RÜZGÂRIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR… DÜMEN KIRALIM…
Merhaba Değerli Okuyucularım,
Bundan beş yıl önce temiz enerji gelişmekte olan bir pazarın küçük bir kısmını oluşturan bir alan olarak görülüyordu. Ticari olarak temiz enerjinin kârlı olmadığı zamanlarda enerji şirketlerinin genel yaklaşımı fosil yakıtlardan yanaydı ve genel kanı kömürün yüzyıllarca kalacağı, petrol ve doğalgaza kesinlikle ihtiyaç duyulduğuydu daha sonrasında ise devlet sübvansiyonlarıyla bu durum değişmeye başladı ve temiz eneri sektörüne giren ilk şirketler bu pazardan nasibini almaya başladı. Bugün geldiğimiz noktada enerji sektörü artık sonsuzluğun peşinde ve kaçınılmaz bir değişimde. Enerji sektörün bilinçli oyuncuları güneş ve rüzgâr santralleri gibi yatırımlara sahip olmak için rekabet etmeye çoktan başladı bile. Bizde bu yazımızda enerji sektöründe değişimin baş aktörlerinden biri olan rüzgâr enerjisi hakkında biraz fikir sahibi olalım istiyorum.
Genel bir bakış açısıyla Türkiye’nin sektördeki yerine bakacak olursak veriler oldukça açık ve gurur verici;
Avrupa Rüzgâr Enerjisi Birliği (WindEurope) tarafından yayınlanan 2020 Finans ve Yatırım Trendleri’ne göre yeni rüzgâr santrallerinin kurulumuna 43 milyar euro yatırım gerçekleşti. İngilitere’nin 13, Hollanda’nın 8, Fransa’nın 6,5 ve Almanya’nın 4,3 milyar euro yatırıma sahip olduğu rüzgâr enerjisi alanında ülkemiz ise 1,6 milyar euro yatırımla Avrupa’nın 5. büyük rüzgâr enerjisi yatırımına sahip olan ülkesi konuma geldi.
Çoğumuzun bilmediğini varsayarak öncelikle amorti etmenin tanımını yapalım: Amorti etmek, bir girişimde yatırılan parayı zamanla geri kazanmak demektir.
Rüzgâr santralleri kendisini 7 yılda bir amorti ediyor. Bu da enerjide dışa bağımlılık oranını büyük bir oranda minimum düzeye indiriyor.
Aynı zamanda yapılan son düzenlemeler ile beraber yenilenebilir ve temiz enerji sektörünün uzun yıllardır merakla beklediği ;Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği’nin 9 Mayıs 2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi bu sayede güneş ve rüzgâr enerjisi santrallerinin ürettikleri enerjiyi depolayarak, gece karanlığında ya da rüzgâr hızının çok düşük olduğu hava şartlarında şebekeye enerji sağlayabilecek ve bu düzenlemeyle beraber güneş santralleri geceleri, rüzgâr santralleri rüzgârsız havada sisteme enerji tedarik edemez iddiası da kökünden çürüyeceğe benziyor.
Elektrik üretim kapasitesi 1 megawatt (MW, 1 milyon watt) rüzgâr enerjisi bir yılda 2,4 milyon ila 3 milyon kilowatt saat (kWh) elektrik üretebilir. Küresel ölçekte rüzgâr türbinleri şu anda yaklaşık sekiz büyük nükleer enerji santrali kadar elektrik üretiyor. Rüzgâr türbinlerine baktığımızda önemli trendler gözümüze çarpıyor. Bunlardan bir tanesi de, açık denizlerde 7 megavat gücüne kadar varan büyük türbinlerin birleştirilip rüzgâr çiftlikleri kurulması. En hızlı büyüme ve en yüksek yatırımlar bu alanda.Diğer enerji biçimleri de hemen hemen rüzgâr enerjisine yakın oranlarda kendilerini amorti edebilmekteler bu da, yenilenebilir enerjinin her açıdan ne kadar karlı bir yatırım ve enerji olduğunun bir başka göstergesi.
Ülkemizde ve dünyada jeotermal, güneş, rüzgâr gibi doğal ve yenilenebilir kaynaklara yapılan yatırımların hala istenen seviyelerde olmaması ve gerekli verimi verememesi fosil yakıtların kullanımının sürmesine neden olmaktadır. Cari açık diyoruz ya hep işte o cari açık enerji eksikliğimizden kaynaklanmaktadır. Yenilenebilir enerji projelerini ardı arkasına uygulayacağız ve inşallah cari açıklarımızı cari fazlaya çevireceğiz.
HAFTAYA GÖRÜŞMEK ÜMİDİYLE…






















