Bir Zamanlar Beşkazamızdan Anılar 1
Önce Yusuf Vurulur
Dedeler Seydikemerin Karadere, Eşen, Çaykenarı Köylerinde yaygın olarak yaşamaktadırlar.
Dedelerden Molla Mustafa obası 1900 lı yıllarda BEŞKAZAMIZIN AKDAĞ’IN Kuru ova, Cem alanı, Ekiz Göl, Ev Kaya, yaylasında yaylalar.
Çakıroğulları’da Darıözü, Çiftlik, Soğucak su, Pırnaz yaylasın da yaylasında yaylalamaktadır.
Çakıroğulları ile Dedeoğulları Akdağında yayla komşusudur. Çakıroğlu Süleyman Ağa Dedelerin babası molla Mustafayı öldürtmeyi düşünürmüş.
Sebebi Süleyman Ağanın Dedelerin yaylası Kuruova, Ekizgöl yaylası, Evkaya, Köpek gölü, Bucak gölü, Cem alanı, yaylasından dedeleri kovmakmış. Dedeler ile Çakıroğulları arasında bu nedenden ötürü sürekli tartışmalar olur. Akdağ yaylası yörük yaşamı için asla vazgeçilmez bir yayladır. Dedeler de Akdağdaki bu yaylalarına sahip olmak için sık sık Çakıroğulları ile farklı sebepler ile karşı karşıya gelirler. Bir defasında Çakır Oğulları, Dedelerin malını suladığı suyun gözüne bir köpek ölüsünü atarlar. Yörük yaşamında bu asla kabul edilemez, af edilemez bir hadisedi düşmanca bir davranıştır.
Dedelerden Molla Mustafa nın oğlu Yusuf’da yeni delikanlılık çağına gelmiş obanın sorunları Yusuf tan sorulmaya başlamıştır, Yusuf’ta obanın en korkusuzu, en iyi silah kullananıdır. Çakıroğlu Süleyman Ağa Yusuf’un ilerde önü alınmaz bir yiğt olacağı haberini eşten dosttan duymaktadır.
Bir gün Çakıroğlu Süleyman Ağa Darıözü yaylasından Tezli beldeki bacanağı Hortlak Hakkıyı ziyarete gider. Bu ziyarette Süleyman Ağa bacanağı Hortlak Hakkı’ya bacanak Molla Mustafa oğlu Yusuf’un çok sözü edilir oldu
Bana şu Yusuf’u çağırda bir sına bakalım gerçek nedir öğrenelim der.
Hortlak Hakkı’da Molla Mustafa’ya haber salar Yusuf bana kadar gelsin der.
Molla Mustafa ’da yeni yetişen yiğit oğlu Yusuf’a; oğlum Yusuf seni Hortlak Hakkı Ağa çağırmış var git bak bakalım ne var ne yok ne diyecekmiş öğren de gel hele der.
Yusuf’ta babasının sözünü dinler doğru tezli bele Hortlak Hakkının obasına varır. Yusuf’u gayet iyi karşılanır. Yusuf selam verir, obanın ileri gelenleri Yusuf’u buyur ederler. Ardından Hortlak Hakkı Ağa gelir önce sofralar kurulur, çay, kahve, sohbet edilirken Hortlak Hakkı Yusufa, Yusuf senin epeyi metini duyar oldum der, Yusuf da öyle söyleniyorsa öyledir Hakkı Ağa der. Hortlak Hakkıda Yusufu sınamak için haydi Yusuf şu benim mavzeri alda bir sınayalım bakalım der. Yusuf ‘ta tamam olur diyerek
Çadırdan dışarı çıkarlar Hortlak Hakkı Ağa yanındaki adamlarına çocuklar karşıya bir yumruk büyüklüğünde bir taş dikin bakalım Yusuf bu taşı vura bilecek mi bakalım? taş dikilir, mavzeri ‘de Yusuf’a verirler Yusuf nişan alır tetiğe dokunur dokunmaz dikilen taşın tam göbeğinden vurur dikilen taş dağılır toz duman olur, bir daha, bir daha, derken bu defa Hortlak Hakkı yumurta getirin de yumurta dikelim der, Yusuf ‘ta dikilen üç yumurtayı da vurur. Hortlak Hakkı Yusuf şimdide bu mavzerden çıkan fişekleri dikeceğim hadi bakalım şimdi bunu da vur bakalım, Yusuf üç defa ateş eder mavzer fişeklerinin üçünü’de vurur. Hortlak Hakkı’’da Yusuf’a dönerek aferim Yusuf der.
