Hoşgeldiniz  
..................................................... ................................................

Mustafa Kaşıkçı’nın Kaleminden

Erkan Ilik | 03 Nisan 2014 | Genel A- A+

MAKAM ESİRLERİ & SEÇİM GÖREVLİLERİ

Makamların peşinde ne yapraklar savrulur. Dünyalık payeler sarmalar gönül kafesini. Sarmaşıklar gibi adım atılan her yere dolanır umutlar. Birinden kaçarken diğerine takılır insan. Bir balıkçı teknesinde derin sularla buluşma arzusuyla yanar kimi zaman. Hele bir atılsam uçsuz bucaksız denizlerin derin sularına der. Atılsam. Derinlere dalsam. İncilerin, mercanların en safını çıkarsam pazarlara, diye düşünür.

Bazen, bazı insanlar tutkuyla bağlanırlar elde ettikleri makamlara. Sanki ilelebet kendisine tahsis edilmiş bir pozisyon gibidir bulunduğu yer. O yeri kaybetmemek için, o yerde bulunmuş olmanın kendisine kazandırmış olduğu prestişten uzaklaşmamak için, her türlü ayak oyununun içinde yer almayı göze alır. Yamulur, kıvrılır, bükülür. Bir bukalemun gibi renkten renge girer. En yakınında bulunanlara bile yabancı olmaya başlar.

Birilerinin korkusuyla ya da başka birilerinin sevgisiyle, bulunduğu o yerin ruhunda oluşturduğu bütünlüğün hiçbir zaman bozulmayacağı zannıyla denizler içine dalar, ateşler içinde parlar.

Bir makamın, bir payenin esiri olur ruhlar. Birkaç günlük ömür sermayesinde ebedi istirahat gâhlar tesis ettiği zannına kapılan ölü ruhuyla dolaşır sokaklarda. Kalabalıklar içerisinde parmakla gösterilen adam olduğu havasıyla hep işaret noktasına meyilli yaşar.

Bilmez bir makam uğruna, binlerce gönülde yer tutan makamına dinamit koyduğunu. İlle de oturduğu makamın sevdasıyla söyler en yanık sözlerini. Hem kendisi yanar, hem sevenleri…

 

***********************************

 

Sevgili Dostlar, 30 Mart 2014 Türkiye’de mahalli seçimlerin yapıldığı tarihti. Birçok şehirde seçmen sandıklarında görev alan binlerce insan gibi ben de o gün seçmen sandıklarının başında görev yaptım. Sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eden bir vazifeydi yaptığımız iş. Binlerce arkadaşımın yaptığı gibi, memleketimiz adına, yarınlar adına, hakkaniyet ölçüsünde hareket edip, neticeye giden yolda objektif bir duruşla tamamladım işimi.

Saat 17.00’de oyların sayımına başladım ve 23.00’e kadar devam etti sayım işim. Sandık kurulunda vazifeli arkadaşlarımla birlikte, oldukça titiz bir çalışma neticesinde oy sayma işini bitirdik. Sırada, elimizdeki ağzı mühürlenmiş oy çuvallarının ilçe seçim kuruluna teslim edilmesi vardı. Emniyet birimlerinin desteğiyle ilçe seçim kuruluna ulaştım. Benim gibi onlarca arkadaşım ellerinde oy pusulaları bulunan çuvallarıyla sıra beklemekteydi. Saatime baktım. Saat 23.30’u gösteriyordu. Sıra numarasını alıp binanın içine girdiğim zaman gözlerime inanamadım.

Gecenin o saatinde yüzlerce sandık görevlisi arkadaşım ellerinde çuvallarıyla birlikte ayaktaydı. Birkaç kişi ayakta olanlara göre çok daha şanslıydı. Çünkü onlar oturabilecek bir sandalye bulabilmişlerdi kendilerine. Ben ve benim gibi olanlarsa betonun soğuk yüzüne tutunmak zorunda kalmıştık. Dakikalar eriyordu. Oy çuvallarını teslim etme yerinde işler çok yavaş ilerliyordu. İlerlemenin yavaşlığını anlayabiliyordum. Çünkü sandıklardan gelen sonuçlar bilgisayar ortamına tek tek aktarılıyordu.

Dakikalar saatleri kovaladı. Gecenin ayazından kaçmak için zemin katta bulunan bir mekâna attım kendimi. Orada da manzara dışarıdakinden çok farklı değildi. Sadece kapalı bir ortamda olmanın ayrıcalığı vardı. Orada da insanlar yerlerde, tahta parçalarının, oy çuvallarının üzerinde oturuyorlardı. Bayıyla bayanıyla yüzlerce insan…

Bu manzara karşısında içim burkuldu. Aman Allah’ım dedim, ne oluyor böyle! 22. yüzyılın Türkiye’sinde, çoğu öğretmen olan, yüzlerce sandık görevlisinin perişan hali yüreğimi parçaladı. Söylendim kendi kendime.

Ne olurdu sanki dedim. Buraya 400-500 plastik sandalye getirtseydi birileri de bu insanlar böyle sersefil durumda olmasalardı, dedim. Seçim meydanlarında aş dağıtan adaylar, fiş dağıtan adaylar keşke buraları da düşünmüş olsalardı, dedim. Ne güzel olurdu aslında. Plastik sandalye üzerinde bile olsa oturabilmek… Çünkü gün boyu zaten seçim görevimizden dolayı hep ayaktaydık büyük çoğunluğumuz.

Bir okulda idareci olarak vazife yaptığını bildiğim bir arkadaşıma gözüm ilişti sonra. İyice dertlendim. Arkadaşımın canına tak etmişti yorgunluk ve uykusuzluk belli ki. Buz gibi betonun üzerine uzanmış, oy çuvalını da kendisine yastık etmişti. Yüzlerce insanın gözü önünde, onlarca insanın ayakları arasında mışıl mışıl uyuyordu arkadaşım. Ama böyle olmamalıydı, dedim kendi kendime. Böyle olmamalıydı.

Ne olurdu, genişçe bir yer olan o kapalı alana 400-500 plastik sandalye kiralanmış olsaydı. Bir geceliğine de olsa orada dev ekranlı bir televizyon, yayınları aktarsaydı. Ne olurdu sanki… Bunların yanında, bir de çay ikramı olsaydı, diyerek yüzsüzlük yapmayacağım tabi.

Keşke o kadarcık bile olsa, oraya ellerinde çuvallarla yakından, uzaktan gelen görevlilere bir değer verilebilmiş olsaydı. Tabii ki, o gün orada vazife yapan insanlar yaptıkları o işin ücretini alacaklar devletten. Bunu anlıyorum; ama anlamadığım şey, insanlık bu kadar da ucuz olmamalı be kardeşim.

Yüzlerce insanı kümes gibi bir yere yığ, hallerini hatırlarını sorma. Girişi olan, ancak çıkışı elindeki çuvalı yetkililere teslim ettikten sonra bulabileceğin bir sistemin içerisinde saatlerce elindeki emanet çuvalı bekle. Hem de onurunu, gururunu ayaz geceye inat, betonların soğuk yüzlerine yapıştıra yapıştıra.

Sabah saatler 07.10’u gösterirken elimdeki çuvalı yetkililere teslim edip çıkabildim ilçe seçim kurulu binasının çıkış kapısından. Benden sonra, onlarca insan, o soğuk ortamlarda bekleyişlerini sürdürmekteydi.

Ne olurdu yani azıcık da olsa birileri bizlerin insan olduğunu hatırlayabilseydi. Biliyorum artık çok geç. Ancak, inşallah gelecek seçimlerde görev alacak olan arkadaşlarımız için bir ön hazırlık yapılır da insanî olgunluğumuz ve insanca yaşamaya olan katkımız artar.

31 Mart sabahına uykusuz ve yorgun giren bir kardeşiniz olarak 30 Mart seçim sonuçlarının ülkemizin her köşesine hayırlar, bereketler getirmesini diliyorum. Kim kazanmış olursa olsun, sonuç itibariyle inşallah TÜRKİYE’MİZ KAZANSIN.

 

Muhabbetle kalınız…

442 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle