MORTIRNAKLAR EREN DAĞI’NDAN- BAYIR MAHALLESİNE YÜRÜYOR…
DOĞAYA HÜKMEDİLMEZ,UYUM SAĞLANILIR.
15.11.2015 Pazar tarihinde yürüyüşümüzSeydikemer İlçesi Temel Mahallesi Eren Dağı Kayak Merkezi’nde başlayacak,Yayla Gökbel Mahallesi’nin ardından Bayır Mahallesi’nde son bulacak şeklinde planlanmıştı. 18 km sürecek yürüyüşün çok da zor olmayacağı ancak çoğunlukla yokuş aşağı şeklinde olacağı ve dağlarda kar olmadığı şeklinde uyarılmıştık.
Pazar günü sabah grup liderlerimiz,şoförlerimiz ve grup üyeleri olarak tam tekmil toplanma yerimizde hazırdık.Her zamanki gibi Mortırnaklar,sabah mahmurluğunu atmaya çalışırken haftalık hasretini de gideriyordu.Kalkış vaktinin gelmesiyle yola koyulduk.Fethiye şehir merkezinden çıktıktan sonra Çamköy-Eldirek Mahalleleri Kavşağı’ndan Çevre Yoluna çıktık.Seydikemer Kavşağı’nı geçtikten sonra tırmanışa geçmiştik artık.UrlucaMevkii’ndeki bir zamanların en önemli mola mevkiindeki su kaynağından eser yoktu- Seki-Elmalı yönüne saparken tarihi köprüyü inceledim.Yıllara meydan okuyan köprü,bakımdan ve onarımdan sonra daha etkileyici görünüyordu. Emektar köprü geçmişte yaylalara ve Antalya’ya ulaşımın en önemli unsurlarındandı.Şimdi asfalt yolun ve sözde modern köprünün yanında “üvey evlat” gibi kalmış olsa da kullanıldığı dönemi ve şartlarını düşünmeden edemedim.Ben köprüyü düşünürken biz çoktan Temel Mahallesi -Eren Dağı yoluna sapmıştık bile. Temel Mahallesi’nin merkezindeki Pazar Kavağı-Ağa Oturağı denilen yerden tekrar tırmanışa geçtik ve daha sonra Eren Dağı Zirvesi’ne çıkan yola saptık.(Yolun diğer kısmı Girdev Yaylası’na ulaşır.)Ve Eren Dağı’nın kayak tesislerindeyiz.
Eren Dağı 2870 m yüksekliğindedir.Dağ,Fethiye-Antalya karayolunun 74.km’sinde yer alır. Kuzeyinde Seki Ovası(Temel,Ceylan,İncealilerMahallelerİ ve Oinoanda Antik Kenti); doğusunda Akdağlar(Girdev Yaylası ve Gölü);güneyinde yine Akdağlar (Yumru Dağı);batısında ise Bayır,Dereköy,Bayır Mahalleri yer alır.Bulunduğumuz kayak tesisleri ise 1960 m yüksekliğindedir. Eren Dağı çevresinde ve Seki Ovasında Ardıç Ağaçları çoktur.
Çevredeki ardıç ağaçları bizi büyülerken tesislerin içler acısı hali bizi üzmüştü. Yağmalanmış ve malzemeler tahrip edilmişti. Kıt kaynakların atıl kalması,kıymetinin bilinmesi, korunmaması ve israf edilmesi ülkemizin en önemli sorunlarındandır. Dileriz kayak tesisleri yeniden Beşkazamız’a kazandırılır ve hak ettiği yerde olur.