Hortlak Hakkının planı gereği adamlarına şimdide Yusufun cesaretini sınama zamanı geldi, önceden tembihlediği gibi Yusufun cesaretini denerler.
Yusuf bu sınavdan’da olumlu netice alır ve Yusuf’u yolcu ederler.
Hortlak Hakkı Ağa’da bacanağı Süleyman Ağa’ya haber salar Yusuf hem cesur hem de ‘’BEŞKAZAMIZDA’’ Yusuf’un üzerine silah kullanan, atıcı da yoktur diye haber salar.
Yusuf da artık Çakıroğlu Süleyman Ağa’nın uykusunu kaçırmaya başlar. Süleyman Ağa adamlarına Yusuf’u vurun ortadan kaldırın talimatını verir. Bir gün Korubükü köyünde Hokkabaz Faik Ağa’nın düğünü vardır, bu düğüne Dedeler ile Çakır oğulları ‘da davetlidir.
Önce düğüne Çakıroğulları gelmişler daha sonrada Dedelerden Yusuf davet karşılığını vermek için atına binip Korubükü Köyüne çıkar gelir bir bakarki Çakıroğulları da bu düğüde davetli. Yusuf habersizce tuvalete gidiyormuş gibi yapar görünmeden atına bindiği gibi oradan uzaklaşır Yusuf’u takip eden Çakıroğulları Yusuf’u bir ara gözden kaybederler bir de bakarlar’ki Yusuf atına binmiş uzaklaşmakta Yusuf’un arkasından mavzer ile ateş ederler fakat Yusuf çoktan mavzerin mevzilinden çıkıp uzaklaşmıştır. Dedeler ile Çakıroğulları arasında artık sular iyiden iyiye ısınmıştır. 1928 yılına gelindiğinde Yusuf Dedeler obasını Akdağın Kuruovaya göçürüp develerin, keçilerin, koyunların, yataklarını hazırlayıp yerleştirir bu defa da sahilde harman zamanı, darı ekimi zamanı gelmiştir. Yusuf. 10.06.1928 Haziran ayında darı çifti (ekme) zamanı önce harmanları kaldırırlar ardından darı çifti vakti gelmiştir Yusuf çift sürerken bir ara hem kendisini hem’de öküzlerini dinlenmesi maksadıyla armut ağacına sırtını dayar, hafif uykuya dalar. Boşunamı demişler su uyur’da düşman uyumaz diye takipteki Süleyman Ağa’nın adamları armut ağacına sırtını dayamış, silahı’da yanında Ağaca dayalı vaziyetteyken Yusufu Çaykenarı Köyündeki tarlasında ağaca dayanmış vaziyette uykuda iken yusufu vururlar, Yusuf oracıkta ölür. Yusufun vurulduğu yere de çaykenarı Köylüleri Yusufun vurulduğu yer anlamında, (YUSUF VURULDUĞU) derler. Çaykenarı Köyünde bu gün bile kime sorarsan sor, Yusuf vurulduğu yer nerede diye, Çaykenarı Köylüleri işte şuracıkta diye gösterirler.
Yusuf ‘un doğum tarihi:1900 ölüm tarihi:10.06.1928 dir.
Not: 05.12.2015 tarihinde otel Dedeoğlu lobisinde Kemal Dedeoğlu ile yaptığım söyleşide Kemal Dedeoğlu ilhan sen bunları yaz sonra bunlar unutulur gider der.
Kaynak kişiler
! . Kemal Dedeoğlu. Fethiye
- İsmail Durmaz (çelenli). Kayacık Köyü
- Hasan Aydın. Girdev, Alaçat
- Tahir Ağa. (Tahir lafçı ). Zeyve, Güneşli
- Halil Özdemir. Kara dere köyünden
Devamını ve ayrıntıları yakında çıkacak BEŞKAZALI Çakıroğulları Kitabımda okuyabilirsiniz.
İlhan Kurt

























