Merhaba;
Zamansız diye tabir ettiğimiz kitaplar, filmler, şarkılar vardır. “Onlara klasik denir” dediğinizi duyar gibiyim. Ben onlara klasik dersem tam anlatamayacağımı ya da yanlış tanımlayacağımı düşündüğüm için “Zamansız” sözcüğünü tercih ediyorum. İşte bu şarkılardan biriyle ve bestecisiyle yazıma başlamak istiyorum ; Yiğidim Aslanım Burda Yatıyor ve Zülfü Livaneli
Neden bu şarkı neden Zülfü Livaneli ?
Elimde bu hafta raflarda yerini alan bir kitap var; “Elia ile Yolculuk” Ö.Zülfü Livaneli’nin yazdığı bu anılar yumağı bir solukta okunan bir kitap. Kutlukhan Perker’in güzel çizgilerinin de kitaba katkısı yadsınamaz elbette. Bu arada hoşgörüsüne sığınarak bundan sonraki satırlarda uluslararası entelektüel, aydın, müzisyen, yazar Ömer Zülfü Livaneli’nden sadece Livaneli diye bahsedeceğim. Elia ile yolculuk kitabını okurken, anlatılanın Amerikalı-Rum asıllı- ünlü yönetmen Elia Kazan’ın değil bizim geçmişimize bir yolculuk olduğu duygusuna kapıldım. Livaneli ,Eliakazan’ın kendi cennetine seyahati-ni anlatırken, hayatının köşe taşlarını kullanmış. Hüzün, üzüntü, öfke, neşe, utanç hepsi bu yolculuğun ara durakları olmuş. Ülkemizde gerçek bir sanatçı olmanın , aydın olmanın hem ödül hem ceza olduğunu, arı duru Türkçesiyle anlatan Livaneli’yi daha önce hiç tanımadığımı fark ettim. Ben bu çok yönlü sanatçımızın her yönünü birbirinden bağımsız değerlendirmiş, bir türlü hepsini biraraya getirememişim. Konserlerde “Yiğidim Aslanım” ı söylerken avaz avaz eşlik ettiğim Zülfü Livaneli ile gazetede köşe yazısı yazan , Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili olan, Unesco iyi niyet elçisi, üç yüzden fazla şarkı yazıp besteleyen, kitaplarını zevkle okuduğum yazar Zülfü Livaneli meğer tek kişiymiş. Gerçek anlamda entelektüel ve sanatçı olmak ta böyle bir şey sanırım. Livaneli’nin “Elia ile Yolculuk” kitabındaki ilk köşe taşı mesela… Amasya kentinde gördüğümüz bir çocukla tanışıyoruz önce. Babasının savcı olduğu bu şehirde Elia Kazan’ın yönettiği filmleri büyük bir şevkle seyreden,kısa pantolonlu,yedi yaşında bu çocuk. Bir gün o filmlerin yönetmeniyle tanışacağını dost olacağını bilemezdi elbette, ama o filmlerin içine düşürdüğü kıvılcımın büyüyeceğinin farkına varmıştır. Müzikle küçük yaşlarda tanışmasında bu filmler kadar babasının da etkisi olmuştur sanırım.Şarkılarını marş gibi söylediğim Livaneli ile tanışmadan önce Ölüdeniz Festivali kapsamında babası Mustafa Sabri Livanelioğlu ile tanışma onuruna erişmiştim…. Festivalimize onur konuğu olarak katılmasının nedeni bir dönem Fethiye’de Cumhuriyet savcılığı yapmış, sevilen bir isim olmasıydı. Bana onu tek kelime ile anlatdeseniz “Beyefendi” diyebilirim. Hem kendisi hem kızı yazar Seyhan Livaneli ile çok hoş sohbetler gerçekleştirdik. 2010 yılında Fethiye’nin fahri hemşerisi seçilen Zülfü Livaneli ile tanıştığımızda aynı beyefendiliği aynı vakur ama alçakgönüllü duruşu onda da gördüm. Eğitimin önemini yadsıyamayız ama bazı şeyler gerçekten soydan oluyor. Zülfü Livaneli güzel bir ailenin güzel bir ferdi. Böyle güzel insanlarla tanışmamıza vesile olan Ersin- Hilkat İnan çiftine de burdan sevgilerimi göndermek istiyorum. 1918 Elazığ doğumlu olan Sabri Livanelioğlu 2013 yılında vefat ettiğinde, “ Mezarına memleketi Fethiye’den getirilen toprak ta serpildi” haberini okumak hoş bir burukluk olarak Fethiye hafızasında yerini aldı.Bize de “Sabri Livanelioğlu bizim hemşerimizdir” deme onuru kaldı. Sabri beyi rahmetle andıktan sonra tekrar “Elia ile Yolculuk” kitabına ve yazar Zülfü Livaneli’ye dönelim.
