DEMOKRASİNİN GÖSTERGESİ
LÜTFEDİP VERMEKTE DEĞİL,İSTEYİP ALMAKTADIR
İlimizin doğusunda yer alan coğrafi olarak dağlık, yüz ölçümü olarak büyük, siyaseten ise ilerici olmaması ile bilenen ilçemize ilişkin.
Neredeyse bir çeyrek yüzyıl önce koptuğum memleketim olan ilçeme zorunluluklar dışında isteyerek gittiğim olmaz. Bizim bu ilçemiz yazımın başlığında da belirttiğim gibi Balıkesir ilimizin doğusunda, demiryolu kıyısında, toprak yüz ölçümü yönünden büyük bir ilçedir.
Demokratikleşmeye geçileli beri de hemen her dönem kendinden bir milletvekilini meclise gönderebilmiştir. Sağ seçmen ağırlıklı ve tutucu kesime dayalı insan kitlesiyle ilimizin dışa açılmada en geç kalmış halk yığınına da sahiptir.
Şimdiki yönetime de son Halkoylaması’nda görüldüğü gibi açık ara büyük bir destek vermiştir. O yanıyla da Ankara’nın batısında böylesi bir destek ancak bu bizim ilçemizde vardır.
Öylesi bir destek vermenin karşılığını yönetimden almış mıdır, işte o konu tartışılır. En azından on altıncı yılını kutlayan yönetimdeki örgüt yapılanmasının ilçedeki yansımaları çok geç gelmiş hizmetler olarak adlandırılabilir. Bu başka yerlerle kıyaslandığında açıkça görülecektir. Eksik gedik ise sayılamayacak kadar bir liste oluşturur.
Belli başlı hizmetleri sayacak olursak şöyle sıralanabilir: Hastane, her yerde görüldüğü gibi asfalt yollar, yüksekokullar, ilçenin alt yapısının yenilenmesi, yeni sanayi yerleşkesi, hamam-sauna-havuz fitnes(!), Suçıktığı Mesire yeri düzenlemeleri; oraya kondurulan cami, Toki Konutları, en son da yeni görüp ne olduğunu öğrendiğimizde şaşırmadan edemediğimiz, adına da karşı devrime yaraşır olarak şimdiki yönetimin başının annesinin adının verildiği belirtilen; apayrı bir araziye kondurulmuş; karşıdan bir yüksek okul görünümünde olan İmam Hatip Lisesi(!) …
Ortalıktan gürültüsüz patırtısız çekilen varlığı yokluğu belli bile olmamış az sayıda içkili yer… Yine sayıları birkaçı bile bulmayan Tekel Bayilerine kalakalmış koca bir ilçe ve boşalıp gitmiş sayısız köy … Özgür girişime, özgür düşünceye geçit yok… Varsa yoksa din-iman… tutuculuk…
Ağustos ayının 10’unda başlayan 5 günlük Panayır’da da görüldü ki, fesli şerbet ve sarmal tatlı macun satıcıları da fesli ve Osmanlı’yı andırır giyim kuşam içindelerdi. Ellerinden gelse, geçmiş, mezarından çıkartılıp getirtilecek; halkın karşısına hortlatılacak sanırsınız. Öyle görünüyor ki, bir üst akıl işin içinde. Çağdaş olan ne varsa örselenmiş, ya da önü kesilmiş.
Rast geldiğim emekli olmuş aynı kuşağın kamu görevlisi eski bir meslektaşımla azıcık ayaküstü söyleşiverdik. Sonra da iskemlelere çöküp çaylarımız eşliğinde sürdürdüğümüz söyleşimizde meslektaşım heyecanla anlatıverdi. Torunları Sabancı Üniversitesi’ndelermiş. Biri Fransa’ya Paris’e (!), bir diğeri de Yüksek Lisans için Singapur’a gidiyormuş. Babaları da İstanbul-Şişli’de bir şirketin 25 bin lira aylıkla genel müdürlüğünü yapıyormuş. Buraya kadar iyi hoş, dedim içimden… Sonrası da var elbet. Bizim emekli meslektaşa oğulları ve torunları Hac parası ve günü için ayarlama da yapıvereceklermiş. İşte işin o boyutunu dinlemek istemediği açıkça belirtip sırtımı döner gibi yaptım.
Şimdi geleyim bir de halkın asıl ne istediğine… İlçe Jandarma Komutanı ve yanındaki yönetime ilişkin bir siyasi köyün birinde muhtara, “İşte size suyunuzu getiriverdik(*)” türünden caka satmaya kalkmışlar. Muhtar da, “Ben, o iş için kaymakamlığa elli kez çıktım” deyince ortalık birden suspus olup sessizliğe bürünüvermiş.
İşte asıl gelmek istediğim can alıcı aşama da zaten orasıdır; Demokratik olmak, lütfedip vermekle değil, isteyip almakla olur. Siz, halk olarak, yönetime getirdiğiniz ve aralıklsız destek verdiğiniz içinizden çıkmış kişilerden ‘on beş yıl sonra değil‘ hemen o dönemin başlarında istediklerinizi alabilmeliydiniz. Bizim o ilçemiz halkının şimdiki açık hali de budur. Din-iman tamam da, hizmet almaya sıra geldiğinde, o makamları gide gele aşındır babam aşındır(!). O konularda bir kalkışma olmuyorsa dininizi-imanınızı ben neyleyeyim. O boyut zaten sizin kendi iç dünyanızla ilgili; bize, dünyalık, somut elle tutulur; gözle görülür yaşama katkısı olan kazanımlar gerekli. Onları da gerçekleştirebileni biz baş tacı yaparız. Gerisi kuru gürültüdür. Benim kanım bu yöndedir.
İyi haftalar, herkese iyi bayramlar.
Not: O dev gibi eski Hastane ile eski İmam Hatip Lisesi binaları boş tutulmaktaymış.
(*) Su işi mi yoksa yol işi mi idi emin olamadım.





















