ÇOCUKLUK DÖNEMİNİN KARİYERE ETKİSİ
Hepimiz çocuklarda kariyer bilincinin gelişmesi yönünde doğru altyapıyı kurmak istiyoruz. Pekî ama bunu nasıl başarırız? Her şeyden önce çocukların birer kaşif olduğunu kabullenmemiz gereklidir. İlk adımımız onların kendi yeteneklerini, ilgilerini keşfetmelerini sağlamak olmalıdır. Çocuklar doğduğundan kısa bir süre sonra onlara hayvanları tanısın diye “Hayvanlar Kitabı”, yiyecekleri tanısın diye “Sebzeler-Meyveler Kitabı”, kendi vücudunu tanısın diye “Vücudumuzu Tanıyalım”, eşyaları tanısın diye “Eşyalarımız” gibi görsel ağırlıklı kitaplar alırız. Hâttâ çocuk belki hayatı boyunca hiç görmeyeceği hayvanın bile resmini tanımaya başlar. Çocuğun kendisinin hangi mesleğe yatkın olduğunu keşfetmesi, kendini keşfetmesiyle eşit zamanlarda gerçekleşir. O halde önündeki büyük meslek seçeneklerini tanıyıp görmesi, hayatında hiç görmeyeceği bir hayvanı tanımasından daha önemli değil midir?
Rahmetli Barış Manço’nun “Adam Olacak Çocuk” adlı programını birçoğumuz hatırlarız. Küçük çocuklar tek tek sahneye çıkar ve Barış Abi ile sohbet ederlerdi. Barış Manço onlara büyüyünce ne olacaklarını sorardı. Çünkü bilirdi ki; adam olacak çocuk, bu yaşta kendini belli eder. Bazı çocuklar hiç düşünmeden bir meslek söylerdi, bazıları ise sessiz kalırdı. Doğuştan kariyer bilgisi olan çocuk yoktur. Öyleyse çocuklar arasındaki bu fark, aslında aileler arasındaki farktı.
Eskiden anneler, çocukların ilk dişi çıktığı günlerde “diş bulguru” denen bir tören yaparlardı. Konu komşu eve toplanır, çocuğa hediyeler alınır, yenir içilirdi. Bu günün çocukların hayatında önemi büyüktü; çünkü çocuk kariyer yolculuğuna o gün başlardı. Dünyada çok fazla meslek olmadığı zamanlardı. Çocuk ortaya konur, çeşitli mesleklerle ilgili simgeler etrafına yerleştirilirdi. Söz gelimi makas terziliği, kitap öğretmenliği, ilaç doktorluğu, tarak kuaförlüğü, kepçe aşçılığı temsil ederdi. Buna benzer daha başka simgeler de çocuğun etrafına güzelce yerleştirilir ve çocuk dikkatle gözlenirdi.
Annesi “Haydi oğlum, kitaba gel, ilaca gel!” diye seslenirdi. Gerçekten çocuğa ilginç gelen hangisiyse ona giderdi, annesinin söylediğine değil. İnanmazsınız ama daha o zaman çocuğun ilgisinin nereye yöneldiği bellidir. Tabii ki sonradan çok defa bu ilgi kayabilir; ancak su akar yatağını bulur. Eğer çocuğa meslek seçimiyle ilgili baskı yapılmazsa –ufak tefek yönlendirmeler yapılabilir- çocuk mutlu olacağı mesleği seçecektir.
Eskiden diş bulguru günlerinde yolunu seçen çocuk, genellikle o alanda devam ederdi. Çünkü neye ilgi duyduğu tescillenmiş ve tüm aile ve hatta mahalle buna şahit olmuştur. Mesela oyuncak arabaya yönelip şoförlüğü seçmiş olan çocuğa büyüdükçe “Ooo Ali, ne zaman alıyorsun ehliyeti?”, “Aman benim oğlum büyüyecek de araba sürecek, annesini gezdirecek.” gibi cümleler sarf edilir. Bunlar da teşvik edici, motive edici cümlelerdir. O çocuğun isteği böylece pekişmiş olur.
Çocuğun ağzından onun meslek seçimiyle ilgili duyduğumuz küçük sözcükleri bile kaçırmayalım. Bu sözcükleri konuşmadan cımbızla seçip yeni cümlelerde kuralım. Çocuğumuzu dikkatle takip edelim. Zamanla kariyer yolunda sapmalar yaşarsa da telaşlanmayalım; doğal bir süreçtir. Onu her zaman yüreklendirelim. Örneğin ben avukat olmak istiyorum diyen bir çocuğa sık sık “Avukat Bey” diye hitap etmenin neler başaracağını tahmin bile edemezsiniz.
Ola ki çocuğunuz sizin hiç de istemediğiniz bir mesleği seçti. Örneğin tamirci olmak istiyorum, diye tutturdu. Sizin tüm karşı gelişleriniz çocuğunuzun bu mesleğe sıkı sıkıya bağlanmasına yol açacaktır. Bana sorarsanız tamircilik de güzel meslektir. Çok yakınım bir tamirci ve bulunduğum ilin en pahalı evinde oturuyor.
Mesleklerle ilgili sığ düşünmeyin. Tamirci olmak isteyen çocuk ölene kadar araba tamir etmeyecek. Belki çeşitli yollar deneyip ünlü bir otomobil firmasının yetkili servisliğini alabilir ve kendisi sadece ofisinde oturarak bir memurun iki senede kazandığını iki-üç ayda kazanabilir. Sadece çocuğun önünü açın. Araştırmacı olun.
Türkiye’de çeşitli kurumlar girişimciliği teşvik ediyor. Bunları araştırın ve neler yapabileceğinizi hayal gücünüzü sınırlandırmadan düşünün. Diyelim ki hiçbir şekilde tamirci olmasını istemiyorsunuz, o halde onu otomotiv mühendisliğine yönlendirebilirsiniz. Bu yönlendirmeyi yapabilmek için öncelikle böyle bir meslek olduğundan haberdar olmanız gerekiyor çünkü sizin küçük çocuğunuz mesleklerden bîhaber. Siz ona “Hayvanlar Kitabı” almıştınız, mesleklerle ilgili bir kitap değil.
Dünya üzerinde 42 bin değişik meslek olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi aklımıza gelen tüm meslekleri saysak en fazla 40-50 meslek çıkarabiliriz. 400-500 demiyorum, 42 bin değişik meslek. Ülkemizde bu 42 bin mesleğin çok azı tanımlı. Yani haberimiz yok. Anne-baba olarak çocuğumuz belli başlı mesleklere sahip olamadıysa onu horlar, “Elalemin çocukları…” diye başlayan cümleler kurarız. Söz gelimi benim çocuğum çay tadımcısı, diye övünen var mı? Halbuki bu da bir meslek. Hatta Türkiye’de yok denecek kadar az. Bir ülkede, bir mesleğe sahip tek kişi olmak güzel bir duygu olsa gerek.
Annenizin veya babanızın sizi başkalarının çocuklarıyla karşılaştırdığı günleri, o anlarda neler hissettiğinizi ne çabuk unuttunuz? Çocuklarınızı sakın ama sakın başkasıyla kıyaslamayın. Çocuğunuz doktor da olsa, oto tamircisi de olsa siz en çok onun sağlığıyla mutlu olursunuz. Herkes bilir ki mutluluk sağlık getirir.
Çocuğunuz girdiği kariyer yolunda mutlu değilse bırakın istediği, mutlu olduğu işi yapsın. Ömrü boyunca kullanacağı “Keşke” sözcüğünün mimarı siz olmayın.
Hakan BİROL *




