Arafat’ta Bir Çocuk – Geçmişten Geleceğe Türküler -Dünya Değişirken-Sis- Türkiye Orta Zekalılar Cenneti- Diktatör ile Palyaço- Sosyalizm Öldü mü?,- Engereğin Gözündeki Kamaşma- Livaneli Besteleri- Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm- Mutluluk- Gorbaçov’la Devrim Üstüne Konuşmalar- Leyla’nın Evi,-Sevdalım Hayat- Son Ada- Sanat Uzun Hayat Kısa- Serenad-Edebiyat Mutluluktur-Kardeşimin Hikayesi -Son Ada’nın Çocukları-Konstantiniyye Oteli- Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal- Arkadaşıma Veda
Yetmiş bir yıllık ömrüne sığdırdığı kitapları.. Bu kitaplarla ilgili eleştiri, yorum çok fazla yapıldı. Ben tekrara düşmemek adına son kitabını anlatmak istedim. Yüz sayfalık bu kitap göründüğünden çok daha fazla hacme sahip. İçinde müziği ,şiiri olan; tarih, felsefe barındıran kitaplardan..İlk sayfalarda “MeaCulpa” ya da “Bethleem” in anlamları niye sayfa altlarında yazmıyor diye eleştiri oklarımı göndermiştim. Sonra sorunun kitapta değil benim tembel bünyemde olduğunu anladım. İnternette bir iki saniye gezinince MeaCulpa’nın “Benim hatam,kabahat bende anlamına geldiğini; Bethleem’in de Filistin’in Batı Şeria bölgesinde Hz.İsa’nın doğduğu yer olarak bilinenBeytüllahim olduğunu öğrendim.
Kitabı okurken merak edip öğrendiklerimle yüz sayfalık o ince kitap gittikçe kalınlaştı. Kayseri adının nerden geldiği, Anadolu Gülüşü’nünanlamı..Kitabı okurken bir yandan da müziklerini dinledim; Ben kendimi gülün dibinde buldum , Pire çocukları, 16 ton ..
Livaneli’yi politik tutumu ya da söylemleri nedeniyle yazarlığı ve müzisyenliğini yanlı(ş) değerlendiren çok olmuştur. Ama sanırım şu söylediğimi hiç kimse yadsıyamaz; Zülfü Livaneli kitaplarında da aynı yaşamındaki gibi yalın bir Türkçe ve vakur bir alçakgönüllülükle yazmıştır. O kitaplarını anlaşılmamak için değil bir şeyleri anlatabilmek için yazmıştır. Bu kitabında Elia Kazan’la aralarında geçen şöyle bir diyalog var;
Martin Scorsese ve Robert de Niro’yu çok sevdiğini bildiğim için filmlerinden söz açma hatasını işliyorum. “güzel filmler yapıyorlar değil mi?” diye soruyorum.
“Dostlarının yaptığı işe iyi ya da kötü diyemezsin ki. İyi olmasını dilersin. En iyisini yapmalarını umarsın. Dostundur, seversin onları. Hepsi bu kadar işte!”
Zülfü Livaneli’nin tüm kitaplarının, şarkılarının ,bestelerininiyi olmasını diliyorum… Yazımızın başında “Yiğidim Aslanım BurdaYatıyor” şarkısından söz etmiştik. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Nazım Hikmet için yazdığı bu şiiri Zülfü Livaneli 1980 li yıllarda bestelemişti.Rahmetli Uğur Mumcu bu besteyi ilk dinlediğinde ‘Bu bütün devrim şehitlerinin ağıdı olmuş.’ demiş. Yıllar sonra Uğur Mumcu’yu yüzbinler bu şarkıyla sonsuzluğa uğurladı ve Uğur Mumcu Yiğidim Aslanım oldu.
Ben sizlere bu hafta başka bir Zülfü Livaneli şarkısının sözleriyle “hoşça kalın” demek istiyorum;
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
| Gündelik yaşantımızdan..
Ambale olmak :Çok yorulup düşünemez, iş göremez duruma gelmek. |
| Türkçesi var..
Rafineri………Arıtımevi Antipatik ……..Sevimsiz |
Boğaziçine Sığınanlar- FritzNeumark
Kopernik Kitap- Yakın Tarih
22 TL- 286 sayfa
Feng-Shui – Zeynep Akçay
Mona Kitap- Kişisel Gelişim
20TL- 200 sayfa
Gettsburc Konuşması-Abraham Lincoln
Kafka Yayınevi- Siyaset
15 TL-160 sayfa
İçime Öküz Oturdu-H.Şahin /R.Erdoğan
Alfa Yayınları-Psikoloji
20 TL -208 sayfa
İntihar-IanMarsh
İş Bankası Kültür Yayınları-Sosyoloji
28 TL-360 sayfa
Kahramanın Sonsuz Yolculuğu-Joseph Campbell
İthaki Yayınları-İnanç/ Mitoloji
35TL-440 sayfa
Ke-ke-me-lik – İsmail Hakkı Gönen
Pan Yayıncılık- Sağlık
20TL -168 sayfa
Komşunun Çimenleri Daha Yeşil-KerstinGier
Pegasus Yayınları-Roman
29,9 TL- 288 sayfa
Morrison’un Yapı İşçileri- Can Şafak
Sosyal Tarih Yayınları –İnceleme
20 TL -161 sayfa
Susulacak Ne Çok Şey Var Aramızda-Ezgi Polat
Can Yayınları-Öykü
12TL-120 sayfa
.
“ İnadına kitap İnadına aydınlık..”


































