“Niçin Sait Faik okumalıyız ?”
Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,
Nasıl etsem nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu…
Can Gürses “Niçin Sait Faik okumalıyız ?” sorusuna üç cümleyle cevap veriyor. Bir tanesi şu;
“Bir yaşama delisi, bir yazı balıkçısı, bir avare ada martısı, bir yapayalnız velet olduğu, öyküleri, bir tılsım gibi İstanbul’u koruduğu için… “
İlk okuduğum öyküsü “Hişt” ti. O kısacık öyküden nasıl bir yaşama sevinci nasıl bir güzellik aktı ruhuma anlatamam. Arada belli belirsiz bir hüzün de vardı ama umut, yaşam sevinci hepsinin üstündeydi. Şu cümleye bakar mısınız ; “Az ötemde bir eşek otluyor. Onun da rengi çağla bademi, ağzı, dişleri, kulakları boynu ne güzel. Otluyor. Otları adeta çatırdata çatırdata yiyor” ..Böyle bir eşeği gözünüzde canlandırabiliyor musunuz? Birkaç satır sonra da şöyle diyor; Birdenbire güneşi, buluta benzemez garip ve sarı bir sis kapladı. Bir kirli el, çağla bademi eşeğin sırtından bir kumaş çekip aldı. Her zamanki kül rengi, yer yer havı dökülmüş eski mantosunu giydirdi eşeğe.” İşte, edebiyatın hası bu cümlelerde gizli.
Her zaman öykü yazmanın roman yazmaktan daha zor olduğunu düşünmüşümdür. Romanda üç oda bir salon, konforlu evde yaşar gibisiniz, öyküde ise tek göz bir evde her ihtiyacınızı çözmek zorundasınız. Dolayısıyla daha zor bir iş yapıyorsunuz. Az sözle çok şey anlatmanız gerek. Bazı şeyleri de okuyucunun ferasetine bırakmanız gerekiyor. Bundan dolayı mı bilemem ama öykü kitapları romandan daha az satılıyor. Öyküde ne kadar az söz kullanır ne kadar sade yazarsanız o kadar usta öykücüsünüzdür. Onun içindir ki usta işi bir öyküyü okuyan bazıları dudak büküp “bunu ben de yazarım” der. Zira kullanılan kelimeler, anlatılanlar basit bir işçilik gibi görünür. Oysa denemeye kalktığınızda olayın öyle olmadığını fark edersiniz. Sait Faik’in biraz önce “Hişt” öyküsünden alıntıladığım cümleleri şimdi bir kere daha okuyun lütfen. Otlayan bir eşeği basit sözcüklerle nasıl şiirsel bir güzelliğe büründürdüğünü görün. Bu,gerçek edebiyata dudak bükücüler(!) den biri de, Ernest Hemingway’le on sözcükten ibaret etkili bir öykü yazabilirse, ustalığını kabul edeceğine dair iddiaya girer. Hemingway altı sözcükle şu öyküyü yazar;
“ Forsale: Babyshoes. Neverworn”. “Satılık: Bebek patikleri. Hiç giyilmedi.”
Şimdi bu kısacık öyküyü sizin düş gücünüze bırakıp Sait Faik’in , öykücülüğümüzün bu güçlü kaleminin hayatını kısaca anlatayım. 1906 Adapazarı doğumlu yazarımız 1928 de Bursa Erkek Lisesi’nden mezun oldu.İstanbul Edebiyat Fakültesi’ndeki eğitimini de, bunun ardından gittiği Fransa’daki eğitimini de yarım bırakıp İstanbul’a döndü. Ticarette de başarılı olamayınca geçimini ailesinin parasıyla sağlayıp yazlarına ağırlık verdi. Babasının vefatından sonra ,annesiyle Şişli’deki dairelerinde ve Burgaz Ada’daki köşklerinde yaşamaya başladı. 48 yaşında sirozdan vefat etti.
Sait Faik , Cevat Şakir’den sonra edebiyatımızdaki ikinci balıkçıdır. Asıl lakabı “İstanbul öykücüsü” olmasına rağmen “ada balıkçısı” olarak da bilinir. Öykülerinde olay örgüsü kurup ;giriş, gelişme ,sonuç yapmak yerine insanı, insani duyguları temel alan hikayeler yazdı. İlk öykülerinde kendi çocukluğunun izleklerini görürüz. Daha sonra ise “en güzel şiir düzyazıdır” mottosunu doğrulayan şiirsel güzellikte öyküleri geldi. Sıradan insanlar ve duygularını işlediği öykülerinde ,konu yerine ruhsal dalgalanmalarla olayları anlattı. Görünüşü itibariyle kendisi de sıradan bir halk adamıydı. Mina Urgan “Bir Dinazorun Anıları” adlı kitabında Sait Faik’in yazar kimliğini belli etmek için uğraşmadığını, yazılarını bir masa başında değil de gezdiği yerlerde-, bir sabahçı kahvesi, park, sokak, meyhane- cebindeki ufak kağıtlara not alarak tamamladığını belirtir. Öykülerinde yaşama sevinci yanında hüzün de var demiştim; insanların sıkıntıları, adaletsiz sistem, toplumsal sorunlar Sait Faik’i öfkelendiren, üzen olgulardı. Bu onda kaçma isteği uyandırırken eserlerine karamsarlık ve gerçeküstücülük olarak yansıdı. Yazımın başında paylaştığım şiiri ,boyacı bir çocuktan etkilenerek yazmıştı. Öykücülüğünün dışında çok ta güzel reçel yaptığını da belirteyim.
Eserlerini sıralarsak;(Öykü)Semaver –Sarnıç-Şahmerdan -Lüzumsuz Adam -Mahalle Kahvesi -Havada Bulut –Kumpanya-Havuz Başı -Son Kuşlar -Alemdağ’da Var Bir Yılan-Az Şeker-Tüneldeki Çocuk Mahkeme Kapısı (Adliye röportajları) ;(Roman)Medar-ı Maişet Motoru -Kayıp Aranıyor-Yaşamak Hırsı; (Şiir)Şimdi Sevişme Vakti
Uluslararası Mark Twain derneği onur üyesi de olan Sait Faik’in ölümünden sonra Burgazada’sındaki evi müze haline getirildi ve adına ödül yarışması düzenlendi.
Yazarın ruhuna uygun kapak tasarımları nedeniyle ,İş Bankası Kültür Yayınları’nı da ayrıca kutlamak gerektiğini düşünüyorum.
Sevişme Vakti adlı şiirinin sonlarında;
“..Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere”..
diyen bu hassas, incelikli , usta öykücümüzün öfke ve karamsarlığının, yaşama sevincini hiçbir zaman alt edemediğini de belirteyim. “Hişt” öyküsünün son cümleleriyle de bu haftalık veda edeyim..
“Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları.
Hişt hişt!
Hişt hişt!
Hişt hişt!”
Gündelik Yaşamdan
Kodeks,genel olarak veri tabanı demektir, ilaç formülle- rinin yazılı olduğu, ilgili velayet tarafından onaylanmış fihrist. Ayrıca buna benzer olarak, işlenmiş gıda ürünlerinde kullanılabilecek izin verilmiş kimyasalları tarif etmek için gıda kodeksleri de yayınlanır
Türkçesi var..
Feraset ….Seziş , sezgi
Hikaye ..…Öykü
Bu Bizim Hikayemiz-AshleyElston
Yabancı Yayınevi- Gerilim
27 TL- 328 sayfa
Elia ile Yolculuk – Zülfü Livaneli
Karakarga Yayınları- Anı
18 TL- 120 sayfa
Golem- GustavMeyrink
Can Yayınları –Fantastik
25 TL -288 sayfa
Karanlıktan Önce-Ferdi Merter
İnkılap Yayınları – Tarih-Araştırma
12 TL-136 sayfa
Kırık Şeyler Ansiklopedisi –Akın Çokuğurluel
Everest Yayınları- Roman
18 TL -222 sayfa
Müsait Olduğumda Ararım Seni-Cezmi Ersöz
Özyürek yayınları- Öykü
8 TL- 110 sayfa
Nasıl Korunabilirdik-Ural Nadir
İletişim Yayınları-Sosyoloji
24 TL- 271 sayfa
Olasılıksızlık – David J.Hand
Say Yayınları-Popüler Bilim
22,5TL -288 sayfa
Otostopçunun Galaksi Rehberi-Douglas Adams
Alfa Yayınları- Bilimkurgu
75 TL- 868 sayfa
Tol – Murat Uyurkulak
April Yayınları- Roman
25TL-320 sayfa
































