28 Şubat’ın 29. Yılında Demokrasi Vurgusu
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İnsan Hakları Başkanlığı, 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümünde bir basın açıklaması yayımlayarak 28 Şubat’ın Türkiye’nin demokrasi tarihindeki darbeler zincirinin bir halkası olduğunu vurguladı. Açıklamada, 28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleştirilen ve kamuoyunda “post-modern darbe” olarak anılan müdahalenin, yalnızca siyasete değil toplumsal yapıya da ağır etkiler bıraktığı ifade edildi.
Açıklamada, 28 Şubat’ın amaçları itibarıyla 27 Mayıs Darbesi, 12 Eylül Darbesi, 27 Nisan e-Muhtırası ve 15 Temmuz Darbe Girişimi ile aynı doğrultuda değerlendirildiği belirtilerek, millet iradesini hedef alan tüm müdahalelerin ortak bir vesayet anlayışının ürünü olduğu kaydedildi.
“Topluma Yönelik Ağır Bir Müdahale”
Metinde, 28 Şubat sürecinin yalnızca seçilmiş hükümete yönelik bir müdahale olmadığı, aynı zamanda toplumun geniş kesimlerini etkileyen bir baskı dönemi olduğu ifade edildi. Özellikle başörtülü kadınların eğitim ve çalışma hayatında ciddi hak kayıpları yaşadığı, dini hassasiyetleri bulunan vatandaşların kamu kurumlarında çeşitli engellerle karşılaştığı hatırlatıldı. Açıklamada, bu sürecin milli ve manevi değerlere yönelik sistematik bir baskı niteliği taşıdığı savunuldu.
“Vesayet Odaklarıyla Mücadele”
AK Parti, iktidarları döneminde vesayetçi anlayışla mücadele ettiklerini ve demokratikleşme yönünde önemli adımlar attıklarını belirtti. Açıklamada, milli iradenin güçlendirilmesi ve sivil siyasetin alanının genişletilmesi yönünde gerçekleştirilen reformlara dikkat çekildi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde demokrasi standartlarının yükseltildiği ifade edilirken, darbeci zihniyet karşısında kararlı bir duruş sergilenmeye devam edileceği kaydedildi.
“Demokrasi Bilinci Diri Tutulmalı”
Son dönemde başörtüsü ve yerel kıyafetlere yönelik bazı tartışmalara da değinilen açıklamada, 28 Şubat zihniyetinin tamamen ortadan kalkmadığı ve demokrasi bilincinin sürekli canlı tutulması gerektiği belirtildi. Sandığın ve milli iradenin önemine vurgu yapılarak, toplumsal barışın korunmasının büyük Türkiye hedefi açısından hayati olduğu ifade edildi.




















