Otizmde ABA Terapisi ve Ailenin Gücü – RAMSA KLİNİK
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), günümüzde giderek daha fazla konuşulan ve erken müdahalenin büyük önem taşıdığı nörogelişimsel bir farklılıktır. Her çocuk birbirinden farklıdır; dolayısıyla otizmli çocukların ihtiyaçları, öğrenme biçimleri ve gelişim süreçleri de birbirine benzemez. Bu noktada bilimsel temelli yaklaşımlar, çocukların yaşam becerilerini geliştirmede önemli rol oynar. Bu yöntemlerden biri de ABA terapidir.
ABA yani “Uygulamalı Davranış Analizi”, otizm alanında dünya genelinde en yaygın kullanılan ve bilimsel geçerliliği kanıtlanmış eğitim yöntemlerinden biridir. ABA terapisi; iletişim, sosyal beceri, öz bakım, dikkat süresi ve problem davranışların azaltılması gibi birçok alanda çocuğun gelişimini desteklemeyi hedefler. Ancak burada unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır: Eğitim yalnızca uzmanla sınırlı kaldığında yeterli olmaz. Asıl gelişim, aile ile birlikte sürdürülen süreçte ortaya çıkar.
Ailenin sürece aktif katıldığı çocuklarda ilerleme çok daha hızlı ve kalıcı olmaktadır. Çünkü çocuk, öğrendiği becerileri yalnızca terapi odasında değil; evde, parkta, markette ve günlük yaşamın her alanında tekrar etme fırsatı bulur.
Örneğin bir çocuk terapi sırasında “su istiyorum” demeyi öğrenebilir. Ancak bu becerinin günlük yaşama taşınması için aile bireylerinin de aynı yöntemi kullanması gerekir. Anne-baba doğru yönlendirme yaptığında çocuk iletişimi daha işlevsel hale getirir. Böylece öğrenme doğal ortamlarda pekişir.
Bu nedenle aile eğitimi, ABA sürecinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Ailelerin yalnızca çocuğu seanslara getirmesi değil; kullanılan yöntemleri öğrenmesi, ev ortamında uygulaması ve uzmanla iş birliği içinde olması büyük önem taşır. Çünkü ebeveynler çocuklarının ilk ve en uzun süreli öğretmenidir.
Ne yazık ki bazı aileler süreç içerisinde kendilerini yetersiz hissedebiliyor ya da “Bu işi uzman yapar” düşüncesiyle geri planda kalabiliyor. Oysa aile desteği olmadan kazanılan birçok beceri kalıcı olmayabiliyor. Burada önemli olan kusursuz olmak değil; öğrenmeye açık olmak ve sürece düzenli katılım sağlamaktır.
Aile eğitimi aynı zamanda ebeveynlerin kaygılarını azaltır. Çocuğun davranışlarını anlamaya başlayan aileler, neyi neden yaptığını daha iyi yorumlayabilir. Böylece ev içindeki iletişim güçlenir, stres azalır ve çocuk daha güvenli bir öğrenme ortamı içinde gelişim gösterir.
Otizm bir eksiklik değil, farklı bir gelişim biçimidir. Her çocuk doğru destekle potansiyelini ortaya çıkarabilir. Bu süreçte uzmanların görevi yol göstermekse, ailelerin görevi de bu yolu günlük yaşamda sürdürülebilir hale getirmektir.
Unutulmamalıdır ki en etkili eğitim, uzman ile ailenin aynı hedef doğrultusunda birlikte yürüttüğü eğitimdir. Çocuğun gelişim yolculuğunda küçük görünen her adım, geleceğe atılmış büyük bir adımdır.
Perihan HAMMAL
Psikolog





















