Eski bir orman çalışanı olarak epeydir Ölüdeniz Ulusal Parkı’mıza adım atamamaktayız; bize ancak Kıdrak o konuda açık; ücret ödemeden girebildiğimiz kıyımız, kumsalımız orasıdır. Ormandan kiralanmış olan kumsallarda da aynı olanağa sahibiz.
Komşuluk ilşiklerimiz yönüyle de Ölüdeniz‘e giriyoruz. Biliyorsunuz, Otel Meri‘nin önündeki kıyıda kişilere ilişkin özel mülkler vardır. Onlar oraları kendileri işlettikleri gibi kiraya da veriyorlar. Biz de komşumuzun kendilerinin işlettikleri o kumsala eşimin isteği doğrultusunda arada bir de olsa gidiyoruz.
Son gidişimizde bu yazımın konusunu oluşturan bir gözlemim oldu. Konuya duyarlı bir kişi olarak o gözlemimi yazıya döküp sizlerle paylaşmadan edemedim. Belki ilgililer de dile getireceğim konuya kayıtsız kalmayarak, benim gösterdiğim duyarlılığa hak verip gereğini yaparlar.
O tepkisiz kalmayıp duyarlılık gösterdiğim gözlemim şöyle: Denize gelen onca iyi eğitimli ya da bilgili hoş hanımlar, beyler ve de aileler, soyunup kumsala geldiklerinde önce bir güzel güneş kremlerini sürünüyorlar. Hele benim burnumun dibinde kelli felli denilen cinsten bir bey, yanındaki kızı öylesine olabildiği kadar bir de kendisini kremledi ki, hayret etmekten gözlerimi ayıramadım. İçimden, şimdi onlar, kreme boğulmuş o halleriyle bir de denize girecekler ha(!) diye düşündüm. İşte o yüzden de, dayanamadım, sordum, “O halinizle şimdi denize mi gireceksiniz?” dedim. Yanlış anlaşılmamak için de sözüme açıklık getirdim; “Çevre duyarlılığı bakımından soruyorum.” O kelli felli denilen cinsten beyefendi, önce sorumun gelişine göre bir yanıt verdi. “Yok, hemen girmeyeceğiz.“dedi. Sonra da, bozum olmuşluğunu içine sindirememiş olacak ki, “Biz de çevremize bakıyoruz.” diye karşılık vermeyi yeğleyince, ben de “Ben, bir şey demedim.” diyerek onlardan yüzümü geriye çeviriverdim. Onlar pek de zaman kaybetmediler, kız, zaten beyefendinin dediklerine göre hareket ediyordu. Sağ kolunda dirseğinden omzununa kadar bir yanık izi taşımaktaydı. Az ötemizde birlikte denize girip gittiler.
Konuyu bilmem anladınız mı? Aslında demek istediğim çok açık. Açık deniz hadi neyse ne de o büyük bir havuz niteliğinde olan Ölüdeniz, onca kişinin güneş kremli bedenlerinden sonra kirleniyor. Denizin yüzeyi, o yağlardan sonra ebru sanatındaki yaldızlı şekillere benzer görünümlere bürünüyor. Deniz zaten o kıyılarda bayağı ığdır. Belinize, boyunuza gelmesi için epey bir ileriye doğru yürümeniz gerekir.
Durdum duramadım; tatil günü olmasına karşın, tepkimi kendime saklamak istemedim. O konuda yaptırım gücüne sahip kurum olan belediye ilgililerini aramadan edemedim. Ulaştığım nöbetçi zabıta ilgilisi bayana gözlemimi anlattım. O beni dinledikten sonra, “Biz karışamayız beyefendi. Siz İlçe Sağlık Kuruluşu’nu arayın.” dediğinde, “Hayır, bu konuda belediyeler yetkilidir. Ben Mahalli İdareler Yüksekokul mezunuyum, siz ilgilileri bilgilendirin. Onlar gereğini yaparlar.” dedim. İlgili, “Peki efendim.” diyerek görüşmeyi bitirdi.
Benim gösterdiğim duyarlılığı belediye yetkilileri de göstermek istiyorsa yapılacak olan hareket şudur: Ölüdeniz‘in girişine, görünür bir biçimde, “Kremli Bedenlerinizle Denize Girmeyiniz” diye bir yazı yazarsınız. Bu uyarıyı diğer küçük koy kumsallarında da yaparsınız. Halkımız da bu uyarının niye yapıldığını anlayarak uyma yoluna gidecektir.
Benim bu konuda bir başka gözlemim de var. Memleketim olan Balıkesir‘in on yedi ilçesinin en genç olanı Gömeç‘te 80’li yıllarda inşa edilmiş o ilk kıyı toplu konutlarının kumsalındaki uyarı yazılarını gördüğümde çok çarpıcı bulmuştum. Her açıktaki duş musluklarının başına konulan uyarılarda şöyle yazıyordu: “Şampuan ve Sabun Kullanmak Yasaktır.” Hemen ötedeki tertemiz denizi ve dibinde görünen her bir çakıl taşlarından sonra yapılan uyarıya hak vermeden edememiştim.
Siz, çevrenin çöpten arındırılamayışına kayıtsız kalırken bir de koca denizin kirlenmeyeceğini düşünür müsünüz, orasını bilemiyorum. Bizler, olması gerekeni dile getirmekten geri durmayan kişileriz. Kendi çıkalarımız için değil ortak çıkarlarımız için çaba gösteririz. Pek öyle sayılarımız da çok değildir.
Umuyorum ki, ilgililer gereken duyarlılığı gösterirler.
İyi haftalar…
_____________
Not: Geçmiş bayramınızı kutlar, daha nice nicelerine erişmenizi dileriz.





















