KOVİD-19 SIRASINDA İNSANLIĞIN HATIRLADIĞI ÇEVRE
DOĞANIN İNSANLARA ÇAĞRISI
Benimle oynama
Dengemi bozma
Dağı taşı düz ettin
Ağaçları kesip yok ettin
Değiştirdin mevsimleri
Kirlettin denizleri
Her tarafa apartmanlar diktin
Binlerce yıllık toprağı yok ettin
Her maddeyi yaktın havayı bozdun
Bazen hastalıklara çare bulamaz oldun
Bazen yokluk
Bazen kıtlık
Bazen açlık
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Bazen çığ
Bazen sel
Bazen heyelan
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Bazen fırtına
Bazen yangın
Bazen kuraklık
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Bazen su kalmaz
Bazen bitki olmaz
Bazen yiyecek bulunmaz
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Bazen savaş
Bazen salgın hastalık
Bazende dedin yastayım
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Hayvanların cinsini karıştırdın
Bitkilerin genlerini değiştirdin
Hani her derde çare bulurdun
Salgından dolayı evlere kapandın
Bazen gübreleme
Bazen zehirleme
Bazende pazarlama
Ey insanoğlu
İntikamda alırım
Derste veririm
Çevre zarar görmeyince
Doğa çiçeklerle bezendi
Canlılar için hayat güzeldi
Ey insanoğlu
Bunların sebebi sensin
Doğal dengeyi bozma
İntikamda alırım
Derste veririm
Alim YÖRÜK
İnsanlık tarihini incelediğimiz zaman insanlık çok zor salgınlar hastalıklar, doğal afetler ve savaşlar geçirmiştir. Hayat normale dönünce yine doğaya ve çevreye zarar vermeye kaldıkları yerden devam etmişlerdir. Kovit-19 salgınında bu kadar insan ölünce, salgın sonrasında insanlık neler yapabiliriz diye çareler aramaya başladılar. Bu çareleri genel başlıklar altında toplayacak olursak, şöyle sıralayabiliriz,
- A) Bilim ve teknolojiye yatırım yapıp ayakta kalmak
- B) Dünya insanlığı fiziksel, sosyal, bilimsel, ekonomik, bilişim vb. alanlarda kopuk olmadığı ortaya çıkmıştır. (Dünya bir bütündür)
- C) İnsana ve insanlığa değer vererek. (Sağlık, beslenme gibi alanlara yatırım yaparak )
- D) İnsanlığı ilgilendiren her alanda yerli ve milli değerlere önem vermek
- E) Çevre ve doğayı koruma
İşte burada çevreyi ilgilendiren ana başlıkları sayarak onlar hakkında açıklamalar yapıp bilgi sunmak istiyorum. Bu başlıklar doğa toprak yapısı, Ağaçlar ve ağaçların yok edilmesi, hava kirliliği ve küresel ısınma, denizlerin kirliliği ve tatlı suların kaynaklarının tüketilmesi
DOĞAL TOPRAK YAPISININ BOZULMASI
Toprak kirliliği; toprağın, insan etkinlikleri sonucu oluşan çeşitli bileşiklere bulaştırılmasını takiben, toprakta yaşayan canlılar ile yetişen ve yetiştirilen bitkilere veya bu bitkilerle beslenen canlılara toksik etkide bulunacak ve zarar verecek düzeyde anormal fonksiyonda bulunmasını, toprağa eklenen kimyasal materyalin (Kimyasal Gübreler) toprağın özümleme kapasitesinin üzerine çıkması, toprağın verim kapasitesinin düşmesi şeklinde tanımlanabilir.
Bunun yanında doğanın binlerce yıl biriktirdiği toprağın yok edilmesi. (Erozyonla, Yapılarla doldurarak, ağaçları kesip çöl haline getirerek.) Tüm canlıları üzerinde barındıran besleyen toprak yok olunca insanlarda da salgın hastalıklar başlıyor. Bitkileri yok etmenin ve ağaçları kesmenin nelere yol açtığını görelim.
AĞAÇLARIN KESİLEREK İNSANLARIN DOĞAL BESİN KAYNAKLARININ YOK EDİLMESİ
Dünyamız da tıpkı biz insanlar gibidir. Dengesi bozulduğunda, olması gereken olaylar olmadığında dünyamız nefes alamaz ve kötü bir hal alır. Dünyamızın nefes almasını sağlayan organları (ağaçlar, çayırlar, bitkiler vb.)vazifesini gören ağların kesilmesinin zararları konusunda sizlere bilgi vereceğiz.
Oksijen kaynaklarımız olan ağaçlar aynı zamanda endüstriyel olarak bir çok alanda kullanılan bir ham maddedir. Çevremizi ve doğal ortamları güzel hale getiren eşsiz birer varlık olan ağaçlar, aynı zamanda doğada bir çok canlının doğal yaşam alanlarını da oluşturmaktadır.
Saymakla bitmeyen bir çok faydası olan ağaçların günümüzde ise hızla kesildiğine defalarca kez şahit olmaktayız bu durum ise aslında gün geçtikçe dünyanın sonunu getirmektedir. Eğer bu hızla ağaçlar kesilmeye devam edilirse dünya bir felakete sürüklenmektedir.
Ağaçların kesilmesiyle birlikte dünyada oksijen oranı da düşmektedir bu da insanların ve diğer canlıların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Ayrıca canlılar için doğal yaşam alanı olan ağaçlar kesildiğinde canlılar da evsiz kalmaktadır. Bununla birlikte heyelan gibi doğal afetlere de temel hazırlanmış olur. Ayrıca bitkilerin ve ağaçların kökleri ile tutulmayan topraklar erozyona neden olur. Bu durum insanların geleceğini yok ettiğini gösterir. (Canlıların yaşam alı olan onlara hayat veren toprağın yok olması ile oluyor.)
