GEÇMİŞTE TARI VAPUR İLE YOLCULUĞU
Aktaran Mehmet sivri: ablam Melahat Fethiye de fırıncılık yapan bodrum lu Hüseyin şahin ile evlenir evlilik sonrası bodruma yerleşirler eniştem bodrum süngercilik fırıncılık yapar. Biz de bir gün ailecek ablamı ziyaret maksadı ile bodruma gitmeye karar verdik. Babam bodruma gidebilmek için 15 gün arayla gelen tarı vapurunu beklemeye başlarlar o yıllar tarı vapuru hem yük hem yolcu taşırdı.
1944 li yıllarda bodruma karadan çok zordur karadan gitmeye kalksak en az 3,4 günde gidilirdi. O nedenle vapur yolculuğunu tercih etmek zorunda idik. Yıl 1944,46 aile ziyareti biter 15 gün sonrada gelen tarı vapuru ile bodrumdan dönüş yolculuğu başlar. Vapur kalkıp yola devam ederken babamın önceden tanıdığı beşkaza lı Feyzullah kaynağın elinde bir kutu var. Babam Feyzullah kaynağa seslenerek Feyzullah çıkar şu zımbırtıyı çal da dinleyelim. Saatlerce sürecek bu yolculukta ne yapacağız vakit nasıl geçecek der.
Feyzullah kaynakta babamın hatrını kırmaz elindeki kutuyu açar içinden çıkardığı kemanını önce bir havlu ile güzelce siler akordunu yapar çalmaya başlar. feyzullah kaynağın kemanının çalması bitince yanımıza temiz giyimli yakışıklı bir genç geldi o da İzmir den Antalya ya gidiyormuş amca müsaade edersen kemanını çalabilirliyim der.
Feyzullah kaynaktan çok şakacı mukallit birisiydi gence şaka olarak bak çocuk ayarına dokundurtmam bak ha der. Genç de amca sen zaten ayarı çok güzel ayarlamışsın der. Ben ayarına dokunmayacağım merak etme sen der. Feyzullah kaynak kemanı verir.
Genç alır kemanı çalmaya başlar, bir müddet çaldıktan sonra kemanı tekrar Feyzullah kaynağa geri verir. Genç kemanını öyle güzel çalar ki Feyzullah kaynakta şaka niyetiyle ulan çocuk ben bu kemanı çalmam artık der. Sen benin kemanı öyle bir güzel çaldın ki seni kutlarım der. Meğerse bu genç müzik eğitimi görmüş müzisyen birisiymiş. Ben ailem ile yaptığım bu yolculuk sayesinde Feyzullah kaynağı yakından tanımış oldum. Sonradan öğreniyorum Feyzullah kaynak, Abidin yıltır, Tahir naci kardeşlermiş köçek Mustafa coşkun da halaoğlu olduğunu duydum. Bu ailenin bilmediği çalmadığı müzik aleti yokmuş meğer. Mehmet sivri benim büyüğüm biz henüz yeni delikanlı iken yetişirken bizim spora yönelmemize bize yol gösterir örnek olurdu şahsen Mehmet sivri ağabeyin benim yanıma ayrı sevgisi vardır. Konumuz Feyzullah kaynak olunca bende Feyzullah, Abidin yıltır, Tahir naci önerden söz etmeden olmazdı. Feyzullah, Abidin, Tahir üç kardeş ören köyündendir üç kardeşin birde halaoğulları vardır adı Mustafa coşkundur babaları Çanakkale de yemende şehit olmuş bu 4 çocuk yetim kalırlar. O yıllarda halaları beşkazamızda kaymakamlıkta hizmetli olarak görev yapar halaları üç kardeş ile köçek Mustafa coşkunda yanın alır kaymakam da yetimler koruması altına alır. Halaları kadın sarınç mahallesinde oturmaktadır. Bademli bahçe o yıllarda bir ruma aittir. Bu Rum Abidin, Tahir, Feyzullah; Mustafa kardeşlerin komşusudur. Bu Rum komşu bu 4 yetim çocuğa ut keman çalmasını öğretir üç telli bağlamanın onlara zaten yabancısı değildir. Bu arada halaları Mustafa coşkunu Rodoslu zengin bir aileye evlatlık verir 3 kardeş ile halaoğlu Mustafa askerlik zamanına kadar ayrılırlar köçek Mustafa coşkun askerlik maksadı ile tekrar beskazımıza döner gelir. Köçek Mustafa rodosta cümbüş, ut, bağlama çalmayı geliştirir, Abidin: keman, üç telli bağlama, tırnak kemane, keman, sipsi, çalar, Tahir naci kılernet, keman, ut çalar. Feyzullah keman çalar. Bu 4 gencin çalamadığı müzik aleti yok gibidir, ara sıra ustaları Rum da bir araya gelirken hep beraber muhabbet yaparlar. Abidin yıltır kayada Rumların düğünlerinde keman çalar son zamanlarda eski belediye başkanlarından özer olgunun sünnetini Abidin yıltır yapar.
