Fethiye Kent Konseyi tarafından Fethiye’nin deniz ve kıyı koruma alanları ile ilgili açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada; Fethiye’nin deniz ve kıyı koruma alanlarını tehdit ettiği ifade edilen projelere yönelik itirazlar dile getirildi.
“YÜKSEK RANTIN VE EKOLOJİK KIYIMIN BİR ÖRNEĞİ HALİNE GELMİŞTİR”
Fethiye Kent Konseyi Ekoloji Meclisi Başkanı Deren Karasu açıklamasında “Doğa koruma hareketinin ve felsefesinin öncülerinden Aldo Leopold “Ekolojik açıdan etik, var olma mücadelesinde hareket özgürlüğüne getirilen bir kısıtlamadır” der ve yine şöyle devam eder; “Geleneksel doğa koruma eğitimi etik açıdan “neyin doğru neyin yanlış olduğunu tanımlamıyor, hiçbir yükümlülük getirmiyor, özveri çağrısında bulunmuyor, var olan değerler felsefesinde hiçbir değişiklik gerektirmiyor. Toprağın kullanımı açısından yalnızca kişisel çıkarların kollanmasını teşvik ediyor”. Küresel ölçekte yaşanan ekolojik krizler karşısında toplumların uyanması ve bireylerin düşünsel bir devrimi önce kendilerinden başlatması gerektiği açıktır. Bugün yaşadığımız her sorunda, birey olarak sorumluluğumuz olduğu unutulmamalıdır. Uzun bir süredir Fethiye kenti için üretilen her proje yüksek rantın ve ekolojik kıyımın bir örneği haline gelmiştir. Son 6 ay içinde yaşanan gelişmeler de bunun değişmeyen örneklerdendir. Durum şöyle özetlenebilir; “Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 Ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı” Bakanlıkça 2020 yılında onaylanmış ve askıya çıkarılmıştır. Ancak yapılan itirazlar üzerine revize edilerek 26.03.2023 tarihinde yeniden onaylanmış ve askıya çıkarılmıştır. İlgili kurumlar ile Fethiye Kent Konseyi bünyesindeki ilgili sivil toplum kuruluşlarınca incelenen raporun yine bilimsel temellerden uzak, genel ifadelerle kapasite artışları, kıyıların yapılaşmasına neden olacak statü değişiklikleri ve tesisler içerdiği görülmüştür. İtiraz süresi biten ve artık 60 günlük dava açma sürecinde olan Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın, bu hali ile kentin ekolojik krizlerini geri döndürülemez noktalara getireceği açıktır. Şöyle ki: Bütünleşik Kıyı Alanları Planında; Fethiye Alt Bölgesi olarak ifade edilen Dalaman Çayı ile Ölüdeniz Kıdrak Mevkii’ne kadar olan denizel alan ile kıyı ve etkileşim içerisindeki karasal alanda mevcut tesis kapasitesi ve çevresel durumu (deniz suyu kalitesi, mevcut kirlilik yükü, toplam azot, toplam fosfor) dikkate alınmadan, mevcut tesislere ilave olarak; Fethiye Merkez Alt Bölgesi için “Öncelikli Tesis” kapsamında 500 kapasiteli yat limanı, 1 adet kurvaziyer liman, 1 adet yat çekek ve imalat yeri ve su sporları faaliyet ve tesisleri yer almıştır.
“HASSAS EKOSİSTEMLERİ RANT ODAKLI PROJELERE VE UYGULAMALARA KONU OLMAKTADIR”
Fethiye’nin körfezinde ve tüm kıyılarında yaşanan çok boyutlu sorunlarına çözümünler içermesi beklenen Bütünleşik Kıyı Alanları Planının, bilimsel temelli ve koruma öncelikli olması şarttır. Bu nedenle ilgili planın koruma ve sürdürülebilir kullanım önceliklerini gözeterek ve yönetişim ilkeleri ile revize edilmesi gereklidir. Yapılan itirazların dikkate alınmaması halinde, Fethiye Kent Konseyi olarak, kurum ve kuruluşlarca açılacak davaların tarafı olacağımızı bildiririz. Bütünleşik Kıyı Alanları Planı henüz askıdan inmişken ve içeriği koruma önceliklerinden uzak olduğu için yeniden itirazlara uğramış ve süreç devam ederken; diğer yandan yine koruma öncelikleri ile hazırlanması gereken ve henüz tamamlanmamış olan Fethiye- Göcek Özel Çevre Koruma Bölgesi Yönetim Planı çalışmaları devam ederken, kentin bütün hassas ekosistemleri rant odaklı projelere ve uygulamalara konu olmaktadır. Şimdilik güncel başlıklar: Aksazlar’da Marina, Kelebekler Vadisi’nde satatü değişikliği, Sümbeki Koyu’nda kıyı ve orman tahribi, Aktaş’ta kıyı ve orman tahribi.
“DOĞAL OLARAK GERİ DÖNDÜRÜLEMEZ TAHRİBATLARA SEBEBİYET VERECEKTİR”
Mesire yeri statüsünden konaklamalı/konaklamasız orman kampı statüsüne dönüşen Sümbeki Koyu ve Aktaş’ın bulunduğu bu iki hassas alan, çok değil en fazla bir yıl içinde yapılaşamaya konu olacaktır. Yine, Fethiye Körfezi ve körfezle ilişkili ekosistemler üzerinde, 2019 yılında en yüksek düzeyde etkileri görülen deniz kirliliği, ekolojik bir krizin içinde olduğumuzu göstermiş, halk sağlığını tehdit eden bu süreç beraberinde kentimizin ekonomisi açısından da olumsuz sonuçlar yaratmıştır. Körfezi kirletici unsurlarla dolduran etkenlerin önlenmesi ve dip çamurunun temizlenmesi konusunda hiç bir somut adım atılmamışken, Fethiye Körfezi içerisinde (Aksazlar koyu) 500 kapasiteli marina projesi ile kapasite artışı, denizde, kıyıda ve karadaki etkileşim alanlarında doğal olarak geri döndürülemez tahribatlara sebebiyet verecektir. Özetle; Bütünleşik Kıyı Alanları Planındaki yapılaşma derecelendirmesi; bölgemize has biyoçeşitlilik, tarihi ve kültürel değerler (sit alanları, tabiat parkları, Fethiye – Göcek ÖÇK bölgesi gibi özel statüler) dikkate alınarak ve bütüncül bir yaklaşımla koruma öncelikleri gözetilerek, yürürlükteki tüm mevzuatlara ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere uygun olarak yeniden tespit edilmelidir. Planlanan tesislerden kaynaklanacak çevresel etkilerin neler olacağı ve bunları önlemeye yönelik alınacak tedbirlerin neler olması gerektiği açık ve net bir şekilde plan hükümlerine işlenmelidir. İlave tesislere ilişkin atık kabul tesisleri, afet tahliye planları gibi çevreci, sürdürülebilir tesislerle birlikte plana işlenmesi ve planlama bölgeleri için deniz seviyesi yükselmesi, yangın vb. risk ve tehlike analizlerinin yapılarak plan raporlarına eklenmesi gereklidir. Fethiye Kent Konseyi olarak, yukarıda listelenen sorunlara ilişkin gerekli itirazlarımızı yapmaya, yereldeki STK’ları ve yerel halkı konuyla ilgili bilgilendirmeye devam edeceğiz. Kentimizde yaşanan sorunların bütüncül bir bakışla ele alınması ve çözülmesi için gerekli tüm işbirliklerine de hazırız” dedi.






















