Yürüyüşümüzün başlayacağı rotaya vardık. Daha doğrusu araçlar buzlanma nedeniyle kaygan zeminde tehlike oluşturacağı için inip yolumuza devam ettik. Yaklaşık sekiz kilometre yürüyeceğiz. Her adımımızın hışırtısı kulaklarımıza çarparken bir yandan da bol gülümsemeli resimler çektiriyorduk. Yolumuz otuz beş santim kâr kalınlığında dik tırmanıştayız. Dengemizi sağlamaya çalışarak ve buzlanma nedeniyle kayıp düşmemek için dikkatliyiz. Gurup liderimiz Yusuf Ceran hocamız bizi dikkatli olmamız ve guruptan kopmamamız konusunda uyarılarını sık sık tekrarlayarak epey yol aldıktan sonra meyve molası zamanı olduğunu hatırlatarak güneşli bir yerde molamızı verdik. Kâr manzaları bol bol fotoğraf çektirdikten sonra tekrar yolumuza devam ediyoruz. Mis gibi sedir ağaçlarının kokusunu içimize çekerek ve efor sarf ettiğimiz için nefes nefese yürümeye devam ediyoruz. Her adımda hışırdayan karın sesi içimizdeki negatif düşünceleri ve bir haftanın yorgunluğunu üzerimizden sıyırıp çıkarıyor adeta. Ateş yakıp sucuk partisi yapacağımız kamp yerimize geldik. Bir arkadaşımızın bir çoğal dolusu getirdiği tahta parçalarını hepimiz paylaşıp çantalarımıza koymuştuk hepsini çantalarımızdan çıkarıp ateş yakacak arkadaşımıza veriyorduk. Bazı arkadaşlar hemen çaylarını yudumlamaya başlamışlardı bile. Bazı çılgın dostlarımız Wisky şarap konyak ve kâr şerbeti için pekmez almışlar yanlarına. Anlaşıldığı gibi çok renkli ve eğlenceliyiz. Yaşın sadece bir sayı olduğunu ispat eden çılgın büyüklerimiz sağlığın da doğal yaşam ve bol temiz hava olduğunu bizlere yaşam tarzlarıyla ispat ediyorlar. Bu arada her zaman doğaya zarar vermemek adına dikkatliyiz. Ne bir çiçeği koparıyoruz, ne de bir dal kırıyoruz. Doğaya karışmayacak çöplerimizi yanımızda geri getiriyoruz çevre temizliği konusunda hassasiyet gösteriyoruz. 2284 metre yüksekliğindeki Çal dağının eteklerinde Mortırnaklar ailesi bütün renkleriyle çiçek açıyordu kardelenler gibi kârların üzerinde. Mübarek insanlar cam kadeh getirmişler kardan adamın önünde romantizmin zirvesini gösterdi bize mutlu cifler. Yaklaşık 1600 metredeyiz kuşlar serenatlarına başlamıştı. Sakallı sedir ağaçları ve ardıç ağaçları yüzümüzdeki gülümsemelere şahitlik ediyorlardı. Bugün Hüseyin Özcan abimiz yoktu Türkülerden yana eksik öksüz kaldık onsuz. Ah dedim içimden şimdi burada olsaydın şu karlı dağı o güzel Türkülerinle inletseydin. Mübarek adam ne güzel söylüyor. Türkü baba bir daha ki sefere en güzel Türküleri güzel sesiyle ikram edecektir bize öncesinde olduğu gibi. Bir gurup arkadaşımız ateş yanip hazır olana kadar biraz daha zirveye doğru yürüdüler, kâr kalinlığı bir metreye bulunca tabiat ana arkadaşlarımiza adim atmak için izin vermiyor ve çorapları ıslanmış halde dönüp geliyorlar. Bu arada sucuklar çöplere catal ağaçlara dizilip pişirilmeye başlandı. Bir yandan ısınıyorlar bir yandan yemeklerinizi yerken sakalaşıp gülüşüyorduk. Çal dağı zirvesine çıkamadığımiz için buruk bir sevinç ile geri dönüşe geçtik ve hafif yağmura tutulduk. Biliyoruz ki dağlar hep yerinde duruyor. Birgün Çal dağı zirvesine çıkmak nasip olur inşallah diyerek bize bugünkü güzel eylenceli yürüyüşümüzü gerçekleştiren Yusuf Ceren hocamıza ve bütün Mortırnaklar ailesine teşekkür ediyorum.
Yazan: Sevim Tutar Arıcak
Fotoğraf: Ahmet Arıcak
KÖŞE YAZISI: YUSUF CAREN


































