Hoşgeldiniz  
..................................................... .................................................... ...............................................

KÖŞE YAZARI DAVUT FEN’DEN “BİR KÖYDE, AÇLIKTAN BİRİ ÖLMÜŞSE, BÜTÜN KÖY HALKI KATİLDİR!”

Erkan Ilik | 13 Temmuz 2021 | Genel, Güncel, KöşeYazar, Manşet A- A+

   İnternetteki toplumsal ağlardan üyesi olduğum felsefe topluluklarının birinin paylaşımı aynısıyla yukarıda başlığa taşıdığım gibidir.
Şimdi bırakınız kem küm etmeyi; ortaya atılan sav oldukça güçlü ve açık. Ben, sığ düşünmeyi(!) bırakmış biri olduğumdan sözün haklılığını teslim ettim. Hatta üzerinde durdukça, yerden göğe ne kadar da doğru bir söz dedim durdum.
Bir kere o edilen söz kur-şun ağırlığındadır; ne kadar yan çizilmeye, kapsayıcılığından kaçınılmaya, kaytarılmaya çalışılsa da boşuna olacaktır.
Neden böylesi bir konuya eğildiğimi merak edenlerinizin olduğuna da kalıbımı basarım.
Nicedir öyle bir sorunsalımız yok mu? Yaşantımızı şöyle ya da böyle sürdürürken kimler, hangi kesimler, okkanın altına(!) gittiler? O boyut çok açık mı? Gördüklerimiz, duyduklarımız gerçeğin ne kadarıydı?
Onca çelişkili bilgi sunum ve değerlendirmeleri bizi kuşkulu yapmıyor mu?
Bir zamanlar, ta gençlik yıllarımızda iken -elimin al-tında olan dosyalarından çalışma arkadaşlarımla biri dışında aynı yaşıt kişiler olduğumuzu hayretle görmüş-tüm- İşletmemizin o angılı (!), zorlu koşullara sahip şefliğinde bir araya gelmiştik. Lise’den aynı sınıftan bir arkadaşım da sonradan bizim oraya resmi giysili biri olarak verilince epey bir esenliğe kavuşuvermiştim. Öylesi bir dağ başında görevliyseniz o boyut oldukça önemlidir. Eşi de çok candan bir kişiydi. Yeni tanıdığı biri olarak eşim de onu çok sevmiş, iyi birer yazgı arkadaşı olup çıkmışlardı.
Benim asıl işim ise şeften sonraki kişi olarak yazışma, hesap ve para işleriydi. Demirbaşlardan da sorumlu o-landım. Arazide her ne yapılıyorsa resmi giysili çalışma arkadaşlarım sorumluydular. Elbet baş sorumluluk ise bizim sicil üstümüz olan mühendisin şefindi. Ben, daireye getirilen iş ve işlemlerin sonuçlarıyla ilgiliydim. Eğitici, öğretici yanımda ö-nemliydi elbet.
Askeri Yönetim Dönemi olduğundan sıkıyönetim kuralları geçerliydi.
Köy ise alt başımızda, kuytuda, biraz aşağımızda kalıyordu. O yöne bakınır dururduk. Araçla gelenimiz olursa hep oradan çıkar ge-lirdi. Kaldığımız konutun giriş kapısı da o yöndeydi. Nasılsa işte, ilgi alanımız, seyirliğimiz hep orasıydı.
Ben, o dağ başında iç sıkıntımla başedebilmek için öteye beriye geziniyordum ki bir ânda bağırışlar, çığırışlar kopmuş, sessizlik durduk yerde bozuluvermişti. Baskın bir kadın sesi vardı. Hiç de umulmadık biçimde ortalığı beri getirmekte, o başat dinginliği gürültüye, patırtıya boğmaktaydı. Kendisi açıkça görünür olmasa da aile içi bir sıkıntının dışa yansımasının olduğu kesin-di. Kıyı, köşede değil, olay köyün ortalarında bir yer-deydi. Kadının bağırıp çığırmasında ise açıkça bir başkaldırı vardı. Orada, cana tak edilmişlik, bir insanlık sorunu olduğuna hiç kuşku yoktu. Kayıtsız kalınacak bir olay gibi görünmüyordu. Çok geçmeden de o gürültü patırtı hız kesti; bitti gitti. Ortalığa yine o önceki başat dinginlik egemen oldu.
O sıra köyden bir kimseye rast gelip olup biteni de soramamıştım. Köyde o gün yaşanılan, alışıldık, sıradan bir olay olamazdı.
Benim ise köyde çalışma arkadaşlarımdan ayrışan bir konumum vardı.
Bir akşam o sınıf arkadaşlarımızdaydık. Onların konutları eğimli yerleşkemiz içinde üst baştaydı. Bize en uzak yerde, ormana bitişik sayılırlardı. Söyleşimizin bir yerinde söz, köyde kopartılan o kadın çığırış bağırışı-na da geldi. Köylülerle bütün gün içli dışlı olan arkadaşım, benim merak ettiğim o olay-dan haberdar olmuştu.
Bir zamandır iş güç yoktu. Belli başlı kazanç kapısı orman olan köy halkının işi zordu. Elde avuçta olanlar azaltmış, zaten az olanlar i-se çoktan sıfırı tüketmişlerdi. O iyi yönettikleri kooperatifleri de olsa işlerin önü açılmış değildi.
İşte o köylülerden bazıları meğerse iyice daralmışlar. Düşkünce bir ailede de ise huzursuzluk başını almış gitmiş. Yokluk başa belâydı işte; kendisine o “para yok” deyip duran kocasına, kadın, iyice sinirlenip zıvana-dan çıkmış. İkide bir söylenip duran, para yok, sözü onu çıldırtmış. O ara aklı sıra “Kâtipte vardır” demekteymiş. Ben de, bir tepki alacağımı bile bile, verilmiş sadakam varmış, türünden bir söz etmiş bulundum. O can-dan, sevecen ev sahibemiz kadın hemen o ara kahkahayı basmış, ardı sıra da gülme-si hiç eksik olmayan arkadaşım gelmişti. Eşim de onlara katılmıştı. O tepkiyi vermeleri olağandı. Ettiğim sözle onla-rın o hareketine çanak tut-muştum. Ben kendim ise bı-rakın kahkaha atmayı gülümsememiştim bile.
Dara düşmüş o hane hal-kından kadının, canına tak etmişlikle verdiği yürek paralayıcı canhıraş tepkisini nasıl eğlence konusu yapardım? O kadının, onca hısım, akraba-sının olduğu ortamda, çığırışlarıyla yeri göğü inletirken “Kâtipte vardır” diyerek, umutla bel bağlayıp umursa-dığı kişi ben oluyordum.
Ben de öteden beri hep toplumcu biri ola gelmiştim; durduk yerde; vara, yoğa(!) gülemezdim.
O günden beri de, niye he-men o sıra akıl edip arka çıkmamışız ki, der dururum.
Oysa bazı kereler hiç duraksama bile göstermem. O boyuta öncelikle el atan biri olmayı yeğlerim. Hem asker-de bir çavuş olarak hem de sivilde örgütçü biri olarak öylesi arka çıkmalarda başı çekmişliğim vardır.
Şimdilerde ise eşim de o boyutta örgütsel kimliği ile bayağı bir varlık gösteriyor.
Yazımın başlığında sözü-nü ettiğim koşullu niteleme o-lan, bütün köy halkı katildir, yaftasını yemekten özenle kaçınırız. İlkemiz öyledir.
Herkese iyi haftalar….

 

276 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,8689
EURO 10,4740
BIST 12,1977
ALTIN 499,21

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle