Örgütlü Emekçilerin Yenilgiye Uğrattığı Egemenler
Haftalardır, emekçilerin ilk büyük başarıya damgalarını vurdukları, bundan yüz yıl öncesinin olayına odaklanmış bulunuyorum. Çünkü, bu boyut, öteden beri, benim başat konum olagelmiştir.
Geçmişimizde olduğu gibi günümüz gidişatında da yok yoksul kesimlerin sorunlarına köklü çözümler getirilebildiği kanısında değilim. Günümüzdeki gidişatın eskinin de gerisine düştüğü kanısını taşıyorum. Çevremde yer alan konuyla ilgili kişilerin, temel geçim konusunu görmezden gelerek; spordu, magazindi, yemeli-içmeli gibi keyifli, eğlenceli alanlara odaklanmalarını kabul edilebilir bir yaklaşım olarak göremiyorum. Onların bu halleri hiç de hoş değil. Üstelik konu açıldığında deyim yerindeyse, “mangalda da kül bırakmıyorlar”.
Yordam Kitap’tan getirttiğim, ABD.’de İndiana Üniversitesi’nde Rusya tarihi profesörü olan Alexsander Rabinowitch’in, üç ciltlik seri halindeki çalışmalarının, ikinci cildi “Bolşevikler İktidara Geliyor” üst başlığının yanı sıra, “Pedrograd’da 1917 Devrimi” alt başlığını da taşıyan kitabında, önemli bulduğum bir bölümü, bu köşemin el verdiği sınırlar içersinde özetleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kitabın alt başlığında da söz edilen o yıllarda, İngiliz ve Fransızlarla birlik olup Alman-Avusturya birlikteliğine, doğu yönünden savaş açmış bulunan Çarlık yönetimine, bir devrimle son verilmiştir. Duma adı verilen seçilmiş halk temsilcilerinin içinden çıkan geçici bir yönetim işin başındadır. Ne var ki o yönetim de, kendi içinde, sağcı, solcu ve serbest girişimci yanlısı bileşenlerden bir araya gelmiş bakanlardan kuruludur. Hep olduğu üzere bu bileşenler de bir kaçınılmazı yaşarlar; iç çekişme. Her temsil edilen kitlelerin taban yansıması, o mecliste varlığını öne çıkarma çabası içine girer. Daha açıkçası, çıkarlar, çözümler örtüşmediğinden sıkıntılı bir süreç söz konusudur.
Güçlenen emekçi sınıfın önerisi olan; savaşın, toprak kayıpsız, parasal ödün karşılığı da olmaması ilkesine, karşıt görüşte olan; savaşın ille de başarıyla bitirilmesini, isteyen yönetim arasındaki sürtüşme, ülke başkentinde gergin gösterilerin yapılmasına kadar gider. Her geçen hafta, emekçi sınıfı belirgin olarak gücünü de artırır. Yapılan gösterilerde çok sayıda kişi yaşamını yitirir. Gelinen aşama, varlıklı ve egemen sınıfın uykularını kaçırmaya yetmiştir.
İlk örneği 1871 Fransa’sında, Paris’te ortaya çıkan, Marksist Felsefe temelli; emekçi sınıfın kısa süreli yönetiminin, örnek oluşturduğu hareket de, işte o sıralarda, daha bir deneyim donanımıyla, Rus başkenti Petrograd’da uygulama alanı bulmuştur. Ülke genelinde de giderek örgütlenmesini güçlendirmektedir.
Savaşta bozguna uğrayan ordunun, o süreçte bir generali öne çıkar; yönetimce, çok özlem duyulan göz ardı edilemeyecek bir başarısı söz konusu olur. Kendisi, ülke çapında yere göğe sığdırılamayarak kahraman olarak nitelenir.
Oysa savaş sürmekte ve bozgun üstüne bozgun yenilmektedir. Ülkede ise kaos ortamı vardır; yiyecek, yakıt sıkıntısı ve işsizlik kol gezmektedir. O dev demiryolu ağı doğru dürüst işletilememektedir.
Varlıklı egemen güçler de konumlarını koruma derdine düşmüşlerdir. Çözümleri tektir; aralarında anlaşarak kahraman generali koçbaşı gibi kullanıp yönetime getirmek isterler.
Cephede kendi komutanını seçmek isteyen askerlere bu hak verilmezken; komutanlar, dağılıp kaçan askerleri vurmak hakkını yasalara geçirttirmeye kalkarlar. Daha da ileri giderek, var olan yönetimi tümden ele geçirmeye yönelirler. Varlıklı egemen güçler, her türlü pazarlığa girerek grevsiz bir çalışma yaşamından yana tavır alırlar.
O günün koşullarında açıkça istenen bir sıkıyönetimdir. Savaştaki askeri kıtaların bir bölümü bunun için başkente yönlendirilir.
Ne var ki, iyi örgütlenmiş emekçi sınıfın partisi, olabilecekleri sezmiştir. Savaşa sürülmemiş ordu içindeki ve emekçi kesimdeki parti örgüt yapılanmasıyla, başkente yönelmiş karşı devrimci orduyu, demiryolu hareketinde durdurmuş, askerler arasında yaptığı uyarılarla da girişilen hareketten caydırmış, üstleriyle olan iletişimi de keserek etkisiz kılmıştır. Bunun için siperler kazılmış, dikenli tel çitler çekilmiş, çatışma için silâhlar dağıtılmış, hiç eli silâh tutmamış olanlara kısa da olsa bir eğitim verilmiştir. Akla gelen her türlü engellemeye gidilerek, egemenlerin yönetim hevesi boşa çıkarılmıştır.
Bütünler bu yaşananlar, dünyaca bilinen o emekçi sınıfın asıl devriminden önce olan hareketleridir. Daha o evre yaşanmadan, süreç, gün gün, saat saat, belgelerinin ip uçları belirtilerek, adını andığım kitapta verilmektedir.
O yıllarda yürütülmüş olan emekçi örgütlenmelerindeki akla şaşmadan edemedim. O yılların şanlı emek gücüne şapka çıkarttığım gibi, ülkemdeki günümüz emekçi sınıfının içine düşürüldüğü hali göz önüne getirdiğimde, içim burkuldu; derin üzüntü duydum. Daha da açık söyleyeyim; ar duygularım kabardı; kendimden bile (!) utanmadım, desem yalan olur.
Mutlu yeni yıllar, iyi haftalar…





















