MORTIRNAKLAR RENK ÇÜMBÜŞÜNDE YÜRÜDÜ
“ARSAKÖY & KOYAT GEÇİDİ & KAYADİBİ &SAKLIKENTŞiirdesaklıdır şairin dünyası…
Bir bestede saklıdır, yapanın duyguları…
Bir tabloda saklıdır resmedenin yaşamı…
Bir romanda saklıdır, yazarın dünyası..
Ve doğada saklıdır, MORTIRNAKLARIN anıları…
Merhaba değerli doğaseverler; insanların farklı ilgi alanları, farklı dünyaları ve yaşantıları vardır. Yine; insanların ortak paylaşımları ve aynı şeylerden hoşlanmışlıkları da vardır. Tek bir şair yoktur, bir çok şair vardır Tek bir yazar yoktur, yazmaktan keyif alan bir çok insan vardır, v.s..Bizler de bu ortak yaşantıların sonucu olan doğa grubuyuz. Doğayı keşfetmekten, yaşamaktan, korumaktan keyif alan bir topluluğuz. Her pazar günü bir adreste buluşup yeni keşifler yapıyoruz .Bu pazar günü de buluştuk tabi ki adresimiz; MERKEZ SULTAN PASTANESİNDE…60 Mortırnak; tebessümler dost elinde, sohbetler SONBAHAR deminde…Rotamız; Arsaköy, Koyat Geçidi, Kayadibi mahallesi ve bitiriş noktamız Saklıkent olacak nasipse ve toplam 12 km’lik bir parkuru yürüyeceğiz…Ekip liderlerimiz zaman geldi diyor, 08.30 yol alma zamanı…
Aralık ayındayız sabah soğuğu camlarda buğu yaparken araçlı yolculuğumuz ve muhabbet sıcak…Bir bakmışız Seydikemer’e geldik. Döğer mahallesi içinden Arsa Köy yoluna doğru devam ediyoruz…Kış mevsimine girerken sonbaharın renkleri solmak üzere ve çoğu ağaçlar çıplakken portakal ve mandalina ağaçları sarı sarı gülümsüyor…Tabelada Arsa 5 km yazarken ve de rakım çıktıkça Seydikemer Ovası ve Eşen Ovası tamamen manzarada…Binlerce yıl önce bu ovalar denizin altındaymış ve Patara ile Fethiye körfezi deniz bağlantılıymış. Haliyle de Mendos , Babadağ ve Karadere’dekiSandak Dağı sırası büyük bir ada oluşturmuş. Hatta öğrendiğim kadarıyla deniz seviyesi Kayacık köyüne kadar ulaşıyormuş…Nerde kalmıştık…!Evet dostlar, Arsa Köyündeyiz… Köyün merkezinde fazla canlılık yok. Malum üzüm ve elma sezonu da bitince köy biraz sessiz..Şunu da belirteyim; Bu bölgelerin en kaliteli Elma ve Üzümü Arsa’da yetişir. Hem toprağın kalitesi hem de coğrafi konumu bu köye özel bir durum kazandırmış. Araçlarımızı geri gönderdik ve parkuru adımlamaya başlıyoruz.Hemen köy merkezinin batı tarafında ki patikaya giriyoruz. Patikanın hemen yanından akan küçük dere boyunca ilerliyoruz. Sonbaharın son melodisini besteler gibi dökülmüş yapraklarda adımlarımızın sesi, dallarda son kalan yaprakların dansı ve arkada fon müziği küçük ırmak…Patikadan çıkıp köy yoluna girerken bacalardan çıkan dumanlar köyün uyandığının işareti. Üzüm bağlarından son kalan göz hakları bizlere nasipmiş…Arada köylülerle küçük sohbetleri ve selamları da eksik etmeden yol boyunca Koyat Geçidine doğru devam ediyoruz. Arsa Köy’ü geride kalırken kendi açımdan söylersem şimdiye kadar gezdiğim ve yürüdüğüm en güzel manzaralardan biriydi bu yer. Çok şanslı bu köyün halkı…Manzara müthiş..! Arka tarafında Akdağların Çağılmuar sırtları köye kanat germiş. Doğu uzantısında Saklıkent Kanyonu köye gizemlilik vermiş. Güney ve batı tarafında Fethiye ve Dirmil dağları manzarası köye estetik katmış…Yani köyün konumu mükemmel dostlar..Yol boyunca , üzümlü ,neşeli ,bolca fotoğraflı yürüdük. Şimdi de dinlenme -toparlanma molası veriyoruz. Verirken de grup fotoğrafı çekilmeyi ihmal etmiyoruz…Koyat geçidine devam ederken yol aşağıya kıvrılarak devam ediyor. Zeytin toplayan köylülere rastlıyoruz. Bunlar artık dallarda kalan siyah zeytinler…Aaaa tesadüfe bakın dostlar, önceki yıllarda buraya geldiğimde sohbet edip kayıt yaptığım amaca, adaşım MUSTAFA AMCAYA yine bahçesinde denk geldik. Yine selamlaştık, hal hatır