CHECK UP ve EV ÖDEVİ
10 Haziran 2015 Çarşamba akşamı TRTHABER ve TRTTÜRK kanalında, AKP’nin kuruluş sürecini tüm boyutlarıyla anlatan ‘Yenilikçi Hareket’ kitabının yazarı ve şu an TRT’nin Haber Dairesi başkanlığını yürüten Nasuhi GÜNGÖR’ün program konuğu Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU idi. Müstafi Başbakan Sayın DAVUTOĞLU’nu büyük bir dikkatle dinlerken hala AKP’e oy veren, daha evvel oy verdiği halde bu seçimde rey vermeyen veya partisine hiçbir zaman oy vermemesine karşın evvelce ılımlı yaklaşırken şimdilerdeyse keskinleşen kesimlerin düşüncelerini de samimiyetle öğrenip ‘Yeni Türkiye için Yeni AK Parti’ üzerinde çalışacaklarını söylemesi üzerine bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim. Umulur ki sadra şifa olur!
Sayın Başbakan, öncelikle son dönem icraatlarında hukuk dairesinden çıkılmamalıydı; kanaatimce birçok hizmetinize rağmen seçmence gösterilen ‘turuncu kart’ın en büyük sebebi budur. Mensuplarınızca din müessesesinin tahrif edilmesine derhal engel olunmalıydı; çünkü din birleştiricidir ve asla bir silah gibi kullanılamaz. Kuruluş felsefenizdeki kucaklayıcı yaklaşım asla terk edilmemeliydi ve özgürlükçü adımlara her hal ve şartta devam edilmeliydi. Kamu yönetiminde ‘kariyer ve liyakatten’ kesinlikle ayrılınmamalıydı. Mazlumların duası alınmaya devam edilmeli; ve fakat ahlarının göğe yükselmesinden korkulmalıydı.
Sayın Başbakan, partiniz adınıza iş yapanlar muhakkak surette denetlenmeliydi. İhalelerin kimlere ve nasıl verildiği takip edilmeliydi. Kraldan fazla kralcılık yapan körleştirici danışmanlara, gecikmeden ‘one minute’ denmeliydi. Hizmetlerinizin vatandaşın başına kakılmasına izin verilmemeli; lüks ve israfın önüne geçilmeli; gelir dağılımındaki dengesizlik giderilmeliydi. Makul eleştirilerden istifade edilmeli; kararlarda ‘katılımcılığa’, mali konularda ‘saydamlığa’ ve süreçlerde ‘hesap verebilirliğe’ riayet edilmeliydi. Üstte ve tabanda yaşanan, her türlü kutsal değeri hafife alan ‘çürümeye’ acilen çözüm bulunmalıydı.
Sayın Başbakanım, adaletin kanuni değil, ‘vicdani’ olmasına özen gösterilmeliydi. Kibrinin peşinden koşanlar frenlenebilmeli; yolsuzluk iddialarının üzerine ciddiyetle gidilmeliydi. Kadim dostların teşhis ve uyarıları, çıkarcıların iltifatlarından elzem tutulmalıydı. Yola beraber çıktıklarınız yolda bulduklarınızla değiştirilmemeliydi. Kamu atamalarında ahbap-çavuş ilişkisine baş vurulmamalı; siyasetin finansmanında ‘şeffaflığa’ uyulmalıydı. Kürtlerle kucaklaşırken PKK’yı meşrulaştırmaktan kaçınılmalıydı. Binlerce yıl içinde oluşan devlet geleneği küçük hesaplar ve kişisel menfaatler için bu denli zedelenmemeliydi.
Sayın Başbakan, ülkede farklı ses ve renklere tahammül gösterme kat sayısı arttırılmalıydı. Dindar camianın haklı beklentileri, birtakım siyasi hesaplardan uzak olarak gerçekleştirilmeliydi. Sarayların değil, gecekonduların havası ve suyu tercih edilmeliydi. Eğitim sistemi yaz boz tahtasına çevrilmemeli ve evlatlarımız kobay yerine konulmamalıydı. Bürokraside sürekli insanları değiştirmek yerine mevzuat ve anlayış yenilenmeliydi. Yargıya müdahale edilmemeli, yani tuz kokuşturulmamalı ve mahkeme kararları uygulanmalıydı. Büyük hizmetlerinizi yok sayan ve adeta inkara eden zikzaklara tevessül edilmemeliydi.
Sayın Başbakan, ayrıca dış politikada ilan edilen ‘sıfır sorun’ ilkesine uygun çalışmalar yapılmalıydı. Devlet memurları parti memuru olmaya zorlanmaktan vazgeçilmeliydi. Tek akıldan ziyade istişare ve ortak akıl devreye sokulmalıydı. Özerk kurumlar şamar oğlanına çevrilmemeliydi. Meselelerin çözümünde kişilere bağlı kalmaktan çıkılarak sistemler kurulmalı ve onları çalıştırma faaliyetlerine ağırlık verilmeliydi. İmara ve ranta dayalı ekonomiden üretime dayalı ekonomiye geçilmeliydi. En büyük kaynağımız olan gençliğin, tüketim ve eğlence üzerinden uyutulmasına izin verilmemeli ve emanetler ehline bırakılmalıydı.
Sayın Başbakanım, bir de içine düşülen güç zehirlenmesi, behemehal tevazu panzehiri ile tedavi edilmeliydi. Seçimlerde aday belirlenirken temel ilkelerden hiçbir taviz verilmemeliydi. Yalakalık yaparak sizi savunuyormuş numarası çevirenler belirlenip tez elden yollar ayrılmalıydı. Vatandaşla doğrudan temas kurmaktan kaçınılmamalı; onlara bir çeşit ‘göbeğini kaşıyan adam’ ya da ‘bidon kafalı’ yaklaşımında olanlara nasihatte bulunulmalı ve ıslah olmayanların bileti derhal kesilmeliydi. Geliyorum diyen kazaları haber verenlere kulak verilmeliydi. Maden kazalarının siyasi sorumluluğu üstüne yatılmamalıydı.
Sayın Başbakan, partinizin isim sıralamasında olduğu üzere kalkınmadan evvel memlekette adalete yoğunlaşılmalıydı. Kamu adına iş yaparken yolsuzluğa ve suça bulaşanlar hiçbir şekilde korunmamalıydı. Eliniz kolunuz mesabesindeki duruş sahibi başarılı bürokratlara kıyılmamalıydı. Yandaş medya kadar diğer basına da arada bir kulak kabartılmalıydı. Etrafınızda “Gururlanma padişahım, senden büyük ALLAH var!” diyebilecek çapta ve cesarette insanlar barındırılmalıydı. Ahmak dostlardan ziyade akıllı düşmanlara kulak kabartılmalıydı. Hülasa, belirli aralıklarla da olsa sağlık kontrolü için bir check upa girilmeliydi. Vesselam!



















