MENTÖRÜN PENCERESİ Hakan BİROL
İÇSEL DÖNÜŞÜM GÜNLÜĞÜ
İnsan hayatının büyük bir kısmını dış dünyaya yetişmeye çalışarak geçirir. Yapılacaklar listeleri, sorumluluklar, beklentiler, mesajlar, toplantılar… Gün biter ama zihnin içindeki hareketlilik bitmez. Çoğu zaman insan durduğunu zanneder fakat aslında yalnızca yavaşlamıştır; gerçekten durmamıştır. İşte içsel dönüşüm bu noktada başlar: Dışarıdaki koşuşturma bir anlığına sustuğunda ve insan ilk kez kendi iç sesini duyduğunda. Bu ses çoğu zaman fısıltı hâlindedir. Günlük telaşın içinde duyulmaz, ertelenir, bastırılır. Fakat o ses hep oradadır. İçsel dönüşüm günlüğü, tam da bu sesi görünür kılmanın en sade ama en güçlü yollarından biridir.
Bir içsel dönüşüm günlüğü tutmak aslında yazı yazmak değil, kendinle bilinçli bir ilişki kurmaktır. Günlük; düşüncelerini düzenlediğin, duygularını adlandırdığın ve kendi iç dünyana alan açtığın bir yerdir. Gün içinde birçok rol üstlenirsin: öğrenci olursun, çalışan olursun, ebeveyn olursun, arkadaş olursun. Fakat günlükte rol yoktur. Orada sadece “sen” varsındır. Ne güçlü görünmek zorundasındır ne de doğru cümleler kurmak. O sayfalarda performans yoktur, maske yoktur, beklenti yoktur. Sadece dürüstlük vardır. Ve insan çoğu zaman en çok bu dürüstlüğe ihtiyaç duyar.
İçsel dönüşüm büyük kararlarla, ani değişimlerle ya da dramatik başlangıçlarla gerçekleşmez. Çoğu zaman küçük bir farkındalıkla başlar. Bir gün kalemi eline alıp “Bugün gerçekten nasılım?” diye sormakla… Bu soru basit gibi görünür ama derindir. Çünkü çoğu insan gün içinde ne düşündüğünü bilir ama ne hissettiğini bilmez. Günlük tutmak, zihni değil kalbi dinlemeyi öğretir. İnsan yazdıkça iç dünyasındaki karmaşa yavaş yavaş sadeleşir. Duygular isim bulur, düşünceler yerini bulur, içsel yükler hafifler. Kâğıda dökülen her cümle, zihinden bir parça ağırlık alır.
Bir mentör bakışıyla şunu net söylemek mümkündür: İnsanlar çoğu zaman hayatlarını değiştirmek ister ama kendilerini dinlemeyi bilmezler. Oysa iç ses duyulmadan yön bulunamaz. Günlük bu sesi görünür hâle getirir. Kimi zaman bir sayfada bir öfke çıkar, kimi zaman uzun süredir bastırılmış bir üzüntü. İnsan bunları fark ettiğinde kendine karşı daha şefkatli olmaya başlar. Çünkü yazmak, duyguları bastırmak değil; onları kabul etmektir. Kabul edilen duygu ise insanı yormaz, dönüştürür.
İçsel dönüşüm günlüğünün en güçlü yanlarından biri, zaman içindeki değişimi görünür kılmasıdır. Günlük tutulduğunda insan yalnızca anı kaydetmez; aynı zamanda gelişimini de kaydeder. Haftalar sonra, aylar sonra geriye dönüp okuduğunda şunu fark eder: “Ben aynı yerde değilim.” Bu farkındalık çok değerlidir. Çünkü dönüşüm yaşanırken çoğu zaman hissedilmez. İnsan ilerlediğini değil, eksiklerini görür. Günlük ise gelişimi somutlaştırır. Değişimin kanıtını insana kendi cümleleriyle gösterir.
Birçok kişi günlük tutarken “Güzel yazmam gerekiyor mu?” diye düşünür. Oysa içsel dönüşüm günlüğünde estetik ya da edebi başarı aranmaz. Bu bir edebiyat çalışması değil, bir içsel temizliktir. Kimi gün yalnızca birkaç kelime yazılır, kimi gün sayfalar dolar. Önemli olan süreklilikten çok samimiyettir. İnsan o sayfaya yorgunluğunu, kızgınlığını, umudunu, korkusunu yazabildiğinde gerçekten yazmış olur. Çünkü dönüşüm, mükemmel cümlelerle değil, gerçek cümlelerle başlar.
Günlük aynı zamanda insanın kendini tanıma sürecini hızlandırır. İnsan yazdıkça tekrar eden düşüncelerini, aynı duygulara verdiği benzer tepkileri fark etmeye başlar. Bu farkındalık büyük bir güçtür. Çünkü insan bilmediği şeyi değiştiremez. Günlük, görünmeyeni görünür kılar. Kişinin hangi konularda zorlandığını, nelerde güçlendiğini, hangi durumların onu tükettiğini ortaya çıkarır. Bu farkındalık zamanla bir pusulaya dönüşür. İnsan yönünü daha bilinçli seçer.
İçsel dönüşüm günlüğü yalnızca zor zamanlar için değildir. Aksine, iyi hissettiğin anları da kaydetmek içsel dengeyi güçlendirir. İnsan çoğu zaman acılarını yazar ama mutluluklarını yazmayı unutur. Oysa içsel gelişim, yalnızca sorunları görmek değil; iyi gelen şeyleri de fark etmektir. Bir gün iyi hissettiğinde bunu yazmak, o anı zihinde sabitlemek gibidir. Kişi daha sonra zorlandığında o sayfalara dönüp güç bulabilir. Günlük, insanın kendi iç kaynaklarını hatırlamasına yardımcı olur.
İçsel dönüşüm günlüğünün bir başka güçlü yönü de insana sabretmeyi öğretmesidir. Günlük tutan kişi zamanla şunu fark eder: Her duygu geçicidir, her düşünce değişebilir ve her dönem kendi içinde bir öğretmen taşır. İnsan yazdıkça acele etmeyi bırakır. Çünkü iç dünyasında olan biteni gözlemledikçe değişimin bir süreç olduğunu anlar. Bir günde büyük aydınlanmalar beklemek yerine küçük farkındalıkların değerini görmeye başlar. Bu da kişiye içsel bir sakinlik kazandırır. Sabır gelişir, öz şefkat artar ve kişi kendine karşı daha yumuşak bir dil kullanmayı öğrenir.
Günlük aynı zamanda insanın kendi hikâyesine tanıklık etmesini sağlar. İnsan çoğu zaman yaşadıklarını unutur, hissettiklerini küçümser ya da görmezden gelir. Oysa yazılan her satır, yaşanmış bir anın kaydıdır. Bu kayıtlar biriktiğinde insan yalnızca ne yaşadığını değil, nasıl dönüştüğünü de görür. Bir zamanlar zor gelen şeylerin artık daha hafif hissedildiğini fark etmek, kişiye büyük bir içsel güç verir. Çünkü dönüşüm bazen dışarıdan görünmez ama içeride derin bir kök salar. Günlük bu kökleri görünür kılar. Ve insan kendi gelişimine şahit oldukça kendine olan güveni artar.
Zamanla günlük bir alışkanlık olmaktan çıkar, bir yol arkadaşına dönüşür. Sorgulamaz, yargılamaz, acele ettirmez. Sadece dinler. Ve bazen insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey çözüm değil, anlaşılmaktır. Günlük bu alanı sağlar. İçsel dönüşüm bu yüzden sessizdir. Gürültüyle değil, farkındalıkla ilerler. İnsan bağırarak değil, anlayarak değişir.
İçsel dönüşüm günlüğü tutmak, insanın kendine verdiği görünmez bir sözdür: “Ben kendimi önemsiyorum.” Bu söz dışarıdan kimseye söylenmez ama içeride büyük bir karşılık bulur. Çünkü insan kendine zaman ayırdığında, kendini dinlediğinde ve kendi iç dünyasına değer verdiğinde gerçek gelişim başlar. Hayat dışarıda akmaya devam ederken, içeride büyüyen bir insan oluşur. Ve insan içeride büyüdüğünde, dışarıdaki hayat da yavaş yavaş şekil değiştirir.
Gerçek dönüşüm çoğu zaman sessiz başlar. Gösterişli değildir, hızlı değildir. Ama derindir. İçsel dönüşüm günlüğü bu derinliği görünür kılar. İnsan yazdıkça kendine yaklaşır, kendine yaklaştıkça hafifler, hafifledikçe güçlenir. Birey en sonunda şunu fark eder: Değişim aslında hep içeride bekliyordu; sadece görülmek istiyordu.























