Altmışa Bir Kala – Ebru Oğuzhan Yeter
Altmışa bir kala… Yarım asrı geride bırakıp bir ömrün eşiğinde durur gibi insan. Ne tam varılmış, ne de başlanılan yerde. Arada bir yerdeyiz işte… Ne gençliğin hoyrat rüzgârı esiyor sırtımızda, ne de yaşlılığın dingin kabullenişi omuzlarımızda. Altmışa bir kala, insan biraz daha kendine yaklaşıyor aslında.
Yaşadığımız ülkenin altmış yılını düşünüyorum. Her yılı başka bir hikâye, her dönemi başka bir yara, her acı başka bir umut. Dostluklar kurulmuş; kimi zaman bir çay bardağında pekişmiş, kimi bir fincana doldurmuş kırk yılını, kimi zaman bir bakışta anlaşılmış, kimi zaman bir çırpıda silinmiş. Ama ayrılık da eksik olmamış hayatımızdan… Gurbet ağır basmış, yollar bölünmüş, insanlar susmuş, vedalar zor gelmiş. En ağır ayrılık ölüm olmuş. Her dönem vefa, en inatçı duygumuz olarak kalmış içimizde. Güzellikleri, iyilikleri ve küçük bir tebessümü bile sevgiyle hatırlıyoruz.
Yaş almak başka, yaşlanmak başka. Yıllar geçer, takvimler değişir; saçlara ak düşer, yüz çizgileri derinleşir. Ama yaş almak sadece zamanın ilerlemesi değildir. Yaş almak; anlamak, kabullenmek, bazen susmak, bazen de yeniden başlamak demektir. Yaş almak; olgunlaşmak, fazlalıkları kolayca atabilmek, dostlara sıkıca sarılmak, tecrübeleri paylaşmak, yalnızlığa alışamamak, mecburiyetleri olgunlukla kabullenmek demektir. Yaş almak, emekleyerek ayağa kalkan bir bebeğin gururu gibi güvenle yol alabilmektir.
Yaşlanmak ise vazgeçtiğimiz yerde başlar. Güvenmekten vazgeçince, sevmekten vazgeçince, geçmişte yaşayıp bugünü kaçırınca, vefayı unutunca, dostlardan tek tek kopunca başlar.
Altmışa bir kala, insan şunu fark eder: Hayat ne tamamen dostluk ne de bütünüyle ayrılıktır. Ne sadece vefa ne de yalnızlıktır. Hepsi bir arada, birbirine karışmış bir hikâyedir. Ve biz o hikâyenin hem yazarı hem de kahramanıyız.
Belki de mesele, altmışa varmak değildir. Mesele, altmışa bir kala bile hâlâ insan kalabilmek, yaşamı hissedebilmek, hâlâ umut edebilmek, hâlâ birine “gel” diyebilmekte saklıdır.
Çünkü insan, yaş aldığı sürece değil; içindeki umudu kaybetmediği sürece yaşar…



















