Özen; “Kronik Böbrek Hastalığı, Adeta Salgın Halini Almış Bir Halk Sağlığı Sorunudur.”
Seydikemer Toplum Sağlığı Merkezi Hekimi Dr. Hasan Özen Dünya böbrek günü nedeniyle basın açıklaması yaparak böbrek hastalıklarına dikkat çekti.
Dr. Hasan Özen “düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve ideal vücut ağırlığını korumak, tuzu azaltmak, yeterli sıvı almak, sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak gibi sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin toplum tarafından benimsenmesi kronik böbrek hastalığının büyük oranda kontrolünü sağlayacaktır.” Diyerek başladığı konuşmasında; “ Kronik böbrek hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de adeta salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Basit ve ucuz bazı idrar ve kan testleri kullanılarak erken saptandığında önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karşın, farkındalığının ve erken tanısının düşük olması birçok olguda buna olanak vermemektedir. Hastalık sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerlemekte, yüksek sakatlık ve ölüm oranları ve kötü yaşam kalitesi ile hasta sağlığını, uygulanması gereken yüksek maliyetli diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile sağlık bütçesini ciddi bir şekilde tehdit etmektedir.
Halen tüm dünyada 2 milyonu aşkın kişi diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile yaşamını sürdürmektedir. Yıllık % 6-8’lik artış oranı ile gelecekteki 10 yıl içinde bu sayısının iki katına çıkması ve toplam tedavi maliyetinin 1.5 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu şekilde, yakın gelecekte gelişmiş ülkelerin sağlık bütçelerini ciddi olarak zorlayan, daha düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde ise altından kalkılması mümkün olmayan bir ekonomik yük ortaya çıkacaktır. Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 60.000 hasta bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış 65.000’e yakın hasta bulunmakta ve toplam sağlık bütçesinin % 5.2’si bu hastaların tedavisi için harcanmaktadır. Bu sayının yakın gelecekte 100.000’e ulaşacağı ve tedavi maliyetinin 3 milyar doları aşacağı tahmin edilmektedir.
Kronik böbrek hastalığı adeta salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Tüm dünyada erişkinlerin yaklaşık % 10’unda böbrek hastalığı bulunduğu tahmin edilmektedir. Türk Nefroloji Derneği tarafından ülke çapında yapılan CREDIT çalışması, Türkiye’de erişkinlerin % 15.7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını göstermiştir. Bu oran, basit bir hesapla ülkemizde 7.5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmekte ve sorunun boyutunun tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekmektedir.
Toplumsal düzeydeki tıbbi, sosyal ve ekonomik yükü her geçen gün artan kronik böbrek hastalığının olumsuz sonuçlarını engellemenin en etkin yolu hastalığın tedavisinden çok önlenmesine dayalı, ulusal ölçekli bir hastalık yönetimi modelinin biran önce hayata geçirilmesidir. Bu bağlamda; düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve ideal vücut ağırlığını korumak, tuzu azaltmak, yeterli sıvı almak, sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmak gibi sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin toplum tarafından benimsenmesi kronik böbrek hastalığının büyük oranda kontrolünü sağlayacaktır. Önleme programının diğer önemli bileşeni, yüksek risk altındaki kişilerin belirlenmesi ve bu kişilere yapılacak düzenli taramalar ile hastalığın erken evrede saptanması ve ilerlemesinin engellenmesidir. Kronik böbrek hastalığı için en yüksek risk grupları şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olanlar ile yaşlılardır. Diğer risk faktörleri arasında obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları, sık ağrı kesici ilaç kullanımı ve bağ dokusu hastalıkları sayılabilir. CREDIT çalışması, toplumumuzda kronik böbrek hastalığı için bu risk faktörlerinin de yüksek oranda mevcut olduğunu göstermiştir. Buna göre, erişkinlerin % 33’ünde yüksek tansiyon, % 13’ünde şeker hastalığı, % 32’sinde obezite, % 35’inde aktif sigara içiciliği bulunmaktadır.
Son dönem böbrek yetmezliğinin seçkin tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek nakli, hastalara daha uzun ve kaliteli yaşam olanağı sunmasının yanı sıra tedavi maliyetinin de önemli ölçüde azalmasını sağlamaktadır. Sağlık Bakanlığı’nın büyük desteği ile ülkemizdeki yıllık böbrek nakli sayısının son 10 yılda 550’den 2814’e yükselmiş olmasına karşın, bu artışın yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir
Ulusal Organ Bekleme Listesine kayıtlı 19.000’e yakın hastanın böbrek beklemesine karşın, son yılda ancak 521 hasta bu şansa erişebilmiştir (tüm böbrek nakillerinin % 18.5’i). Bu alanda yapılması gereken çok iş ve alınması gereken çok mesafe vardır. En önemlisi de organ bağışının artırılmasıdır. Ülkemizde 2011 yılında toplam 1319 beyin ölümü bildirimi yapılmış olmasına karşın, sadece 343 kadavra vericisinin ailesinden organların kullanımı için izin alınabilmiştir (% 26). Nüfusu 75 milyona ulaşan bir ülkede yıllık beyin ölümü bildirimi sayısı ve bağış oranı Batı ülkelerinin çok gerisindedir. Bu durum, sorunun çözümünde sağlık personelinin eğitiminin ve toplumun bilinçlendirilmesinin önemini ve bu çabaların süreklilik arz etmesi gerektiğini göstermektedir.”ifadelerin kullandı.
Haber: Bahadır Konuk























