Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: Erken Farkındalığın Önemi – RAMSA KLİNİK
Sınıf ortamında sürekli hareket eden, dikkatini sürdürmekte zorlanan, yönergeleri takip etmede güçlük yaşayan çocuklar zaman zaman “uyumsuz” ya da “yaramaz” olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak bu davranışların altında çoğu zaman Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yer almaktadır.
DEHB, çocukluk döneminde başlayan; dikkat süresinde kısalık, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ile kendini gösteren nörogelişimsel bir bozukluktur. Bu çocuklar, bir göreve başlamakta zorlanabilir, başladıkları işi sürdüremeyebilir, dış uyaranlardan kolayca etkilenebilir ve düşünmeden hareket etme eğilimi gösterebilirler. Bu durum, hem akademik becerilerde hem de sosyal uyum süreçlerinde belirgin güçlükler ortaya çıkarabilir.
Toplumda sıkça karşılaşılan yanlış algılardan biri, DEHB belirtilerinin disiplin eksikliği ya da ebeveyn tutumlarıyla ilişkili olduğunun düşünülmesidir. Oysa DEHB, çocuğun isteyerek kontrol edebileceği bir durum değildir ve cezalandırma ya da yoğun eleştiri ile düzelmez. Aksine, yanlış yaklaşımlar çocuğun özgüvenini zedeleyebilir ve ikincil davranış sorunlarına yol açabilir.
Günümüzde dikkat ve odaklanma güçlüklerini etkileyen önemli faktörlerden biri de yoğun ekran maruziyetidir. Özellikle erken yaşlarda uzun süreli tablet ve telefon kullanımı, dikkat süresini olumsuz etkileyebilir ve mevcut güçlüklerin daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Bu nedenle çocukların günlük yaşamında dengeli ve sınırlı ekran kullanımı büyük önem taşımaktadır.
DEHB tanısı alan ya da bu yönde risk taşıyan çocuklar için erken müdahale kritik bir rol oynamaktadır. Özel eğitim desteği; çocuğun bireysel ihtiyaçlarına uygun eğitim planlarının hazırlanmasını, dikkat geliştirme çalışmalarının uygulanmasını ve davranışsal düzenlemelerin desteklenmesini mümkün kılar. Bu süreçte yapılandırılmış öğretim, görsel destekler, kısa ve net yönergeler ile sistemli tekrarlar önemli yer tutmaktadır.
Erken dönemde sağlanan doğru destek, çocuğun akademik başarısının yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimini de olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle şüphe edilen durumlarda gecikmeden uzman değerlendirmesine başvurulması gerekmektedir.
Doğru yaklaşım, çocuğu etiketlemek değil; ihtiyaçlarını doğru belirleyerek uygun eğitim ve destek süreçlerini planlamaktır.
Bu kapsamda, özel eğitim hizmetleri çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir destek alanı sunmaktadır.
Gereksinim duyan bireyler için erken dönemde başlatılan özel eğitim desteği, gelişim sürecinde belirleyici bir fark oluşturmaktadır.
Sinem IŞIK
Özel Eğitim Alanı Uzman Öğretici& Çocuk Gelişim Uzmanı



