Biz ise son sürat yürüyüş hazırlıklarına başlamış bir taraftan da grup fotoğrafları çekilerek bu anları ölümsüzleştirmeye çalışıyorduk.Grubun birbirinden kopmaması yönündeki önemli uyarılardan sonra yürüyüşümüze başladık. Dar ancaktehlikeli olmayan patikada yürümek oldukça eğlenceliydi.Eren Dağı eteklerindeki Cuma alanından geçiyorduk.“Burası Cumhuriyetin ilk yıllarında kadar uzanan bir geçmişi olduğu bilgisine uzanıyorum. Yayla zamanlarında Cuma günleri Pazar kurulur diğer yaylalardan gelen yörüklerle Cuma namazı kılınan büyük bir toplanma noktasıymış.” Bir tarafta tempoya,ritme kendilerini kaptırarak hızlı gidenler;diğer tarafta ise yavaş,daha çok çevreyle-birbirleriyle diyalog halinde giderek fotoğraf üzerine fotoğraf çektirenler…Mesafeler açılmış ama değişmeyen tek şey herkesin kendine göre eğlenmiş olduğu…Her ikisine de evet diyenlerdenim. Grubun birbirini yakalayabilmesi için tam üç kere mola verdik. Her molaya ara çoktan açılmış oluyordu.
Yemek molasını vereceğimiz Yayla Gökbel Mahallesi’ne ulaştık. Yayla Gökbel bir vadinin yanına kurulmuş,sessiz,sakin biraz da gözlerden uzak bir mahalleydi. Yemek yediğimiz muhitin yanında arada su yerine hava pompalayan ama yine güzel bir suyu olan bir çeşme vardı.”Oraya gençlik çeşmesi” adı verildi.Suyu da fena değildi. Yaklaşık bir saat süren aranın ardından yola koyulduk.
Hedefimiz Bayır Mahallesiydi. Önce toprak yoldan daha sonra patikadan mahalleye varılması planlanmıştı.Ancak küçük bir Mortırnak’ın rahatsızlanması planları aksattı. Grup liderleri geride kaldılar ve grup içinde mesafeler açıldı. Araçlarımızdan biri çağırılarak hem rahatsızlanan kardeşimizi hem de grup liderlerini alması sağlandı. Yeniden grup liderleri öne geçtiler.Yürüyüş sonu yaklaştıkça hızlanmalar ve kopmalar daha da arttı. SonundaBayır Mahallesi’ndeki Mahalle Kahvesi-Okulu ve Camisi’nin olduğu merkeze ulaşarak yürüyüşü sonlandırdık. Oldukça uzun süren yürüyüş boyunca neredeyse 30000 adım attığımız bilgisi verildi. Yapılan yürüyüşlerden en uzun olanlarından biriydi. Oldukça zorlanmamamıza rağmen doğaya hükmetmeden, uyum sağlayarak bu yürüyüşü gerçekleştirmiştik. Çay içme ve dinlenme molasının ardından Bayır Mahallesi’nden ayrılarak Fethiye-Antalya Yoluna çıktık. Karşıda yine yürüdüğümüz Naldöken Mevkii’ndeki Taş ocağı ve Karayolları Tesisleri görünüyordu.Güneş ise çoktan gücünü ve ihtişamını kaybetmiş, bizleri akşama hazırlıyordu. Yaklaşık bir saat süren geri dönüş yolculuğundan sonra evlere dağıldık.
Eve gelince fark ettim ki“Ayaklarım çok fena.Taşlar,kayalar canına okumuş.Botum bembeyaz;olduğu gibi dağların tozunu toprağını indirmişim ovaya. Bacaklarıma sıra gelirse yüksek tempoda yürümenin sonucunda iflas etmiş durumdalar,minibüsün araları daracık olan koltukları yüzünden “damat adayı” gibi oturmaktan şu an oturamıyorum,otururken çok zorlanıyorum.Omuzlarım yaklaşık 18 km boyunca yük taşımaktan isyan bayrağını açtılar.Ovalamak,masaj vs faydalı olmuyor. Yüzümden çıkan kirden ise bir kamuflaj olur herhalde.Çok yoruldum,öldüm,bittim,kül oldum.Hay ben böyle yürüyüşün…” diye şikâyet edecek değildim. Tam tersine çok mutluydum. Eminim bütün Mortırnaklar böyle düşünüyorlardır.Çünkü yarın sabaha(16.11.2015) hiçbir şey kalmayacaktı.Gezdiğimiz yerlerin güzelliği bize kâr kalacaktı.Haftaya nereye gidiyoruz?Bir sonraki yazıda gözükmek üzere esen kalın.
YAZAN:GÖRKEM BÜYÜKDÖĞERLİOĞLU Fotoğraf Yusuf CERAN























