‘İnme sonrası hayata dönüşte fizyoterapi ve ergoterapinin gücü’
İnme (strok/serebrovasküler olay), beyindeki kan akışının kesilmesiyle beynin bir bölümünün aniden hasar alması veya harabiyeti durumudur. İnmenin en yaygın belirtileri vücudun bir tarafında uyuşukluk, zayıflık veya paralizi olup, serebrovasküler olayın
meydana geldiği tarafın karşı tarafındadır. Diğer semptomlar yutma güçlüğü, dil/iletişim
bozukluğu, motor konuşma bozukluğu, görme ve algı bozukluğu, dikkatsizlik veya tek taraflı
ihmal ve hafıza veya dikkat problemlerini içerir.
Türkiye’de her yıl yaklaşık 125.000 ila 200.000 yeni inme (felç) vakası görülmekte olup, inme insidansı yüzbinde 154 civarındadır. (Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği).
Türkiye’de inme sonrası hayatta kalan ve bu durumla yaşayan kişi sayısının bir milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. (Türk Nöroloji Derneği)
Ani fonksiyon kayıplarına yol açan bu sağlık krizi, hastaneden taburcu olma aşamasına gelindiğinde, hasta ve yakınlarını bekleyen en büyük soru işareti şudur: ‘ Eskisi gibi
olabilecek miyim?’ Bu noktada devreye giren rehabilitasyon süreci, beynin nöroplastisite adı verilen, kendini yeniden yapılandırma, yeni yollar bulma yeteneğini temel alır. Özellikle olay sonrası ilk 6 ay beynin iyileşme kapasitesi en yüksek olduğu için yoğun rehabilitasyon kritiktir. Fizyoterapi ve ergoterapi nöroplastisite yeteneğini harekete geçiren, hastayı yataktan hayata taşıyan en etkili araçlardır.
Fizyoterapi, inme sonrası rehabilitasyonun temel taşlarından biridir. Kas gücünü arttırmayı, eklem hareketliliğini korumaya ve dengeyi ve koordinasyonu yeniden kazandırmaya yönelik egzersizler, hastaların günlük yaşamda daha bağımsız hale gelmesini sağlar. Düzenli uygulanan fizyoterapi programları sayesinde yürümek, oturmak, merdiven çıkmak gibi
temel hareketler yeniden öğrenilebilir. Yapılan düzenli egzersizler depresyon ve kaygıyı azaltarak, motivasyonu arttırabilir.
Ergoterapi, bireyin günlük yaşam becerilerine, bilişsel ve çevresel adaptasyonlara odaklanır. Yemek yemek, giyinmek, yazı yazmak veya ev içi basit işleri yapmak gibi aktiviteler, ergoterapinin desteğiyle yeniden kazanılır. Bu süreçte hastaya uygun yardımcı araçlar ve teknikler öğretilir; böylece birey kendi yaşamını daha az yardım alarak sürdürebilir.
Bu iki disiplinin birlikte uygulanması sadece fiziksel iyileşmeyi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal uyumu da destekler. Fizyoterapi kolu hareket ettirecek gücü sağlarsa, ergoterapi o kolun bir kalemi tutup yazı yazmasını sağlar. Bu iş birliği, hastanın sadece ‘hayatta kalmasını’ değil, ‘yaşamasını’ mümkün kılar.
İnme sonrası hayata dönüş, sabır gerektiren uzun bir yolculuktur. Fizyoterapi ve
ergoterapinin sunduğu bilimsel yaklaşımlar, sadece bedeni değil bireyin özgüvenini ve sosyal kimliğini de onarır. Unutulmamalıdır ki beynin öğrenme kapasitesi yaş gözetmeksizin devam eder ve doğru rehabilitasyonla imkansız görünen iyileşmeler standart hale gelebilir. Hareket hayat, bağımsızlık ise özgürlüktür. Siz de Ramsa Klinik kurumumuzdan bu tip rahatsızlıklarınız için bilgi ve destek alabilirsiniz.
ZEYNEP MERAL KARAKUL
UZM. FİZYOTERAPİST/ ERGOTERAPİST






















