Fethiye’de çocuk istismarına dur demek amacıyla yürüyüş ve protesto gösterisi düzenlendi. Fethiye’deki demokratik kitle örgütlerinin düzenlediği protesto eylemi sahil bandı Özgecan anıtı önünden yürüyüş ile başladı. Beşkaza meydanı Atatürk anıtı önünde sona eren yürüyüşten sonra Demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri tarafından basın açıklaması yapıldı. Çocuk istismarlarına, tacize, tecavüze ve her türlü ihmale dur demek amacıyla gerçekleşen protesto gösterisinde; Fethiye Kadın Dayanışma Derneğinden Dilek Alıcıoğlu Cömert, Fethiye Kent Konseyi Kadın Meclisi başkanı Canan Bütün, Eğitim-İş sendikası Fethiye temsilcisi İstem Altınçekiç ve Fethiye Güzel sanatlar Kültür Derneğinden Ayşe Mine Deniz tarafından konuşma yapıldı. Yapılan ortak açıklamada Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye şubesi başkanı Nursel Türetken tarafından çocuk istismarı ile ilgili bir şiir okundu. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada çocuk istismarına tepki gösterilerek istismarda iktidarın sorumluluğuna dikkat çekilerek; hükümet ve devlet yetkilileri bir kez daha göreve çağrıldı.
“YETER ARTIK” DEMEK İÇİN BURADAYIZ”
Yapılan ortak açıklamada “Değerli dostlar, bugün burada olmamızın önemli bir nedeni var. Babası tarafından, kendisinden yaşça büyük olan bir adamın evlilik adı altında tecavüz etmesine göz yumulan, 6 yaşında küçük bir kız çocuğunun genç bir kız oluncaya dek yaşadıklarına isyanımızı, ona bunu yaşatanlara öfkemizi, aynı şekilde istismara maruz bırakılan kız çocuklarının sayısının giderek artmasına rağmen hiçbir şey yapmayan devlet yetkililerine hıncımızı haykırmak, “yeter artık” demek için buradayız. Bir kız çocuğunun 6 yaşında imam nikahıyla evlendirilmesi, istismara uğraması haberleri Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı, Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin de kabul ettiği bir davadır. Bu dava karşısında vatandaş olarak, anne olarak, baba olarak, kadın olarak tepkimizi koymak için buradayız. Toplumumuzda sayıları günden güne şaşırtıcı boyutlarda artan küçük yaşlardaki evlendirmeler, cinsel istismar, cinsel taciz, tecavüz, aile içi cinsel istismar olayları giderek yaygınlaşmaktadır. Buna “dur” demek için, buna karşı çıkmak için buradayız.
“UTANÇ VERİCİ OLAN BU OLAYLARIN SON BULMASI İÇİN HEPİMİZ BURADAYIZ”
Her çocuk bir annenin, bir babanın evladı olma dışında bu ülkenin de evladıdır. Her çocuk bu ülkenin geleceğidir, teminatıdır. Tekrar edemeyeceğimiz kadar utanç verici olan bu olayların son bulması için hepimiz buradayız. Dünyada çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları her geçen yıl artarken, Türkiye de bu konuda sabıkalı ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2016 verilerine göre; Türkiye’de çocuk istismarı ile ilgili dava sayısı son 10 yılda yaklaşık 3 kat artarken, 250 bin çocuk istismara uğradı. 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuk sayısı ise 15 bin 937 olarak kayıtlara geçti.
“DEVLETİN TÜM KURUMLARI ÇOCUKLARI BU ZİHNİYETLERDEN KORUMAK ZORUNDADIR”
Çocuklar tarikat yurtlarında yanarak öldü. Çocuklar tacize, tecavüze uğradı. Kadın cinayetleri her geçen gün artarak devam etti ve ediyor. İnsanlara bu travmaları, bu utancı yaşatmak kimin haddi, kimin hakkıdır? Bu gücü kimden ve nereden alıyorlar? Cemaatler ve tarikatlar da yaratılan algı ile 9-12 yaşındaki çocuklara evliliği hak gören zihniyet çocuklardan uzak dursun. Devletin okulları, devletin tüm kurumları çocukları bu zihniyetlerden korumak zorundadır. Hukuk devletinin yapması gereken en birinci görevi de budur. Devlet yasaları ve uluslararası sözleşmeleri uygulamak zorundadır. Anayasamıza, laiklik ilkemize olan düşmanlık, ataerkil zihniyetle kadına ve çocuğa yapılan ayrımcılık ve zulüm artık son bulsun diye buradayız. Biz anne ve babalar, çocuklarının çağdaş eğitim almalarını sağlayalım. Onların kendi ayakları üstünde duran, ne istediğini bilen, soran, sorgulayan bireyler olarak yetiştirelim. Atatürk’ün dediği gibi: “Eğer bir gün benim sözlerimle bilim ters düşerse, siz bilimi seçin. Küçük hanımlar, küçük beyler; sizler geleceğin bir gülü, yıldızı, geleceğin bir ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak sizsiniz. Bizim görevimiz, sizi karanlığa çekeceklere engel olmaktır.” Devletin sorumlu kurumlarına sesleniyoruz. Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere tüm devlet kurumları çocuk ihmalini ve istismarını önleme konusunda ulusal eylem planını bir an önce oluşturmalıdır.
“VATANI KORUMAK, ÇOCUKLARI KORUMAKLA BAŞLAR”
Devlet, çocukları korumakla yükümlüdür. Bağımsız ve tarafsız olması gereken kurumlardan kirli ellerinizi çekin. Unutmayın ki, bağımsız olmayan devletler yıkılmaya, yok olmaya, başka ülkelerin boyunduruğu altına girmeye mahkumdur. Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar. Çocukları koruyamayanlar vatanı koruyabilirler mi? Cinsel istismar vakalarının aklandığı bir ülkede hiçbir çocuk güvende değildir. Atatürk’ün belirttiği gibi: “Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en gerçek yol, medeniyet yoludur.” Adaletin olduğu, hukukun güvenilirliğini hissettiğimiz, yaşanılası bir ülke için bizler tüm çocuklarımıza sahip çıktığımızı, bu davanın sonuna kadar arkasında olacağımızı buradan haykırıyoruz” denildi.




















