DOMATESİN ÇEKİRDEĞİ KIRMIZI…
Ey benim domates üreticisi, sebze meyve üreticisi vatandaşım.
Cumhuriyetin güzel insanları…
Verdiğin “Bir Oy’un” ne kadar önemli olduğunu gördün mü şimdi?
Düne kadar kol kola gezdiğimiz Suriye ile üç gün sonra nasıl kanlı bıçaklı olduk.
Yalnız Suriye ile kalsaydık haydi neyse diyeceğiz ama…
Papaz olmadığımız komşumuz kalmadı ki.
Yetmedi; taaa bilmem neredeki Rusya ile de kanlı bıçaklı olduk.
“Kıbrıs düğümünü” üç günde çözeriz diyenler…
Ne kadar iyi giden şey varsa hepsini “domuz düğümü” yaptılar.
Düğümleri çözmedik, kendimiz çözüldük.
Bir memleketin “Dış Politikası” diye bir şey vardır.
Malum, dış politika ince iştir, bir denge işidir, ileriyi görme işidir.
Bilgi ve birikim gerektirir, akıl fikir işidir.
Din’i, mezhepler üzerinden dış politika yürütüldüğü kimde, nerede görülmüş.
Ama bizde iç politika da dış politika da mezhepler üzerinden yürütüldüğü için…
Domates de biber de, hıyar da elimizde kaldı, daha kalacak olanlardan başka…
İktidardaki parti sizden “sıfır sorun” ve “İSTİKRAR” diye diye oy istedi.
Denizi bitirdik karaya tosladık, tepeden tırnağa istikrar olduk maşallah..!
Beğenmediğimiz bu günleri bile arayacağız, bu günlerin kıymetini bilelim…
Ankara’ dakiler bize her gün fırça atıyorlar ya…
“Koyun olduk söz anladık sürüye saydılar bizi” misali, sürü yerine koyuyorlar ya…
Elin adamını da sürü yerine koymak istediler, ama olmadı.
Tokadı yedik, oturduk yerimize, elin yüzüne bakacak halimiz kalmadı.
Oturduğumuz yerden satalım artık domatesi biberi Rusya’ ya.
Ürettiğimiz ne varsa elimizde kalmadığı da yetmedi.
Orta Doğuda bakıma muhtaç ne kadar adam varsa aldık içeri.
Şimdi de denizden toplayıp toplayıp gömüyoruz, ya da hastaneye götürüyoruz.
Yarın, bunların her biri başımıza iş olacak…
Domates üreticilerinin, Fethiye Antalya karayolunu trafiğe kapatmasıyla iktidar değişmiyor.
İktidar, seçimde bir bir verilen oylar ile değişiyor.
Bu gün artık çok geç… Başa gelen çekilirmiş…
**********
İktidardaki partiye oy veren, destek olan liboşlar, sözde aydınlar, tosuncuklar ne diyorlar baksanıza.
Yetmez ama evetçiler ne diyorlar?
Hiç kulak veriyor musunuz?
Yanlış yapmışız, çok pişmanız, kandırıldık diyorlar.
Geçiniz babam geçiniz, boş laftır bunların hepsi boş laf.
Kendinizin boş olduğu kadar hem de…
Sen elindeki Laik Cumhuriyeti, şeriatın önüne attıktan sonra bana bir şey anlatamazsın.
Ortadoğu bataklığından kaçan adam ülkemize sığınıyor.
Oysa öte tarafta bir sürü Müslüman ülke var.
Niçin gitmezler acaba oralara..?
Desenize, gidilecek yerleri mi var…
Adamlar hala “Kadın insan mıdır ?” diye soruyorlar.
İnsan, hiç bir şey bilmese bile, BU GERÇEĞİ GÖRÜR.
Şu Laiklik meğer ne çok “sözde aydına” bile batıyormuş…
**********
Bir de şu “Hukuk” tartışmalarına tav oluyorum.
Hukuk mukuk bizim neyimize yaaa?
Adalet Bakanlığını bağlayın Diyanet İşleri Başkanlığına, geçin gidin!
Fetvalarla yönetilir gideriz…
Nasıl olsan Milli Eğitim Bakanlığı fiilen Diyanet İşleri Başkanlığına devredildi…
Adaleti de devretsek ne çıkar sanki..?
Biz; Türkiye Cumhuriyeti’ ni yani bizi söğüşleyen adama, Rıza Sarraf’ a ödül verdik.
İran devleti ise, kendisine külah giydiren adama (bizim Sarraf’ ın ortağına) “idam” verdi.
Aramızdaki fark budur, mesele bu kadar basittir..!
**********
Geliş gidiş şu Bülent Arınç’ ı Silivri’ye bir gönderiyorlar mı?
O zaman seyreyleyin siz cümbüşü…
(Bu bir şakadır haliyle…)
**********
“Kadının” anasını belliyorlar…
Ondan sonra da kadınlardan övgü aldılar mı ağlaşıyorlar.
Şu memleketteki kadın cinayetlerinin tek sebebi hukuksuzluktur…
Hukuku tanımamaktır…
Kadını ikinci sınıf insan olarak görme anlayışıdır.
“Ülkemize uygun modelde kadını” yarattık mı cinayet minayet kalmaz artık.
Bir de “ülkemize uygun kadın” modeli çıktı.
Daha ne çıkarırız bakalım..?
**********
Kadının “yüceliğini” anlamak için alim olmaya gerek yok ki.
Annemize bakalım veya hatırlayalım yeter…
Şair Can Yücel’e sormuşlar: Neden hep babanıza olan sevginizi anlatan şiirler yazıyorsunuz da annenize olan sevginizi anlatan şiirler yazmıyorsunuz?
Can Yücel cevap vermiş: Anneme olan sevgimi, annemin büyüklüğünü anlatacak kadar büyük şair değilim.
Mesele bu kadar basittir sevgili okurlar…






















