ÇOCUKLAR İÇİN PSİKOTERAPİ NEDİR?
Çocuklar konuşarak değil oynayarak anlatır.
Merhabalar, ben Klinik Psikolog Eylül Hazan Karadağ. Yetişkin, çocuk ve ergenler ile çalışan bir psikoterapistim. Bugün sizlere çocuk psikoterapisi hakkında kısaca bilgilendirme yapmak istiyorum.
Ebeveynler çocuklarıyla ilgili destek aradıklarında çoğu zaman şu soruyla gelirler:
“Bir problemi mi var, yoksa bu sadece bir dönem mi?”
Çünkü çocuklukta yaşanan birçok güçlük, davranış olarak karşımıza çıkar. Oysa çocuklar yetişkinler gibi duygularını anlatamazlar. Bir yetişkin “üzgünüm, kaygılıyım, dışlandım” diyebilir. Bir çocuk ise aynı duyguları; öfke nöbeti geçirerek, ağlayarak, kardeşine vurarak, anneye bağımlı olarak ya da okula gitmek istemeyerek gösterir.
Yani çocuklar anlatmaz, yaşatır. Bu nedenle çocuk psikoterapisi konuşmaya değil anlamaya dayanır.
Çocuk terapide karşılıklı oturup hayatını anlatamaz. Çocuk terapiye oynamaya gelir. Ancak bu oyun sıradan bir oyun değildir. Çocuk oyun aracılığıyla iç dünyasını yeniden kurar. Evcilik oynarken aile ilişkilerini, saklambaç oynarken ayrılık kaygısını, savaş oyunlarında korku ve öfkesini ifade eder. Terapist bu oyunun içindeki duyguyu fark eder ve çocuğa geri yansıtır.
Çocuk ilk kez davranışının yargılanmadığı, duygusunun anlaşıldığı bir alanla karşılaşır.
Peki dışarıdan bakıldığında ne olur?
Aileler genellikle terapiye başladıktan sonra önce küçük değişiklikler fark eder:
çocuk biraz daha sakinleşir, ağlama süresi kısalır, ayrılmalar kolaylaşır, öfke daha yönetilebilir hale gelir. Çünkü terapi çocuğu “uslandırmaz”; çocuğun duygusunu düzenlemesine yardımcı olur. Davranış değişimi çoğu zaman bunun doğal sonucudur.
Sık karşılaşılan başvuru nedenleri arasında; anne babadan ayrılamama, yoğun öfke nöbetleri, kardeş kıskançlığı, okul reddi, korkular, uyku problemleri ve içe kapanma yer alır. Burada önemli olan davranışın kendisi değil, tekrarlaması ve çocuğun günlük yaşamını zorlaştırmasıdır. Çocuk zorlanıyorsa bize bir şey anlatıyordur.
“Büyüyünce geçer” düşüncesi bazen doğru olsa da her zaman yeterli değildir. Bazı duygusal kalıplar zamanla kaybolmaz, sadece şekil değiştirir. Erken dönemde anlaşılan ve çalışılan güçlükler ise çocuğun hem sosyal hem akademik hayatını olumlu yönde etkiler.
Kısaca çocuk psikoterapisi; çocuğu değiştirme süreci değil, çocuğu anlama sürecidir.
Çocuk anlaşılmaya başladığında davranış zaten değişmeye başlar. Unutulmamalıdır ki her davranış bir mesajdır. Duyulan çocuk sakinleşir. Siz de çocuğunuzun sesini duymak ve bu konuda destek almak isterseniz Ramsa Klinik kurumumuzdaki psikologlarımızdan bilgi alabilirsiniz. Sevgiyle kalın.
Eylül Hazan KARADAĞ
Ramsa Klinik Kurum Psikoloğu























