“–MIŞ GİBİ”SİZ BİR EĞİTİM
Toplumun en önemli dinamik yapılarından biri kişinin aldığı eğitimdir. Aklın ve bilimin aydınlığındaki bir eğitimle birey, toplumun değerleri ile dolar. Böylece toplumda ortaya çıkan / çıkabilecek sorunlar eğitim ile kendiliğinde yok olur.
Her eylül, yeni eğitim öğretim yılının başlangıcıdır. Yeni hedeflerin konulduğu bu ayda ilk olarak öğretmenler “seminer” adı altında okullarda toplanmaya başlar. Bu zaman dilimleri çay ve kahve içme dönemleri olarak görülür.
Öğretmenlerin bu zaman dilimlerini daha faydalı geçirebilmeleri için hazirandan ellerine verilmiş bir konu olmalı ve o konuda eylül ayında yapılacak seminer döneminde sempozyum/ bilgi şöleni havasında hazırlanmış ortamlarda hazırladığı bildiriyi zümreleri ile paylaşabilmelidir. Bu bildiriyi sunabilmeleri için makale yazma tekniklerini bilen öğretmenler daha başarılı olabilir. Acaba kaç öğretmenin öğretmenlik hayatı boyunca kaç dergide makalesi yayınlanmıştır? Bu belli bir çalışmayı/ azmi gerektirir. Ama çok çalışan/ sorun üreten öğretmenler pek sevilmezler. Yoksa “–mış gibi” yapanlar mı?…
Kendini yenileyen, geliştiren, alanında yapılan yeniliklere aşına olan öğretmen yeni eğitim öğretim yılına daha zinde girecektir. Bu yapılmadığına göre öğretmen kendi geçim kaygısı içinde oteli olan otelinde, serası olan serasında, taksisi olan durağında vd… Hiçbir şeyi olmayanda deniz, kum, güneş ya da köyünde zamanını “en iyi” (!) şekilde geçirecektir.
Bunun yanında bir şeyi görünürde iyi göstermek için harcanan çabalarda cabasıdır. Oysa en iyisini yapmak büyük bir enerji gerektirecektir. Bu enerjiyerine “-mış gibi” yaparak bir şeyin dolu olduğunu gösterirken içinin bomboş olduğunu görmek pek bir zaman almaz.
Farz edelim öğretmen zümre yapacak. Google bilgesine sorduğunda karşısınane istiyorsa çıkıverir. Sizin yerinize zaten birileri yapıvermiştir. Ona düşen üzerinde biraz oynamaktır. Mesela Tokat Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki bir kurumdan alınan zümre örneğini öğretmen değiştirip “yeniden” oluşturur. Büyük bir “enerji” (!) harcar. Hatta daha kolay olsun diye “kes, kopyala,yapıştır”ı iyi bilen Y kuşağı bir öğretmenden de yardım alır. Zümre yapılmıştır artık. Zümre öğretmenleri bu işten kurtulmanınmutluluğu ile imzalayıp okul idaresine teslim eder.
“Dikkatli ve çalışkan okul müdürü” zümre öğretmenlerinin büyük bir enerji harcadığı, kafa patlattığı bu zümre kararlarını öğretmenlerine güvenip dosyalayacak ya da zaman ayırarak okuyacaktır. “Dikkatli ve çalışkan okul müdürü” verilen kâğıdı okur ve zümre başkanına tokat gibi kırmızı kalemle şöyle yazar. “Okulumuz TOKATsınırları içinde değildir.” Çünkü internetten indirilen yazının başlığı değiştirilememiştir.
Başka olabilecek bir örnek verelim. Zümre de konuşan öğretmenlerin (aslında konuşmadan konuşan) isimleri geçer. Teslim edilen zümredekilerden birine “dikkatli ve çalışkan okul müdürü” şöyle yazabilir. “Okulumuza yeni atanan Dila Hanımefendi ile beni tanıştırır mısınız?” Çünkü okulda böyle bir öğretmen yoktur.
Yukarıda verdiğimiz örnekler, tamamen hayal ürünüdür. Öğretmenlerin böyle bir durum ile karşı karşıya kalabilecekleri düşünülemez. Bu örnekler “-mış gibi” yapmakla işlerin yürümeyeceğini göstermek için verilmiştir.
Zümre nasıl hazırlanacak maddesine baksanız karşımıza uygulamaya çalıştığımız, örnek aldığımız gelişmiş ülkelerdeki yazılı kurallar ortaya çıkar.
Eğitim alanında “çağdaş eğitim anlayışı”, “yapılandırıcı yaklaşım”, “öğrenci merkezli eğitim” gibi anlayışların kullanılmaya başlandığı söylense bile bunu uygulayan gelişmiş ülkelerin sosyal ve kültürel düzeylerinde gelişme sağlanırken aynı eğitim anlayışı ülkemizde“-mış gibi” yapmanın etkisiyle başarıya ulaşamamaktadır.
Öğretmen yeni bir uygulama için gelen yazıyı imzalayıp “oo, ben otuz beş yıldır öğretmenlik yapıyorum, bu da ne, imam bildiğini okur”diyerek derse girse, iyi niyetle yapılan çalışmalar,“-mış gibi” yaparak istenilen hedefe ulaşamayacaktır. Örneklerdeki “dikkatli ve çalışkan müdür” de kendini aşan işlere karıştığından açıklarda yüzecektir. “-mış gibi” yapmayan öğretmende sığ denizlerde yüzmenin tadını çıkaracaktır.
Prof. Dr. İpek Gürkaynak, “bir şey yapıyormuş gibi davranan ama aslında hiçbir şey yapmayan insanlara duyduğu saygının, o işi yapmayı açıkça reddeden kişilere duyduğu saygıdan daha az olduğunu” ifade ederek Kafka’nın şu sözünü destekler:
“Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter.”
Bu eğitim öğretim yılında iliklere işlemiş “-mış gibi” eğitim yerine,“-mışgibi”sizeğitimi hedefleyelim.
Aydın Adnan GÜMÜŞ





















