmış, güdük bir yasadır. En kısa sürede, oldubittiye getirilerek ülkemizin başına musallat edilen yasanın değiştirilmesi, düzeltilmesi elzemdir. Ve yanlıştan dönmekte büyük bir erdemdir. Haber Merkezi

