Eski belediyeci lakabı Koreli zeki şerözün düğününde Abidin yıltır yapmıştır. En son mübadele ile Selanik’ ten gelen romanlardan dincer uysala keman çalmayı Abidin yıltır öğretir Abidin yıltır bu öğrencisine uzun yıllar kullandığı kemanı hediye ederek müzik hayatını sonlandırır önceleri birçok ta öğrenci yetirmiştir. Mübadeleyle Rumların Yunanistan’a gitmeleri beşkazamızda ayrılınca bademli bahçe bir mesire yeri gibidir. Bademli bahçenin bir adı da nergisli bahçedir.
Bu bahçeyi rum her tarafını nergizle donatır. Hıdırellez zamanı Abidin, Tahir Feyzullah Mustafa nergizli bahçede bir araya geldiklerinde. Eglence yeri nergizli bahçedir.
Not: konumuz Feyzullah kaynak olunca da bu ustalardan bahsetmemek olmasa gerek bendeki bu bilgi Abidin yıltırın oğlu yılmaz yıltıra ait bilgidir. Ruhları şad olsun.
Mehmet sivri: 1940-60 arası ahcı İbrahim, ahcı Ali beşkazamızın ünlü çobancılarındandır.
Mehmet sivri İbrahim sivrinin oğludur.
Feyzullah kaynak: 1974 lü yıllarda Galatasaray forması giyen Erol kaynağın babasıdır. Sarınç mahallesinde oturmaktadır.
Tahir naci: Yusuf öner (kör Yusuf lakabı) yeni mahallede oturur.
Tarı, Erzurum samsun vapurlarının bir öyküsünü de hasan kalkandan dinlemiştim. Hasan kalkanın kaleminden alalım. Söz vapurdan açılınca sözü geçen bu üç vapur İstanbul’dan çıkarak sırası ile Karadeniz ve Akdeniz de her limana uğrayarak, yük ve yolcu taşımacılığı yaparlardı. Kalkan o zaman küçük bir nahiye idi. İnsanlar balıkçılık ve zeytincilikle geçinirler, yayla seyil yaşarlardı. Bu vapurlar kalkana da uğrar yolcularını alır, varsa yükünü boşaltır ve varsa tekrar yine yolcu ve yükünü alarak kaş Finike ve Antalya mersine doğru hareket ederlerdi. Kalkanda açık denizde demir atarlar ve kıyıdan gelen balıkçı tekneleriyle yolcularını ve yüklerini alırlar ve aynı teknelerle getirdikleri yolcularla yüklerini karaya gönderirlerdi. Bu vapurlar daha ilerden denize uzanan dağların ucundan görülür görülmez biz bütün çocuklar ERKEDE VAPORİ ERKEDEVAPORİ DİYE O küçücük köyü bağırarak ayağa kaldırırdık. Ve hemen kızlarımız, kadınlarımız, anaları ile beraber küçük çocuklarımız en güzel bayramlık giysilerini giyinirler deniz kenarında kayaların üzerine oturup gelen vapuru ve gelem giden yolcuları izlerlerdi. Bu döngü her on beş günde bir devam ederdi. Fakat benim hala çözemediğim bilmediğim neden biz vapurlar geldiğinde ERKEDE VAPORİ diye bağırırdık? Herhalde Rumca hoş geldin vapur anlamına geliyordu. O zamanlar bir de kaptanı Vapuru ne kadar kıyıya yakın demirlerse, o vapurun kaptanının kalkanı çok sevdiğine yorardık. Merak ediyorum acaba o fotoğraflardan kimde var? Var mı?





















Yusuf Öner dedem olur, oğlu Tahir Nadi’nin kızıyım, amcam da Kamil Naci’dir. Dedelerinin isimlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Büyük büyük dedelerimin, akrabalarımın böyle bir hikayesini okuyabilmek büyük şans benim için teşekkürler…