HAVA KİRLİLİĞİ VE OLUŞUM ŞEKİLLERİ
“Trafik, ulaşım, endüstri ve ısınmadan kaynaklanan kirleticiler (antropojenik kaynaklı) hava kirliliğinin başlıca etkenleridir.”
Soluduğumuz hava kalitesi sağlığımıza doğrudan etkisi olduğu herkesçe ve çağlardan beri bilinmektedir. Normal olarak havanın %78,084’ü Azot (N2), % 20,946 Oksijen (O2), %0,934 Argon (Ar), %0,035 Karbondioksit (CO2) oluşturmaktadır. Geriye kalan % 0,001’i Neon (Ne), Metan (CH4), Helium (He), Hidrojen (H2) ve Kripton (Kr)’dan meydana gelmektedir. Ayrıca Atmosfer kütlesinin yaklaşık %0,25’i su buharıdır.
Dolaysıyla insan sağlığını veya çevresel dengeleri bozacak şekilde havanın birleşiminin değişmesine ya da havada bulunmaması gereken maddelerin havaya karışmasına hava kirliliği denilir.
Hava kirliliği, nüfusun artması, kentlerin büyümesi, endüstrinin gelişmesiyle artan oranda ve değişen içerikte etkilerini sürdürmektedir. Lokal bir kaynaktan salınan hava kirleticiler yerel etkiler gösterirken, kent merkezlerinde enerji tüketimi, fosil yakıt yanması, motorlu taşıtların artmasıyla hava kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır. Bölgesel taşınımlar, asit depolanması, artan sera gazları, troposferik ozon üretimi bugün hava kirliliğinin küresel boyutlara ulaşan etkilerini ortaya koymaktadır. Trafik, ulaşım, endüstri ve ısınmadan kaynaklanan kirleticiler (antropojenik kaynaklı) hava kirliliğinin başlıcaları iken; meteoroloji, topografik yapı, dispersiyon ve kimyasal dönüşüm süreçlerinin hava kirliliği ve iklim üzerindeki etkileri artık daha iyi bilinmektedir. Hava kirleticilerinin çevreye ve insan sağlığına etkilerinin zaman, mekan, etki süresi, konsantrasyon ve diğer karakteristiklerine bağlı olduğu bilinmektedir. Hava kirliliği bir yandan kalp ve akciğer hastalıklarına bağlı ölüm oranını artırırken, diğer yandan bu hastalıklara bağlı hastane başvurularını artırmaktadır. Bundan başka, hava kirliliği özellikle çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkilemekte ve kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik hava yolu hastalıkların prevalansını artırmaktadır.
Hava kirliliğinin olumsuz etkileri, bir alıcı ortama ulaşması, temasta bulunması ve karşında meydana gelmesi ile anlaşılabilmektedir. Bu durumda hava kirliliği etkilerinin anlaşılması için aşağıdaki özelliklerin bilinmesi gerekmektedir.
- Alıcı ortama ulaşan kirleticilerin doğal, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri,
- Alıcı ortam özellikleri (insan, hayvan, bitki, nesli tükenmekte olan türler, tüm popülasyon veya ekosistem),
- Kişilerin mevcut sağlık durumu,
- Ekosistem şartları,
- Kirleticilerin kimyasal kompozisyonu ve fiziksel formu,
- Kirleticilerin saf veya bir karışım içinde olduğu,
- Organizmanın veya kişinin kirleticiye karşısında şekli (gıda, içecek, hava veya cilt yoluyla)
DÜNYADA OLUŞAN KOVİD-19 SALGININDAN SONRA TÜRKİYE DE ÇEVREYE OLAN DUYARLILIK NE OLMALIDIR? BİZLERE DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?
Türkiye coğrafi konumu bakımından dünyanın önemli kara parçasının bulunduğu yerlerden biridir. Kara, deniz ve hava oluşumu ve hareketleri bakımından Asya, Avrupa ve Afrika ana karalarının geçiş noktası olarak bilinir. Bu üç ana karanın kara, deniz ve hava özelliklerini Türkiye üzerinde taşımaktadır. Doğanın mevcut yapısını bozmadan yerli ve milli olan değerlerimize sahip çıkarak, atalarımızın her yönden kendi kendimize yeter üretme, ihtiyaçlarımızı giderme tüketme yolunu seçmeliyiz. O halde bize düşen görevleri şu şekilde sıralayabiliriz;
1-Ülkemizin her yönden kıymet ve değerini bilmeli korumalıyız
2-Eğitimin her aşamasında doğanın ve çevrenin önemini çocuklarıma öğretmeli yaşam standartı haline getirmeliyiz.
3- Küresel güçlerin ortak hareket ederek çevreye zarar vermesini önlemek için ortak hareket edilmesini sağlamak
4- Devletlerin çevreye zarar vermemesi için her türlü yasal zorunluluğu yaptırım gücü olarak kullanılması sağlanmalı
5-Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmelidir. (Güneş, rüzgar, biyokütle, jeotermal, hidroelektrik, hidrojen ve dalga enerjileri kullanılmalıdır.
6-Sanayi atıklarını çevreye zarar vermeyecek hale getirerek geri dönüştürmeliyiz.
7- Küresel ısınmayı tetikleyen yakıt türlerinden kaçınmalıyız. (Otomobil, sanayi, ısınma, serinleme vb. alanlarda küresel ısınmaya yönelik yakıt kullanılmamalı)
SONUÇ OLARAK; Tüm canlıların direncini kıracak her türlü etkileşimden kaçınmalıyız. (Doğal dengeyi bozacak uygulamalardan kaçınmalıyız.)