sorduk, eski toprak alın teri göz nuru…Vesselam, yaa nasip dedik yolumuza devam ediyoruz .Koyat geçidine giden patikaya sapıyoruz. Biraz zorludur bu patika. Neyse ki aceleci olmadan indik Koyat Geçidine..! Grup biraz koptu gibi. Tarihi köprüde mola veriyoruz hem de fotoğraf çekiliyoruz. Herkes burda mı..?burda..! Devam rotaya..! Bundan sonra ki durağımız Kayadibi Mahallesi olacak…Biraz zorlu inişten sonra nar bahçelerinin içinden 60 Mortırnak birden bire 60 Sararantırnak oluverdi. Dallarda kalan çatlamış beş on narı bölüştü, hem sağlık buldu hem de “nartanesi bir tanesi” ezgisini bir ağızdan söyledi…Fazla yol almadan Kayadibi mahallesi sınırlarına giriyoruz. Vakit epeyce oldu, artık yemek zamanımız geldi. Köyün kenarından geçen asfalt yolun sağında ve solunda çam ağaçlarının altında çıkınlarımızı açıp HALİL İBRAHİM sofralarımıza kuruluyoruz . Afiyet olsun dostlar…Yemek, çaylar, sohbetler, gülmeler derken tatlı bir ağırlık ile yola düşüyoruz, tekrardan…Kayadibi mahallesi de sonbahar demlerini almış nar ağaçları, incir ağaçları ,üzüm bağları arasından zamanda yolculuk yapar gibiyiz..Bir evin bahçesinde de kaynatılan NAR EKŞİSİ ilgimizi çekiyor..
Dostlar; nar ekşisi sağlık için çok ama çok faydalı. Özellikle de günde bir yudum alınırsa;Şeker hastalığına, dişeti kanamalarına, kellik tedavisinde oldukça etkilidir. Tansiyonumuzu olumlu bir şekilde düzenler, kalbimizi korur düzenli çalışmasına destek olur . Enfeksiyona karşı vücut direncini korur ve artırır,İdrar söktürücü etkisiyle toksin atılımını sağlar. Bağışıklık sistemini güçlendirir hastalıklara karşı korur. Bağırsak parazitlerinin düşmanıdır, iyi bakterilerin artmasını sağlar. Ciltte olumlu katkısı vardır, pürüzsüz görünüm sağlar. Böbrek yaralarına karşı tatlı narın bol bol yenilmesi v.s…Evet dostlar, köyün içindeyiz hala. Bu köyün adı nerden geliyor diye merak ediyorsanız, belirteyim; köyün kuzey doğu tarafında “kayalık-dağlık “ karışımı yer şekli var ve köy hemen bu kayalık sırasının dibinde konumlanmış..”KAYADİBİ”…işte buradan geliyor. Burada da zeytin toplayan köylülere tesadüf geliyoruz.. Bir ara tarlanın içinden çıkan ve yüzünü kapatmış bir adam havaya tüfek ile bir el ateş açıyor. Bizler adamı avcı zannettik . Meğerse bizim GÜNEŞİN OĞLU EROL’un peşindeymiş…Dedik ki ne alaka yani doğa yürüyüşü yapıyoruz..? Yüzünü açınca ; bu bizim arkadaşımız GS’ li İLKER.Bizim bu hafta bu parkura geleceğimizi bildiği için sürpriz yapmak istemiş. Kendisi de bu köyden. Biraz sohbetten sonra rotamızın sonu olan SAKLIKENT’e doğru yol alıyoruz..2 km kadar bir mesafe yürüdükten sonra Saklıkent’e varıyoruz. Saklıkentte bizi ilk karşılayan buranın ahalisinden zihinsel engelli bir arkadaş, ismini bilmiyorum ama “beşkaza şapkası” ile selam verip para yardımı istiyor. Söylemesi ayıp olur bozukluklardan verdik arkadaşa ve de bir fotoğraf çekildik hatıra olarak .Saklıkent bu zamanlarda ismi gibi sessiz ve saklı..! Bizlere eşlik eden ve bu sessizliği bozan ise akıp giden çay. Çay aynı zamanda Muğla – Antalya sınırını belirliyor .Demir köprüden karşıya geçiyoruz…Keşke bu köprüyü daha doğal yapsalardı, diye içerleniyorum. Neyse dostlar, güzellikle bitirelim son anları değil mi .Araçlarımızın yanına vardık. Sağolsun sürücü arkadaşlar sıcak içeklerimizi de hazırlamışlar. İyice soluklandık, dinlendik ..Tatlı bir yorgunlukla eve dönüş yoluna koyulduk…Emeği geçen, düzenleyen, katılım yapan tüm arkadaşlara SEVGİLER, SAYGILAR..Bir diğer faaliyette buluşmak dileğiyle SAĞLICAKLA kalın dostlar…
Yazan : MUSTAFA SERKAN MUTLU Fotoğraf: Yusuf CERAN
( Bed.Eğt.Öğrt.)































