Hoşgeldiniz  
.................................................................................. ................................................................................... .................................................................................

TÜRKİYE’Yİ SEVMEK

1. Asım Cezayirlioğlu | 29 Eylül 2014 | KöşeYazar A- A+

TÜRKİYE’Yİ SEVMEK

Her gün gazeteleri okuyarak Türkiye’ye dair yazılanları görme fırsatımız oluyor. Zaman zaman da bu yazılar nasıl yazılıyor derdine düşüyoruz. Bu topraklarda yaşayan, ömrünü buralarda geçirmesine rağmen bu topraklara ait olmayan onlarca yazar her gün kapımızı çalmakta.     Bir taraf Türkiye neden Suriye’ye savaş açmadı derken asıl amacın farklı olduğunu açık ediyor. Dertleri Suriye’deki insanlık dramına son vermek mi yoksa Suriye bataklığına çekerek, özledikleri Türkiye’yi faş etme dertleri mi depreşti bilmem. Diğer taraftan Türkiye’yi IŞİD ile beraber göstermek için akla gelmeyen yollara başvurmaktalar. Bizim vatandaşlarımızı hiç düşünen yok. Elin oğlu bir vatandaşına sahip çıkamaz iken, Türkiye 49 vatandaşını sağ salim ülkemize getirdi. Mesele 49 vatandaşın kurtulması ise pazarlık olmuş gibi laflar teferruat ifade eder. IŞİD ortaya çıktıktan 6 ay sonra 13 Ekim 2013 tarihinde terörist ilan eden ülke Türkiye. Hal böyleyken durmadan IŞİD yanlısı lanse edilmesinde nasıl iyi niyet arayacağız. Bu yazıyı yazarken gelen bir Tweet durumu izah etmekte. Ne diyor Ceyda Karan: “Neyse sonunda.. Haberleri izliyorum liderlerimiz IŞİD’e ‘terör örgütü diye altını çize çize konuşmaya başladı en azından” aslında soru basit 49 vatandaşımızın rehin olduğu bir ortamda her şey nasıl açık ifade edilecek.      Bizim yazarların bazıları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı veya Başbakanının söylediğine inanmak yerine New York Times’ın dediklerini dikkate alarak algı yönetimine baş vurmaktalar. Neymiş Türkiye IŞİD’e katılanlara göz yumuyormuş. Bu anlayış aynı zamanda bir hastalığı gün yüzüne çıkarmakta.  Bizdeki batı hayranlığı bir anlamda ülkeyi pazarlama anlamına da gelmekte. Bir zamanlar IMF’den yardım almazsak batarız diyenler neden batmadığımızı  anlamışlar mı dersiniz?       Dün bu ülkenin bağımlı yaşamasına göz yumanlar, zemin hazırlayanlar, bugün gelmiş olduğumuz noktayı nasıl değerlendirmekteler? Tek başına karar alabilen bir ülke haline gelmek bizim bu ülkeyi sevmemiz için yeterli değil midir? Etrafımızda meydana gelen olaylarla ilgili Türkiye’yi istediği istikamete çekebilmek için önemli  kişilerin sık sık ülkenin kapısını aşındırması sizce tam bağımsızlık yolunda ilerleyen bu ülkeyi sevmek için yetmez mi?      Siyasi mülahazalarla hareket ederek her söylenene itiraz etmek ne kadar doğru olur.  Türkiye’nin tarihten gelen misyonunu görmezden gelmek bu ülkeyi çok küçük bir alana hapsetmek anlamına gelmez mi? Bugüne kadar bu misyonun varlığından haberdar olma derdine düşmemiş olanların, bugün Türkiye’yi Osmanlıcılık yapmakla suçlamaktalar.       Bugün Türkiye’yi sevmek 780 bin metrekareye sahip çıkmak değildir. Türkiye’yi sevmek aynı zamanda tarihi

sınırlarımıza sahip çıkmaktır. Bizler ne kadar gözlerimizi yumarsak yumalım bu sınırlar içinde yaşayanlar öyle ya da böyle Türkiye ne der, ne düşünür sorusunu sormaktalar. Vizyon sahibi yöneticilerimiz de bu düşünceye sahip çıkarak, bu doğrultuda politika geliştirmeleri gerekir. Hükümetin ortaya koyduğu politikalar bu doğrultuda olduğu için İngiliz-Amerikan gazeteleri Türkiye’yi Osmanlıcılık yapmakla eleştirmekteler.     Suriye’de başlayıp Irak’ta varlığını her geçen gün arttıran IŞİD konusunda bile ortak noktayı bulmakta zorlanıyoruz. Hadi diğer ülkelerin derdini anladık ama içimizdekilere ne demeli. Gözü kapalı IŞİD’e karşı çıkıyoruz. Peki binlerce insanın ölümüne sebep olan Suriye lideri Esad ne olacak. Bu soruyu pek soran yok. Tamam IŞİD bizim için terör örgütü. Bu topraklarda yaşayıp bu ülkenin kimliğine sahip olmasına rağmen Türkiye ile IŞİD’i aynı karede gösterme hevesinde olanlar var. Tıpkı MİT müsteşarını İran yanlısı göstermek gibi. Türkiye’nin toplam 1200 km civarında olan sınırlarını düşünmeden neden duruyoruz sorusunu basında çok görüyoruz. Hiç şu soruyu soran yok. Peki IŞİD neden ortaya çıktı. İşte bu soruya verecek olduğumuz cevap bizim bu ülke adına verecek olduğumuz kararların doğru olduğunu gösterecektir. Bazı çevreler IŞİD gitsin diyor. Tamam IŞİD gitsin ama Esad ne olacak. Bizim sınırlarımızın güvenliği önemli değil mi? Türkiye’yi seviyoruz diyenlere çağrımız siyasi çıkarlarımız gereği politik ve ideolojik yaklaşımlar yerine Türkiye merkezli politikaların peşinde olmamız gerekir.     Türkiye’yi sevmek batının verdiği “IŞİD petrolü Türkiye üzerinden satıyor” haberine sarılarak Türkiye’yi düşünmeden hemen hükümete vurmak ne kadar akılcıdır? Türkiye’yi sevmek, ne olduğu bilinmeden-aslında ne olduğu bilinen- MİT tırlarını durdurarak Türkiye’yi terör örgütlerine destek veren ülke konumuna düşürmek için girişilen çabalar bu ülkeye en büyük ihanet değil midir?     Sevgili dostlar yıllarca Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur diyerek hep sürünün ardında gitmeyi yeğledik. Kendi politikalarımızı belirleme gücünü kendimizde görmedik.  Tam bağımsız Türkiye yolunda çaba sarf etmedik. Son yıllarda Türkiye ne der sorularına sık sık muhatap olmaya başladık. Çevremizde ve dünyada sözü dinlenir bir ülke için çaba sarf eden kim olursa olsun destek olmak Türkiye sevgisinin gereğidir. NOT: Fethiye Eğitim Bir Sen delege ve yönetim kurulu seçimlerine katılan değerli üyelerimizin göstermiş olduğu katılım ve destekleri sebebiyle teşekkür ederim. asimcezayirlioglu@hotmail.com 30 EYLÜL 2014 SALI

24070 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 7,2915
EURO 8,5355
BIST 1,1787
ALTIN 477,20

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2020 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle