MORTIRNAKLAR MARMARİS-DATÇA GEZİSİNDE
——- 1 . G Ü N——-
Bilindiği üzere Mortınaklar bir yürüyüş grubudur. Her hafta Pazar günü farklı yerlerde yürüyerek bir taraftan doğanın güzelliklerini keşfederken diğer taraftan da güzel dostlukların kurulduğu bir grup. Mortırnaklar grup liderinin her yıl bir kez düzenlediği ve bir gece konaklamalı şehir dışı gezimizde bu yıl Marmaris-Datça gezisi var. Datça’ nın adını çok duymama rağmen gezme fırsatını bir türlü bulamayanlardandım. Birçok grup üyesi gibi benimde heyecanla görmeyi beklediğim yerlerden biriydi. Neredeyse üç hafta öncesinde yapılmıştı bu gezinin duyurusu. Yaşanılmış hayatlarımıza baktığımızda, zamanın su gibi akıp gittiğini görmemize rağmen bu üç haftayı bir türlü geçirememiştim. Mortırnakların facebook sayfasında gezi programını gördüğümde bugünün gelmesini adeta iple çektim. İki gün sürecek olan gezi programında yok yok. Tarihi, kültürel ve sosyal gezilebilecek tüm yerler programda detaylı olarak yer almış. Grup üyelerinin seyahatleri boyunca oturacakları koltuklar dahi belirlenmiş, çok emek verilmiş bir organizasyon olduğu dikkatlerden kaçmıyor.30 Nisan 2016 günü saat 7.30 da Salı Pazarından 38 mortırnak üyesi ile birlikte harekete geçiyoruz. Gezimizde bize iki araç eşlik ediyor. Kaptanlarımız tecrübeli ve donanımlı. Grup liderimiz ise her zamanki kendinden emin tavırları ile son kontrollerini yapıyor. Arkadaşlarımın heyecanı gözlerden kaçacak gibi değil. Güzel bir tatil geçirmenin heyecanıyla araçlarımız harekete geçiyor. Erken uyanmanın etkisiyle olacak uyuyakalmışım. Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuk sonrasında Marmaris’e yakın bir bölgede bulunan Çınar Restoran da sabah kahvaltısı için araçlarımızın mola verdiğini fark ediyorum. Geziye katılan grup üyelerinin isteğiyle grup liderimiz Yusuf CERAN tarafından rezervasyonlar yapılmış. Bu restoranın doğal güzelliklerine ve sessizliğine eşlik ediyorum hiç konuşmadan etrafa şöyle bir göz atıyorum. Çok erken saat olmasına karşın çok kalabalık bir restoranın ama sorun yok. Önceden hazırlanmış, masalarda her şeyin konulmuş olarak hazır vaziyette bizleri beklediğini görüyorum. Midem de zil çalıyor zaten. Rengarenk çiçeklerin arasında doğayla iç içe, kaz ve ördeklerin suda nazlı bir gelin edasıyla yüzmelerini izleyerek devasa çınarların altında henüz yeni fırından çıkmış sıcacık ekmekler ile yapıyoruz kahvaltımızı. Özenle hazırlanmış kahvaltı masalarına restoranın muhteşem doğası da eşlik ediyor. Bir saatlik kahvaltı molamız sona eriyor araçlarımıza biniyoruz. Kaptanımız İlhan beyin açtığı hareketli müzikleri eşliğinde dans ederek ulaşıyoruz Marmaris’e. Şehri gezmek için burada bir saatlik vaktimiz var. Eşim, ben ve oğlum ile birlikte bir grup arkadaş şehir merkezini ve kapalı çarşıyı gezmeyi tercih ediyoruz. İki yıl önce aynı tarihte Marmaris’e geldiğimde burası ne kadarda kalabalıktı. Bu yıl çok sakin buluyorum Marmaris’i. Birçok işyerinin daha açılmadığını gözlemliyorum. Buradaki mola sonrasında grup liderimizin talimatları doğrultusunda söylenen yerden Datça’ya doğru hareket ediyoruz. Datça’nın kıvrımlı yollarında aracımız süzülürken kaptanımızın açtığı kıvrak müziklere bizde eşlik ederek ritim tutuyoruz. Sonrasında Datça’da bulanan yel değirmenlerini geziyoruz , Neşe ve eğlence mutluluğuma mutluluk katarken, toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirleriyle adını öne çıkartan ve 1999 yılında vefat eden Can Yücel’in şiirlerini yazdığını kahvede buluyorum kendimi. Bedenimde yer edinen neşe ve eğlence yerini hüzne bıraktı. Önce Can Yücel’in evini ziyaret ettik sonrasında şiirlerini yazdığı kahveye giderek Doğan Yılmaz beyfendinin okuduğu Can Yücel şiiriyle onu tekrar hatırlayarak hüznün eşliğinde çaylarımızı yudumladık. Sonrasında araçlarımızla birlikte Can Yücel’in mezarını ziyaret ettik. Ne hüzünlü anlardı anlatamam. Mezar taşı ile ona olan mesafem kadardı yaşamla ölüm arasındaki çizgi. Kelimelerin dahi kifayetsiz kaldığı, her şeyin bir anda önemini yitirdiği yerdeydik. İnsanoğlu var ile yok arasında ince bir çizgide. Hayat gelişi ve gidişi olan iki bilet gibi. Gelişi belli, gidişi belli olmayan… Arada bir ziyaret etmek gerekir mezarlıkları diye düşünüyorum. Dualar etmek ve bir türlü vazgeçemediğimiz ulaşma hırslarımızı törpülemek için. Ne yaşamayı becerebiliyoruz ne de ölmeyi diye düşünürken yoğun duygular içerisinde araçlarımıza binerken grup liderimizin uzun araştırmalar sonucu karar verdiği bir gece konaklayacağımız otelin adresini navigasyondan takip ederek elimizle koymuş gibi buluyoruz. Şehir merkezine 300 ila 400 metre uzaklığındaki DATÇA VİLLA ANFORA HOTEL çalışanlarının kapıda beklediğini görüyorum. Otelin kapısına yaklaşan grup üyesi arkadaşlarımın ilerlemeden kapı önünde beklediğini gördüğümde bir sorun olduğu düşüncesiyle ilerleyip baktığımda gördüklerim şaşırtıyor beni. Yıllardır tatil yapıyorum öncesinde hiçbir otelde görmediğim bir karşılamayla karşılaşıyoruz. Taze nane yapraklarıyla yapılmış buzlu limonatalarımızı çok hoş bir hanımın ikram ettiğini ve misafirlerini içeriye davet ettiğini görüyorum. Limonatalarını içip içeriye ilerleyen konuklarına “hoş geldiniz” seremonisinin ardından resepsiyona yaklaşan arkadaşların nüfus cüzdanlarını rica ederek, öncesinde kusursuzca organize edilmiş ve numaralandırılmış odalara yerleştiriliyor arkadaşlar. 38 kişi neredeyse beş dakikayı geçmeyecek kısa bir sürede yerleşiyor odalarına. İsminin Süleyman olduğunu öğrendiğim beyfendiye kusursuz organizasyon ve verilmiş bu emek için teşekkür ediyorum. Grup liderimiz Yusuf CERAN ile birlikte güzel bir organizasyon çalışması yaptıklarını, her şeyin güzel olmasını istediklerini ifade ediyor. Bende eşim ve oğlum ile birlikte odamıza geçiyoruz. Yaklaşık bir kişinin beklemesi gereken sürede tüm arkadaşlarımız odalarına yerleşmişlerdi. Bu titiz çalışmanın arkadaşlarımın yüzüne tebessüm olarak yansıdığını gözlemliyorum. Odamıza geçtiğimizde çarşafların tertemiz ve özenle serildiğini, havluların yatak uçlarına konulduğunu görünce yatağa atıyorum kendimi. Eşime “uyku moduna geçiyorum” diye espiri yapmayı da ihmal etmiyorum. Bir saatlik dinlenmenin ardından arkadaşlarla birlikte şehri dolaşmak üzere ayrılıyoruz otelden. Sakin sessiz bir ilçe Datça. Küçük bir kordonu var. Henüz kendini yeni sezona hazırlayamamış. Zaman çok erken diyor çarşı esnafı. Arkadaşlar sahilde balık rakı keyfi yapmak istiyorlar ama bu istek balık restoranlara girip grup fiyatı almamızla birlikte biraz hüsrana uğruyor. Yaşadığımız şehirle karşılaştırınca Fethiye’de en lüks restoranlarda dahi ödediğimiz fiyattın iki katı daha fazla pahalı olduğunu söylüyor arkadaşlar. 26 grup üyesi arkadaşımız balık isteğinden vazgeçerek bilmediğimiz bir restoranda giderek acılı adana ve ızgara köfte yemeği tercih ediyoruz. Bazı arkadaşlarımızın yemekten memnun olmadıklarını gözlemliyorum. Şahsen bende sunulan yemek ile fiyat arasındaki uçurum dikkatimden kaçmıyor ama her şeye rağmen Datça’da misafir olduğumuza göre misafir umduğunu değil bulduğunu yiyecek diyerek karnımı doyurmanın yoluna bakıyorum. Arkadaşlarımda öyle . Yemekten sonra bir çay bahçesinde çaylarımızı içerek sohbete dalıyoruz. Saatler 23.00 gösterirken eşim oğlum ve ben arkadaşlardan ayrılıyoruz. Uzaktan çok hoş müzik seslerinin geldiği yöne doğru ilerliyoruz. Hoş bir karşılama var bu mekanda. DJ mi var diye soruyorum. Garson “ evet” cevabını veriyor. Ailecek içeceklerimizi içerken DJ bize özel şarkılar seçiyor. Müzik Datça’nın semalarında yükselirken yüreklerimizi coşturmayı da bırakmıyor. Vakit bir hayli geç oldu. Dinlediğimiz müzikleri mırıldanarak ulaşıyoruz otelimize. Bazı arkadaşlarım lobide gece sohbetinde, sohbete bizde eşlik ediyoruz. otel işletmesi bize çay ikramında bulunuyor sohbetler koyulaşsa da çok gezmek birazda yorulmak demekti. Arkadaşlardan izin rica ederek oteldeki odamıza geçiyoruz. Nasılsa yakaladım güzellikleri bırakmak istemiyorum desem de gözlerim uykuya yenik düşüyor. Kendimi yatağa atmamla birlikte uyamam bir olmuş.
Yazan:Sevgi CERAN
Mortırnaklar Grup Üyesi
FOTOĞRAFLAR. Sevgi-Yusuf CERAN


























