BEŞKAZAMIZDA SPOR ve 1 TEMMUZ KAPOTAJ BAYRAMI Anıları .
1954-55 ile 1980 yılları arası, benim spor ile etkin biçimde uğraştığım yıllardı. Babam Yusuf Kurt’un mesleği fırıncılıktı. Fırın ile Mehmet Tekin’in marangozhanesi bitişikti. Bu nedenle Mehmet Tekin babamın, hem komşusu hem de çok samimi arkadaşıydı. Marangoz Mehmet Tekin’in, kalfası’da Mehmet Sivriydi, spora karşıda çok duyarlı birisiydi. Marangoz Mehmet Tekin’in oğlu Türkay Tekin ile bana Mehmet Sivri’nin 1954-55 yılında yapmış olduğu aşı ve teşvik ile bizleri spor yapmaya yönlendirdi. Bazen bize ‘’haydi bakalım yarışın, kim kimi geçecek’’ diyerek Türkay’la beni yarıştırırdı. Bazan da bizi sevindirecek küçük ödüller verirdi.
1960-66 yıllarına gelindiğinde arkadaşlarla mahalleler arasında Kılınçlar ile savaş oyunları oynanırdık, Birde mahalleler arası futbol müsabakaları yapardık. 1- Karagözler Mahallesi 2- Cumhuriyet Mahallesi 3- Kesikkapı Mahallesi 4- Arnavutlar Mahallesi futbol takımı kurmuştuk. Bu yıllarda Fethiye’nin 4 Mahallesi vardı. Nüfusuda ancak 3000 – 3500 civarındaydı. Küçücük bir balıkçı ve tarım kasabaydı. Hiçbir yetkilinin. yöneticinin teşviki ve desteği olmadan kendiliğinden ve kendi imkanlarımızla meydana gelen bir mahalle; gençlik spor hareketini oluşturuyorduk .
Benim ailem o yıllarda şu anki Orman İşletme Müdürlüğü lojmanlarında oturuyordu.Bende bu nedenle Arnavutlar Mahallesi futbol takımında yerimi almıştım. Yurdanur Ünsal’ın annesi Saniye Teyze öyle güzel bir insandı ki hala aklımda ve unutamam. İçimize giydiğimiz atletlerin hepsi başka başkaydı. Kimin nereden aldığını bilmiyorum; iki metre kadar kırmızı bezden ay yıldız bayrak dikip takım formamızı gerçekleşti . Bizim takımın formaları, aynen Türk milli takımın formasına benzetmişti. Yalnız dördümüzün Ayyıldızı sağa, ikisi sola bakıyordu. Tahir Dabanoğlu garibandı kimsesi yoktu , forması olmadan o da takımda yerini almış, aramıdaydı. Belli ki dört formayı ayni kişi, iki formayı başka birileri dikmiş, Orman işletme lojmanlarında oturan kadınlar aralarında yardımlaşarak imece usulü dikmişlerdi.
O günkü takım arkadaşlarım; 1- Arnavut Yılmaz Zorlu 2- Arnavut Yurdanur Ünsal 3- Tahir Dabanoğlu 4- Arnavut Hikmet Gökçayır 5- Arnavut Ünalay Zorlu 6- Arnavut Ersu Sülüntay 7- Kürt Kemal Doğan 8- İlhan Kurt’tan oluşuyordu. Sonraları takıma henüz yeni yetişen geçlerden Hasan – Hüseyin Uysal kardeşler, Danço Ramazan Solmaz da dahil olmuştu. Bu amatör takım, birlikteliğinden başarılı sporcular da çıktı. Örneğin; Yurdanur Ünsal, Ünalay Zorlu, Kemal Doğan, Hüseyin Uysal, Ersu Sülüntay. Bu arkadaşlarımız o yıllarda fark edilseydi, Türkiye’de istikbal vadeden sporculardan biri olabilirdi. Yine de bu bizim aramızdan çıkan arkadaşlardan sonraları Fethiye’de, Muğla’da,Aydın, İzmir, İstanbul’da top koşturanlar oldu. İçlerinden Kemal Doğan çok kısa süre, Ersu Sülüntay uzun süre profesyonel olarak futbol yaşamlarını sürdürdü.
