KOMŞULUK ÖLMESİN
İnsanlar, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamışlardır. Dil, din, coğrafya, gelenek-görenek, nüfus, sosyo-ekonomik yapı gibi bileşenlerle toplumsal kültür meydana gelmiştir. Kültürün oluşumunda, bir arada yaşayan insan grupları arasındaki bağların önemi yadsınamaz.
Bu da komşuluk kavramını işaret etmektedir. Ev, aile ve komşular arası ilişkiler, komşuluk kavramını oluşturan öğelerdendir.
Bizim yaşayış biçimimizde komşuluk temel bir kavramdır. “Ev alma komşu al.” ile komşunun ev yaşantısı üzerindeki etkisi, “komşu komşunun külüne muhtaçtır.” atasözü ile de komşuluk ilişkisi olmayan bir ev yaşantısının kısırlığı vurgulanmıştır.
Komşuluk ilişkileri, mahallelerdeki yaşamı şekillendirmektedir. Mahalle halkının dayanışması, bir arada yaşamın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için komşuluk önem taşımaktadır. Komşuya duyulan saygı geleneksel mimari örneklerimizde kendini göstermektedir.
Komşu evin, manzarasını, ışığını kesmeyen konutlar, kültürümüzde komşuya olan saygının mimari ifadelerindendir.
Günümüzde ise, konut yapıları ve komşuluk ilişkileri değişim göstermiştir. Evler birbirine mesafe olarak daha yakın (düşeyde yerleşen) konut bloklarına dönüşmüştür.
Komşuluk ilişkileri, ise mesafelerin azalması ile artacağına, daha da azalmıştır. Giderek kendi kabuğunda (evinde) yaşayan bireyler olunmaya başlanmıştır. Özellikle apartman biçimindeki konut bloklarında birbirini tanımayan ev sahipleri, komşuluk ilişkisini bir yana bırakın selamlaşmayı bile bir kenara bırakmış olabilmektedir.
Toplumların kültürünü, yaşayış biçimini kaybetmemesi yozlaşmaya uğramaması için kültürün en temel öğesi olan, ev – aile yaşantısı ve komşuluk ilişkilerinin devam ettirilmesi, komşuluk bağlarının sürdürülmesi gerekmektedir.





















