Af Kule Manastırı Tabiat Yürüyüşü..
(Kayaköy- Belen mah_Af kule..)
Sabah yağmurlu bir havada uyanmıştık. hava hala karanlık ve tüm gece yağan yağmur devam ediyordu.. Hava durumunu daha evvelden takip etsek de fethiye’nin hava durumda sürprizlere alışıktık…ama .. severek bağlandığımız bir kış sporu olan doğa yürüyüşleri için yağmur bir engel değildi.. fakat yürüyüş güzergahımız ıslak zeminde yürümek için zorluca olduğu için hafif bir endişe yaşatmıştı . sabah önce gruba bir cesaret üfleyip tam kadro servislere doluşmayı başarmıştık.. Yolumuz Kayaköydü… ..Kayaköye varınca Belen Mahallesindeki Osmanlı Dönemine ait su sardıçın’da servislerden indik.. Aralığın son haftası babadağ karlar içinde havada ince yağan yağmur onlarca fethiyeli bayanı sıcak yataklarından çıkartıp doğanın mis kokan yağmur sonrası toprak kokusuyla buluşturabilmek mutluluk verici idi. servislerden inince önce termoslarla getirdiğimiz çay kahvelerle içimizi ısıtıp kısa bir moladan sonra yürüyüşümüze başlamıştık… Güzergahımız binlerce yılık likya yoluydu .. 14 km ..oldukça zevkli ama kaygan zemin taşlar kayalıklar hafif tırmanışlar ve inişlerin olduğu muhteşem doğa tarih ve manzara ….
yağmur durmuş hava açılmıştı yerine mis gibi toprak ve dığa kokusu kalmıştı.. yürüyüş için herşey muhteşemdi.. sadece bu koku bizi mest etmeye yetiyordu..bir bölümünü sırf mersin ağaçlarının çevirdigi likya yolunda ağaçların arasında ara ara binlerce yıllık antik su kuyuları .. yıkık tarihi kalıntılar doğanın içine gizlenmiş en güzel halleriyle bizi cezbediyordu.. hem yürüyor hemde bol bol bu güzellikleri fotoğraflıyorduk.. ama dikkatlide olmamız gerekiyordu. yerler ıslak ve oldukça kaygandı..likya yolunu tamamen kaplamış çam pürüleri çamur ve ıslanınca dahada kayganlaşmış taşlar kayalar yürümemizi zorlaştırsalar da .. yürüyüş sopalarımızın destegiyle dengemizi sağlayarak zevkle ve azimle devam ediyorduk… karşımıza çıkan her manzara duyduğumuz her koku terapi huzur ve doğa yürüyüşlerinin vazgeçilmezliğinin sebebiydi..
öğlen saati gelmiş yemek molası verilecekti.. ve mola için 12 adalar manzaralı geniş açık alanda bulunan keyifli bir yeri tercih etmiştim. kırka yakın onlarca bayan ıslak zeminde yerlere yayılmıştı.. yiyeceklerini sermiş ,kahveler için ateşler yakılmıştı.. toplanan ağaçlar ıslak olduğu için ateş konusunda baya mücadele vermiştik.. onca kadın kahve için cevzeyi unutunca kahveler fincanlarla direk közlerin içine gömülmüş pişirilmişti.. keyfimizi bozacak engelleri aşmak bizim işimizdi…. bu vakitler yanımızdan bir çoban geçti.elinde bir demet nergis harika görünüyordu.. heyecanla bu nergislerin kaynağı soruldu.. demek ki şimdi nergis zamanı idi desem geçen yıl ilkbaharda görmüştük.. ama neyse ne farkederki bence o çoban hayatının hatasını yapmıştı bunca kadına nergislerin olduğu yer söylenirmiy di hiç.. elbette bir kısmı hemen oraya gitti dik kayalıkların yamacında hafifte tehlikeli bölgede tamamen o nergisler toplanmıştı. herkesin kucağında koca demet nergisler…. kokusu sarmıştı dört bir yanı.. ben çiçekleri kendi yerinde doğada severim koparmaya kıyamam anca fotoğraflar keyfine öyle varırım.. ama tohumları doğada çoğaldığı içinde kızları bu zevkten mahrum etmek istememiştim. hatta bir demette bana toplamışlar saolsunlar.
Bir saatlik yemek molası bitmiş yola kaldıgımız yerden devam etmeye başlamıştık.. burdan itibaren yolumuz biraz daha zorlu olmaya başlamıştı. taşlar kayalar üstünde hop hop sekiyorduk. buda tüm kaslarımızı çalışmasına sebep oluyordu. bu durum güzel bir şey olsa da akşam eve gidince yerlerimizden kalkamıcağımıza alametti.
küçük tepeciklerle inişli çıkışlı olan bu güzergahın sonuna doğru yaklaşıyorduk hedefimiz olan Afkule manastırına az kalmıştı.. yorulmuşmuyduk evet bu sefer engebeler yüzünden yorulmuştuk.. ama keyif, huzur ,relax süperdi kim takardı vücut yorgunluğunu…Afkuleye inişe geçilmişti .. Rivayete göre, Afkule Manastırı herkesten uzak bir yaşam yolunu seçen, Elefterios adlı keşiş tarafından basit aletler ile kayaları oyarak yapılmış herkesten her şeyden uzak sakin bir hayat için muhteşem bir yerdi denizin ve doğanın derinliğinde …. manastır gezildi bol bol fotoğraflandı.. kaya köy gemiler yolunda servisimiz bizi bekliyordu afkule den araç yoluna kadar yürümeye devam ettik. elbete bu günde semaver çay keyfimizi yapacaktık. helede bu gün bunu sonuna kadar hakketmiştik. araçlara binip gemiler adası darboğaz manzaralı alana gidip semaverlerimizi yakıp odunda pişmiş çaylarımızı yudumlayıp az dinlendiğimizi hissettik…artık eve dönüş zamanı gelmişti. güzel bir günün ardından bir daha ki yürüyüşe kadar şehir hayatına dönüldü..bize bu güzel ülkenin güzel ilçesinde yaşama hakkını veren Allaha bunların tadını çıkarabildiğimiz için şükür zamanıydı…
(MİHRİBAN ARSLAN.)






























