Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Mustafa Kaşıkçı’nın kaleminden, “BABA SENİ ÖLDÜRECEĞİM”

Erkan Ilik | 24 Nisan 2014 | Genel A- A+

“BABA SENİ ÖLDÜRECEĞİM”

Hafta sonu güneşin gökyüzünde pek görünmediği, daha doğrusu yüzünü göstermek istemediği bir günde cadde boyu yürüyordum. Caddede in cin top oynuyordu âdeta. Sağımdan ve solumdan geçmekte olan birkaç kişinin dışında benim kullandığım güzergâhı kimsecikler kullanmıyordu. Sanki şehrin tüm insanları sessizce ve ağız birliği etmişçesine, bir anda, terk etmişlerdi güzel şehrimizi.

Gönlümde değişik ruh hareketlenmeleri ile yürüyüşüme devam ederken semt pazarına yönelmek geçti içimden. Belki birilerini görebilirim ümidi ile yöneldim pazar yerine doğru…

Şehrin insanları akın etmişlerdi sanki pazar yerine. Adım atabilse şükredecekti insan. Kalabalıktan dolayı, iğne atsan yere düşmeyecekti. Ben kalabalığın içine doğru dalıyordum sessizce. Sanki Leyla’sına kavuşmuş Mecnun gibi heyecan doluydu kalbim. Derken yan taraftan gelen bir ses beni içinde bulunduğum ruh hâlimden bir çırpıda çıkarıverdi. Bir çocuk sesiydi bu ve: “-Baba, seni öldüreceğim!” diyordu.

İçimdeki yalnızlık duyguları, başka iklimlere doğru kanat vurup gidiverdi o anda. Bir korku, bir telaş, bir acı kapladı yüreğimi. Ama bu bir çocuk sesiydi, dedim kendi kendime. Korkularımı yenmeye, acılarımı dindirmeye çalışıyordum kendimce. Ama doğrusunu söylemek gerekirse kalabalığın içinden gelen bu ses hâlâ çınlamaktaydı kulaklarımda. Belli ki çok korkmuştum. Neden sonra gözlerimle aradım sesin geldiği yeri. Bir de ne göreyim: Bir oyuncakçının önünden gelmiş o ses. Kendime çok kızdım. “Nedendi dedim bunca korku? Koskocaman boyunla utanmıyor musun bir çocuk tehdidinden korkmaya? Yazıklar olsun senin gibi adama!” dedim ve arkasından da ince bir tebessüm bırakıverdim boşluğa sessizce.

Küçük, mini minnacık bir çocuk, eline aldığı oyuncak silahını babasına yöneltmiş ve “-Baba seni öldüreceğim!” diyordu. Ne kadar da sıcak söylüyordu tabiatında çok soğuk olan o “öldürmek” sözcüğünü. O çocuğu ve çocuğun titreyen ellerinden tutmaya çalışan sevgili babasını uzaktan seyrettim bir zaman. Çocuk ağlaya ağlaya eline aldığı oyuncak tüfeği satın aldırdı babasına. Sonra onlar da karıştılar kalabalığın o boğucu havasına. Kalabalık, küçük bir çocuğu ve şefkatli babasını eritti içerisinde. Derken bir başka çocuk geldi oyuncakçı dükkânının önüne. O da oyuncak bir tüfeğe sarıldı ve dedi ki: -“Babaanne, ben bununla savaşa gideceğim.!”

Merhamet damarları, oluk oluk merhamet akıtan yaşlı kadın da aldı o silahı ve verdi torunun günahsız ellerine. Derken onlar da karıştılar kalabalığın içine.

Sevgili okuyucum, yukarıda okuduklarınız sadece 15 dakika süren pazar yeri izlenimleri. Ben bu kadar kısa bir zamanda anladım ki bizim çocuklarımız “yaşatmaktan önce yok etmeyi” öğreniyorlar.

Hayata daha yeni yeni adım atmaya çalışan, daha yeni yeni dertlerini dillendirebilen yavrularımız, öldürmenin ne demek olduğunu bilmeden “öldürmek” kavramını beyinlerine kazımakta.

Yaşamanın “her şeye rağmen” güzel olduğunu düşünen ve gelecek için çocuk yetiştirmekte olan anneler ve babalar; lütfen bu günlerde yavrularımızı televizyon ekranlarının karşısına geçirirken dikkatli ve de seçici olalım. Bilelim ki biz onlar için yaşıyoruz. Onların burunları kanasa, gece yarısında bir öksürüverseler ciğerimiz parçalanır değil mi? Beden sağlığı ile ilgilenirken titiz davrandığımız çocuklarımızın ruh sağlıklarını da hafife almayalım.

Unutmayalım ve hatırdan çıkarmayalım ki “ağaç yaş iken eğilir” demiş atalarımız. Onların küçük küçük birer fidan olduklarını ve onlara vuracağımız her bir darbenin ileriye dönük izler bırakacağını aklımızdan uzak tutmayalım.

Maalesef bu günlerde televizyon kanallarının hemen hemen hepsinde saat başı  “savaş, ölüm, öldürme” konuları işlenmekte. Çocuklarımızın çok sevdikleri çizgi film aralarında bile bu tür haberler ağırlık kazanmakta. Bizler anne babalar olarak, hâlâ seçici davranmak zorunda değil miyiz sizce?

Amerika Irak’ı vuracak veya vurmayacak; gökten bombalar yağacak veya yağmayacak. Bu ihtimaller bizim çocuklarımızın düşünce dünyasına girmemeli. Zaten dünyanın birçok yerinde yüz binlerce, milyonlarca çocuk –mecburen- “çocuk oyunlarını” oynamadan “savaş hilelerini” öğrenmek zorunda. Ve maalesef bu çocuklar kinle, nefretle, öfkeyle ve de intikam duyguları ile büyümekte. Yani yeryüzü denilen bu kara parçası yeterince düşman kazanmakta haliyle.

Çocukların, hayatı bir oyundan ibaret bildiklerini aklımızdan çıkarmayıp onların oyuncaklarını bile dikkatle seçersek gelecek için bir gül dikmiş oluruz.

Ne diyelim; ille de ayrık otu yetiştirmek isteyen olursa, ıslahları mümkünse, Allah onları ıslah etsin; ıslahları mümkün görünmezse Cenabı Mevla aziz milletimizi şerlerinden muhafaza buyursun.

Muhabbetle Kalınız…

 

454 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle