Yayla Dirmil çok yakın olduğu için Kenan Ağa Dirmil’i Emin Demirayağa (Kör Emin’)e haber salar. Dirmilli Emin, kayın pederimi hiç kırmazdı. Dirmilli Emin’in geldiğini duyan konum komşularda gelirler günlerce muhabbet ederler. Eşim Erdoğan, askerden gelince arazilerin işletmesini üstlenir; mısır, susam, pamuk ekimi, portakal ağaçlarının sulanması gerekmektedir. O yıllarda Kargılı Mustafa Ağa ile eşim Erdoğan Beşkaza Otobüs İşletmesi’ni kurarlar. 1957-60 arasında sen bilirsin, ta evvelden biz Beşkazalılar, Muğlalıları pek sevmeyiz Beşkaza Otobüsleri ile Muğlalı otobüs işletme sahipler arasındaki rekabet kızışır, bu esnada Muğlalıların otobüsü kurşunlanır. Ben daha nişanlıydım. Aslında otobüsü kurşunlatan Mustafa Ağa olduğu halde eşim Erdoğan tutuklandı. Erdoğan 6 ay kadar caza evinde kaldıktan sonra delil yetersizliğinden serbest kaldı. Benim bildiğim Beşkazalılar her ortamda kendilerini Beşkazalı olarak tanıtır, bu adla anılmaktan da gurur duyarlar. 22 temmuz’un 1979’da eşimin asker arkadaşı Aydınlı Orhan Çetiner misafirimiz olarak Kargı Yanıklar’a eşim Erdoğan’ı ziyarete geldi. Eşim Erdoğan ile Beşkazamızın gezilip görülecek her yanını gezip tozarlar. 5-6 gün sonra eşim Erdoğan, Orhan Çetiner’i Aydın’a yolcu eder, oradan da köydeki arkadaşlarada bir merhaba diyeyim diyerek köy kahvesine gider, arkadaşları ile sohbet ederken okul arkadaşı T R T sanatçısı Ahmet Günday’ın Günlüklü kampında olduğunun haberin alınca Erdoğan Küçük’ü olan kardeşi Mustafa’yı da yanına alır, doğru Günlüklü Kampı’na gider.Küçük Kargı olarakta bilinir. Neyse masalar kurulur, rakılar, kebaplar, derken yenilir içilir. Ahmet Günday sazını alır, Erdoğan’ın sevdigi türkülerden, ‘Bir taş attım karlı dağın ardına, Oda gitti nazlı yarin yanına’, ‘Ümmü gız’, ‘Yayla yolları’, gibi yerel türküleri çok severdi Erdoğan. Ahmet Günday’ın okuduğu türküler Erdoğan’ı duygulandırır. Erdoğan Beşkaza sevdalısı birisiydi. Otobüs işletmesinin adını Beşkaza Otobüsleri oluşundan belli değil mi? Neyse muhabet biter, dönüş zamanı gelince de Osman Taşdemir’in arabasına binerler. Osmanda sarhoştur. Günlüklü Kampı’ndan tam ana yola çıkarken Osman arabayı çakıla kaptırır, araba uçurumdan aşşağıya devrilir eşim beyin kanamasından hayatını kaybeder. Ben ise evimde yurdumda yapayalnız biri erkek 15 yaşında, kızımın biri 12 diğeri 8 yaşında bütün iş benim başıma kalır.O tarihlerde Zirraat Odası Başkanı Ziraat Mühendisi Mustafa Yıldız idi. Bir de Çamurköy’den İbrahim Ağa, bana çok yardımları oldu. Ben de çalışıp çabaladım, bu kadar işin hakkından geldim. Bir gün bana bir haber geldi. Gelen haberde oğlum Kenan’ın yanında uygunsuz birileri ile içki içtiğini duydum. Hemen belime tabancamı soktum. Bir de söğen aldım elime, arabama atladığım gibi doğru kahveye gittim. İçeri girdim, tabancaya hacet bile kalmadan söge’le oğlumun yanındakileri kahveden dışarı çıkardım kovdum. O günden sonra benim adımı köylülerim ‘Hanım Ağa’ koydular. Kahveden çıkınca sinirden arabamın farlarını yakmayı unutmuşum. Yolda arabalar bana habire selektör yapıyor. Bir anlam veremedim , neden sellektör yapıyorlar diye. Eve varınca ‘bu arabalar bana neden sellektör yaptılar’ diye düşündüm. Farların kapalı olduğunu eve gelince anladım.Ben çocuklarıma hem analık hem babalık yapmaktayım. Eşimin içkili olup ölüşü hep gözümün önüne gelmektedir. Çocuklarımın içki içmelerine hiç bir zamam karşı değilim. Fakat aşırıya kaçıpta göz göre göre ikinci bir kazaya da gönlüm razı olamazdı. Ben Atatürkçü bir kadınım. Ayni zamanda Atatürkçü Düşünce Derneği’ne de kayıtlıyım. Birgün dernek üyesi arkadaşlar ile birlikte Cumhuriyet Bayramı merasimiydi. Yönetim kurulumuz ile birlikte Atatürk Anıtı’na çelenk koyuyorduk. orada Kaymakam da vardı. Kaymakama dedim ki; ‘Ben Kargı Yanıklar Köyü’nden Nural Karayiğit’ deyince Kaymakam da;‘sen ne biçim Köylüsün?’ demez mi? Hemen arkadaşlarda;‘Kaymakam Bey, biz Nural Hanıma, Hanım Ağa diye hitap ederiz’ dediler. Daha sonraları Kaymakam bir kaç defa evime misafir oldu. Hanım Ağa Nural karayiğit Benim diyeceklerim bu kadardır diyerek sonlandırdı .
İ L H A N K U R T




