1970’li yıllara gelindiğinde Mehmet Sivri’nin bana ve Türkay’a vaktiyle yaptığı aşı sayesinde Türkay Tekin ile birlikte deniz ve yüzme merakımız devam etmekteydi. Mehmet Sivri yalnız iyi bir marangoz değil, teknik olarakta çok yönlü, başarılı bir marangoz kalfasıydı. Mehmet Sivri İle Türkay kandilerinin yaptığı bot ile bot yarışlarına hazırlanıyorlardı. Mehmet Sivri kendi yaptığı botla 5-6 yıl ard arda birinci gelmişti. Bir defasında ben Türkayla birlikte, Mehmet Yerguz’da , sonraları , yurt dışında ateşe oldu, Ermeni asala terör örgütü tarafından katledildi İsviçre , Bern Ateşesiydi Mehmet Yerguz da bot yarışına Mehmet sivri ile birlikte yarışa katıldı. Yarış başlayınca yerguz ile sivri çiftin birisinin küregi kırılınca yarışı Türkayla birikte kazanmıştık . Mehmet sivri yarış sonrası Türkayla bana çocuklar siz zaten öndeydiniz bizim küreğimiz kırılmasa bile siz yarışı kazanacaktınız dedi. Ben ise Aslen Rodos Kökenli olan babası Kaymakamın şoförlüğünü yapan Cüce Ali veya Gazamiye Ali’nin oğlu Gazamiye İbrahim olarak tanınan, İ
Istanbul Heybeli ada da bahriye Assubayı askeriyken su komandosu eğitimi görmüş, askeri eğitimi görürken yüzme konusunda denizde nasıl yüzülür, nasıl mücadele edilir, uzun süre denizde nasıl kalınır… Bana yüzme ile alakalı bir çok konuda bilgiler vermişti. Gazamiye İbahim in bana verdiği ders sayesinde ben istersem, 8-10 saat hiç kıpırdamadan su üzerinde hareket etmeden, kalabilirim. Yüzme tekniklerini ve eğitiminı Gazamiye İbrahimin sayesinde öğrenmiştim . Maraton yüzme ve sırt üstü yüzme üzerine beni çok çalıştırdı. İyi bir yüzücü olmak istiyorsan ,ayrıca eğitimi , kendine has antıramanları var derdi. Bana da uygulatırdı. Ben de Gazamiye İbrahimin bana verdiği bu yüzme tekniğini aynen uygulardım. Sırtüstü ve maraton Yüzme yarışlarında çok başarılı oldum. O yıllarda ki müsabakalarda çok birinciliğim, ikinciliğim olmuştur.
2017 yılına gelindiğimiz şu günlerde bile hala gençlerimizin spora yönlendirecek doğru dürüst yeterli ne bir kurum ne tehsis ne bir organizasyon vardır. Yetişip te Spor müsabakalarında derece alan atlet ve haltercilerimizin de kazandığı birincilikleri doping yaptıkları test sonucunda anlaşılınca kupaları ve birincilikleri ellerinden alınıp uzun süre yarış ve müsabakalardan uzaklaştırılmıştır. Maalesef acı gerçekler budur. Milli takımımızda ülkemizi temsil edecek sporcularımız, kim neden, nasıl başı boş kendi haline bırakır, kulanılması yasak hapları kim neden verir , yedikleri içtikleri kontrolsüz, denetimsiz bırakılır. Denetim den yoksun olarak kulandıkları haplar ile müsabaka dışı kalırlar. Bir taraftanda Halkımızın doğru dürüst denize giripte sopor yapabileceği temiz deniz de kalmamış . Kalan koylarda, ya bir yandaşa, ya bir mafya bozuntusuna peşkeş çekilir olmuştur. Gençlerimizin düzenli olarak ben yüzme sporuna devam edeceğim desede kapalı olimpik yüzme havuzlarımız 2017 yılına gelindiğinde maalesef hala yoktur. Çocuklarımızı küçük yaşta güreşciyse güreşe, yüzücüyse yüzmeye, koşucuysa atletizime ve diğer spor dallarına yönlendirecek kurumlarımızın hala olmaması ne acıdır. Spordaki bu keşmekeşlik yıllarca devam etmektedir . Bir başka keşmekeşlikte bir taraftan denetimli, kontrollü bir şekilde üretilen alkollü içeceklere , rakıya olağanüstü vergilerle donatılıp pahalandırılırken , diğer taraftan merdiven altına indirilip merdimen altı üretime teşfik edilir, herkes kendi ihtiyacı olan alkolü evindeleri üretir oldu. Başı boş bırakılan spordan uzak çocuklarımız, gençlerimiz sokaklarda ve okul önlerinde, mahalle aralarında çocuklarımıza leblebi satar gibi, nohut , fıstık, satar gibi bonzai denen sentedik uyuşturcular satmaya başlamışlardır.. Okullarımız ise malesef yürekler acısıdır. Sanki yeterli imam yokmuş gibi, herkezi imam yapacağız diye uğraşılmaktadı .Oysa çocuklarımız, gençlerimiz Spordan, bilimden,sanattan uzak, habersiz bırakılmaktadır. Ne demişler Sağlam kafa sağlam vücuta bulunur. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir .
Ulu önder gazi Mustafa kemal Atatürk de ben sporcunun temiz ahlaklısını severim demiştir. Belediyemizin yelken , bot ve Kürek yarışlarına verdiği katkısını bilmekteyim , farkındayım. Fakat daha fazlasına diğer farklı sopor dallarda’da ihtiyaç vardır.Bu belediyeleri aşan bir sorundur devletin spora bakış açışının değişmesine ihtiyaç vardır.
İ L H A N K U R T
Ramazan Bayramı münasebetiyle yayınlanamayan yazım Anılar – Turgut Uysal 3 Temmuz Pazartesi Günü yayınlanacaktır.
























