Kentli olmamaya direnen, toprağa bağlı, ekmeğini taştan çıkartan kişiler gördüğümde mutlu oluyorum. Şu sıcak yaz günlerinde bulunduğumuz Nif-Gedre Yaylamızda çoğu mıntıkamızda artık görülmeyen oranda keçi sürülerini gördükçe onların varlığından apayrı hoşluk hissediyor, bir iç dinginliği duyuyorum.
Sabahları erken saatlerde yürüyüşler yapmayı huy edindim. Gün doğmadan, o bizim köylü halkımızın kuşluk vakti dedikleri saatlerde ben yürüyüşümde oluyorum. Oysa böyle tutumum, aşağıda, Fethiye’de hiç olmamıştır.
İşte o sabah yürüyüşlerimde, kulaklarıma takıp takıştırdığım müzik çalar aygıtımdan bir saati gecik olarak sevdiğim türden parçalar dinleyerek yaptığım yürüyüşlerden de ayrı bir keyif alırım. Otların çiğ düşmüş dal uçlarındaki damlacıklarımdan azıcık ayakkabılarım ıslansa da önemsem.
Dönüş yolumda ise ağıllarından çıkarılmış keçi sürüleri sahiplerinin önü sıra ekinleri biçilmiş ovaya otlatılmaya getiriliyor olurlar. Her bir sürü peşinde de iri çoban köpekleri vardır. Onlarla anlaşabilmenin yolunu da her zaman bulmuşumdur. Çünkü uzun sayılacak bir süreçte bir köpeği hiç bağlamadan sahiplenmiş, onunla hoş saatler geçirmiş biriyimdir. O yüzden onları iyi tanıdığımı sanıyorum. O dönüş yolumda ya da ovanın ileri ucunda, keçi sürüsü sahibi Ramazan Güven ile konuşmuştum. Yine keçi sürüsü sahibi Fedai Yenigün ile de ayaküstü görüşüp konuşmuştuk. Bir başka keçi sürüsü sahiplerinden Duran Avcı ‘yla da ‘Gedre Ovası’nın günbatımı yüzünde kalan, muhteşem manzarasına hayran kaldığımız ağılı yanında konuşmuştuk. O gün Nif’te yeni yaylacı konumu edinen tanıdıklarımız ile birlikte bir yürüyüş gerçekleştirmek istemiştik. Sürekli aşağıya giden yol dönüş için gözümüzü korkuttuğundan yönümüzü değiştirince yörenin insanı Duran Avcı ile karşılaşıvermiştik. Onun da önerisiyle daha kısa bir güzergâh seçmeyi yeğlemiştik, İşte o yürüyüşümüz sırasında yine ayaküstü konuşmuştuk. Keçi sürüsü sahiplerinden olan Soner Yenigün ile de o yaylada, kaldığımız konutumuzda söyleşi yapıp işin iç yüzü hakkında derinlemesine bilgi edinmiştim.
Muhteşem manzaralı keçi ağılı sahibi Duran Avcı o ayaküstü yaptığımız söyleşimizde biz daha kendisine konuya ilişkin soru yöneltmen, “Ben burayı seviyorum.” diyerek, hoşnutluğunu, mutluluğunu da dile getirmişti.
Fedai Yenigün ile de keçi sürüsünün peşinde motosikletinin üzerindeyken, ovanın bize uzak bir yüzünde, konuşmuştuk. Yanımda Gezgin Arkadaşım Metin Denizmen de vardı. Fedai Yenigün ile o gün güncele ilişkin biraz söyleşmiş, gidişata da değinmiştik. Sonuçta da o başat(!) konuya ilişkin soruma sıra gelmiş, ben de kendisine açıklıkla, “Mutlu musun?” diye sormadan edememiştim. O da, “Mutluyum ağabey.” diye karşılık vermişti.
Ramazan Güven ile de ovanın bize göre en dip bucağında, keçi sürünün başında karşılaşmış, köpeğini de biraz sevip okşamıştım. O da Fethiye’de ilk başlarda biraz el işinde çalışmış ise de sonrasında kırsaldaki kendilerine özgü o yaşamı seçmiş. O da, benim başat belirleyici soruma, “Mutluyum.” diye karşılık vermişti. Soner Yenigün ile de bir peynir alışverişi için uğradığı konutumuzda bayağı bir söylemiş, onun ilginç askerlik anılarını da dinlemiştim. Öncesinde de onları evlerinde ziyaret etmiş, hasta babalarına da geçmiş olsun dileğinde bulunmuştuk. O da, şimdiki yaşantısından, “Mutlu olduğunu” dile getirmişti.
Onların bu yakın kırsalda artık pek çok köylünün terk eylediği hayvancılıktan kopmayıp temel kazanç konusu olarak sürdürmeyi seçmeleri hiç de göz ardı edilecek bir boyut değildir. Onların çocuklarının bu seçimi yapmayacakları da öngörülemeyen bir gidişat olmasa gerek. İşin o boyutu göz önüne alındığında bu küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin sayılı kişilerin elinde kalacağını düşünmek bizlere üzücü geliyor.
En azından şimdilerde onların bu kırsaldaki keçi sürülerinin peşinde gitmekten, mutluluk söylemlerinden ben de mutluluk duydum. Bu boyutu önemsiyorum.
Ne var ki, onların işleri zor. Çünkü çevrede hiç mera yok. Ovanın her bir yeri sahipli. Ancak ekinler biçildikten sonra meydan onlara kalıyor.
Eskiden de içinde bulunup tanıdığım bu yaşantıya azıcık değiniverdim.
İyi haftalar…
______________
Not: Oğlu Niyazi’yi toprağa veren yaşlı emekli madenci komşumuz Hüseyin Topçu büyüğümüze baş salığı ve uzun ömürler diliyoruz.




















