ÜSTÜ KALSIN
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…
Üstü kalsın…
Bugün sizlere Cemal Süreya’nın en sevdiğim şiirlerinden biriyle “Merhaba ” demek istedim. Geçen hafta bayram nedeniyle sevdiğim şiirlerden bir kaçını sizlerle paylaşmıştım. “Üstü Kalsın” şiirini ise bayram ruhuna uygun olmaz diye bu haftaya bırakmıştım. Bu şiiri her okuduğumda “şair kime denir ” sorusunun cevabını aldığımı düşünürüm. Şair , ölümü bile incelikli ,naif bir şekilde anlatabilen kişidir . Bizim ülkemiz şairler açısından çok bereketli bir ülke , ufacık kentimizde bile bir çok şair arkadaşımız var. Geçen ay Emine Çakır arkadaşımızın yeni şiir kitabı nedeniyle bir söyleşi ve imza günü düzenlemiştik.Hep birlikte keyifli ,şiir dolu güzel saatler yaşadık. “Taşevin Uzun Sabahı” kitabını bizler için imzaladı. Gülgün arkadaşımızın öğrencileri ve katılan konuklar kitaptan şiirler okudular. Emine Çakır’ın daha önceki kitabında yazdığı şiirler de güzeldi.Ama bu kitabıyla şiirde uzun bir mesafe aldığını gördüm. Bu şiirler tam kararında demlenmiş çay gibiler; lezzetli , hafif buruk ,bazen dilinizi yakan ama sıcacık ve içten .. Coşkun Karabulut’tan sonra kitap fuarlarında bizden bir şair olarak yerini alan Emine Çakır’ı tüm içtenliğimle kutluyorum. Bizim ülkemizde sanatın her dalında olduğu gibi şairlik de zor zenaat. Her alanda bir yozlaşma kültürü egemen. İyi bir eğitim almış,aydın insanların, entelektüellerin ,sanatçıların küçümsenmesi, ti ye alınması, eserlerinin içine tükürülmesi neredeyse bir devlet politikası haline geldi.1980 lerde bir devlet büyüğümüz (!) Picasso’nun resmine bakıp “Bunu ben de yaparım ” dediğinde çok gülmüştüm. Ancak bu gün içinde bulunduğumuz durumun edebiyat açısından çok vahim olduğunu düşünüyorum. Piyasaya çıkmadan toplatılan kitaplarla başlayan bu süreç acaba toplu kitap yakmaya kadar gider mi? Özgür düşüncenin olmadığı bir yerde her tür zorbalık olabilir. Diğer yandan da çok umutluyum. Zira gerçek sanat baskılarla daha da güçlenmiş olarak ortaya çıkar. Her zorluğa rağmen güzellikler bir yerden yeşerir ve bunun ilk filizi sanat yoluyla olur. Özellikle sözcüklerle uğraşan sanatçılar;yazarlar ,şairler toprağa ilk umut tohumu ekenlerdendir.Hele şiirler. .. Toplumun en sıkıntılı en sancılı dönemlerinde “Şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek” , hapishanede yatana bahar rüzgarıdır “dağlarına bahar gelmiş memleketim “ den..Şair,toplumun silahsız kahramanıdır,korkaktır belki ama inandıkları uğruna sözcükleri uğruna gözünü kırpmadan ölüme gider.. Ne zordur bile bile ölüme gitmek acaba? Edebiyat dünyasına şöyle bir bakıyorum da bizde acı çeken,zulüm gören, genç yaşta ölen çok sanatçı olmuş ama intihar eden fazla değil. Oysa dünya edebiyatında bunun bir çok örneği var;Virginia Woolf mesela.. Ya da Stefan Zweig, Sadık Hidayet, Cesare Pavase,Mayakovski, Primo Levi, Sylvia Plath bir çırpıda aklıma gelenler.. Bizden Metin Kaçan ve Nilgün Marmara kendi isteğiyle erkenden hayata veda edenlerden. Bunlara , Tezer Özlü’yü de eklemek isterim. Her ne kadar göğüs kanseri nedeniyle ölmüş olsa da acımasızlıklara,hayata dayanamayacak kırılgan yüreği, her an hayattan kaçıverecek izlenimi veren bir yazım tarzı vardı. “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adlı romanında şöyle der: “Bir yüksekliğin, bir başıma olduğum bir yüksekliğin en ucundayım. İnemiyorum. Yaşayamıyorum. Ölemiyorum.”Bir bayram sonrası bunlar nerden aklıma geliyor şimdi. Oysa ne güzel bir bayram yaşadım,büyük ailemle,çocuklarımla.. İçime sinmeyen birşeyler mi var? Bana sürekli ölümü hatırlatan, insanın canına kıyması nasıl zordur diye düşündürten? Yüreğimde sürekli çırpınan iki kuş var; can çekişiyorlar ve ben hiçbir şey yapamıyorum. Ölmeseler de beyinleri zarar görecek onların, artık isimleri Nuriye Gülmen,Semih Özakça olsa da eski Nuriye ,Semih olamayacaklar. Ölürlerse ne kahramandılar diyeceğiz. Hepsi o… Belki yıllar sonra bir Melih Cevdet daha çıkacak onlar için “Anı” diye bir şiir yazacak. “Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak şey değil Apansız geliyor aklıma ..” Şiirle başladık madem her parmağında ayrı marifet olan şair,ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizeleriyle veda edelim bu gün de.. MARİFETMarifet hiç ezilmemek bu dünyadaAma biçimine getirip ezerlerseGüzel kokmakKekik misaliLavanta çiçeği misaliFesleğen misaliItır misaliİsâ misaliYunus misaliTonguç misaliNâzım misali
|
|
İnadına Kitap, İnadına Aydınlık.. Ve İNADINA YAŞAM…
Adaletin Gözyaşları-Ahmet Ayvaz
Librum Kitap – Anı
32 TL – 550 sayfa
Alan Savunması- PetrosMarkaris
Can Yayınları- Polisiye
32TL-448 sayfa
Böcek Davranışları- Bülent Yaşar
Nobel Akademik Yayıncılık- Bilim
50 TL -488sayfa
Geceye Bir Güneş Çizdim-M.Rıdvan Sadıkoğlu
Karina Yayınevi- Roman
25 TL –350 Sayfa
Kongo’ya Ağıt- Jean-ChristopheGrange
Doğan Kitap – Gerilim
32TL-608 sayfa
Kötü Çocuk-4- Büşra Küçük
Ephesus Yayınları-Roman
29,5TL- 512 sayfa
Mektup- Üstün Dökmen
Doğan Kitap-Roman
26 TL -304 sayfa
Şair Ceketli Çocuk-Arzuka
Chiviyazıları Yayınevi- Biyografi
17,5TL – 176sayfa
Tanrı Olmak Zor İş- Arkadi ve BorisStruganski
İthaki Yayınları-Bilimkurgu
18TL-240 sayfa
Zamansız Ölümler Ülkesi- Kolektif
Telgrafhane Yayınları-Anlatı
13TL- 128 sayfa































